3. Hukuk Dairesi 2011/6753 E. , 2011/9749 K. MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde 5.000'er TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 1.500 liranın tahsili cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekilince temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacılar vekili dava dilekçesind…
**3. Hukuk Dairesi 2011/6753 E. , 2011/9749 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde 5.000'er TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 1.500 liranın tahsili cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekilince temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacıların "... ... Vakfı" başkanı ve yönetim kurulu üyesi olduklarını, vakfın kurucusunun 100.doğum günü nedeniyle düzenlenmesine karar verilen sempozyumda Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinde öğretim görevlisi olan davalının koordinatör olarak görevlendirildiğini, davalının vakıf yetkilileri ile yaptığı e-mail yoluyla yazışmalarında alaycı, küçümseyici ifadeler kullandığını, en son 26.02.2008 tarihli yazısında "İnternette araştırdım, iki tane ... var, biri kız meslek lisesi dikiş öğretmeni, ikincisi sizsiniz. Beni şaşırtan dikiş nakış öğretmeninin etkinliğinin sizden daha fazla olması" cümleleri ile hakaret ettiğini belirterek ayrı ayrı 5.000 er TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı cevabında, zamanaşımı bulunduğunu ve yazıların tümü gözönüne alındığında hakaret amacının olmadığını, katlanılması gerekli eleştiri mahiyetinde bulunduğunu beyan etmiştir. Mahkemece, davacı ...'un talebi yönünden yazıların bir kısmının zamanaşımına uğradığından, bir kısmının da hakaret içermediğinden bahisle davanın reddine, davacı ...'ın talebi yönünden ise davanın kısmen kabulü ile 1.500 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 25.11.2008 tarih, 2008/125665-102450 sayılı kararında, şikayet konusu 30.07.2007 ve 11.10.2007 tarihli yazılarında 6 aylık şikayet süresinin geçmesi nedeniyle, 26.2.2008 tarihli yazının ise kimseyi aşağılayıcı mahiyette söz sarf edilmediği, süreç içinde yaşananların ifade edilmesinden ibaret olup hakaret suçunun yasal unsurları oluşmadığından soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş, itiraz üzerine Sincan 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 03.09.2009 tarihli itirazın reddine ilişkin kararı ile kesinleşmiştir. Dava konusu 30.07.2007 tarihli yazının 12.08.2008 dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığı gibi 11.09.2007 tarihli yazı ile birlikte hakaret içerikli ifadeler bulunmadığından davacı ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak, uyuşmazlık hükme esas alınan 26.2.2008 tarihli yazıda "İnternette araştırdım, iki tane ... ismi karşıma çıktı. Birincisi Kız Meslek Lisesi Dikiş Nakış Öğretmeni, ikincisi sizsiniz. Beni şaşkınlığa düşüren dikiş nakış öğretmeni ...'ın sizden daha çok etkinliğinin olmasına" ilişkin cümlenin davacı ... yönünden kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Manevi tazminat, haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödencedir. Manevi zarar, mal varlığına dokunmayan, yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı harici değerlerde meydana gelen azalma olup, bu zarar manevi tazminat ile giderilmeye, azaltılmaya çalışılır. BK'nun 49.maddesi gereğince kişisel çıkarları (hakları) zarara uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir. Dava konusu edilen yazı ile yukarıdaki ilkeler birlikte değerlendirildiğinde hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediği, yazıda yer alan sözcüklerin birlikte çalışma ilişkisi içerisinde eleştiri mahiyetinde olup bir bütün olarak okunduğunda kimseyi aşağılayıcı mahiyette söz içermediği, sempozyum süresi içinde yaşananların ifade edilmesinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulmadığına göre mahkemece davacı ... yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.