Başvuru, iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında, birleşen davanın zaman aşımından dolayı reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında, birleşen davanın zaman aşımından dolayı reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 19/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, özel bir şirkette işçi olarak çalışmakta iken 13/2/2001 tarihinde meydana gelen bir iş kazasında %77 oranında daimî iş gücü kaybına uğramıştır. Başvurucu, olay nedeniyle sorumlular hakkında Osmaniye Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen zarar miktarına göre başvurucu davayı ıslah etmiş; Mahkeme 13/10/2008 tarihli kararında, kaza nedeniyle başvurucunun %77 oranında iş gücü kaybına uğradığını belirterek ıslah doğrultusunda başvurucunun maddi ve manevi tazminat talebini kısmen kabul etmiştir. Davalı tarafın temyizi üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/3/2010 tarihli kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme talebi üzerine Daire 8/7/2010 tarihli kararıyla onama ilamını kaldırarak davaya iş mahkemesinin bakması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme hükmünü bozmuştur. Dosya, Osmaniye İş Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmiş; bu arada başvurucu tarafından iş kazası sırasında yanında çalıştığı işverene karşı 19/6/2012 tarihinde açtığı tazminat davası (Mahkemenin E.2012/765 sayılı dosyası) başvuru konusu dava dosyası ile birleştirilmiştir. Mahkeme 20/2/2013 tarihli kararında, hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen 26/3/2012 tarihli rapora göre sigorta tarafından ödenen miktarın mahsubundan sonra ek dava açılarak esas dosyada hüküm altına alınan kısmın dışında kalan bakiye 679,12 TL'nin başvurucu tarafından birleşen davada talep edildiğini, başvurucunun bu talebinde hukuki yararının bulunduğunu, zararın Adli Tıp Kurumunun 28/8/2006 tarihli raporuyla öğrenildiğini, dolayısıyla bu tarihe göre zamanaşımı süresinin dolmadığını belirterek asıl davada 640,93 TL maddi, 000 TL manevi tazminata hükmetmiş; birleşen davada 679,12 TL maddi tazminatın davalı İ.Ç. İnşaattan tahsiline karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 18/3/2014 tarihli kararında, asıl davada usule ilişkin kazanılmış hak nedeniyle davalılar yararına hükmedilen miktarı aşacak şekilde birleşen davada kabul kararı verilemeyeceğini, ayrıca başvurucunun sürekli iş göremezliğinin 1/2/2002 ve 19/3/2002 tarihli Kurul raporlarıyla tespit edildiğini, bedensel zararın değişen ve gelişen bir durum arz etmediğini, dolayısıyla zararın Kurul raporlarıyla öğrenildiğinin açık olduğunu, bu açıdan Kanun'da yer alan on yıllık zamanaşımı süresinin birleşen dava tarihi itibarıyla sona erdiğini belirterek hükmü bozmuştur. Bozma kararına uyan Mahkeme 5/6/2015 tarihli kararında bozma gerekçesini yineleyerek asıl davayı 640,93 TL maddi, 000 TL manevi tazminat üzerinden kısmen kabul etmiş; birleşen davayı zamanaşımı nedeniyle reddetmiştir. Karar, Dairenin 27/3/2017 tarihli ilamıyla onanmıştır. Onama kararı 18/4/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, 19/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.