11. Hukuk Dairesi 2023/5127 E. , 2024/6990 K. MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/907 Esas, 2023/1004 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2022/53 E., 2022/415 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin …
**11. Hukuk Dairesi 2023/5127 E. , 2024/6990 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/907 Esas, 2023/1004 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2022/53 E., 2022/415 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketinin 40 yılı aşkın süredir Türkiye'nin en büyük entegre piliç eti üreticisi olduğunu, müvekkilinin, “...” ibaresini içeren onlarca markasının bulunduğunu, davalının, 29. sınıfta 2019/57215 sayılı “...” markasını tescil ettirdiğini, müvekkiline gelen şikâyetlerde ve piyasa araştırmasında, davalının “...” markasını "... piliç" biçiminde taklit ettiğinin tespit edildiğini, müvekkiline ait markanın yazı karakteri, logo, renk, arka plandaki fontlar ve marka formatının davalı tarafından kopyalandığını, davalının, müvekkiline ait markaların tanınmışlığından yararlanmaya çalıştığını, davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen markanın kullanılmaya devam ettiğini, müvekkiline ait markaları ile davaya konu markanın, aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markaların aynı türdeki mallarla ilgili olduğunu, müvekkiline ait markanın tanınmış marka olduğunu, davalının, piyasadaki kullanımlarında markasını müvekkiline ait markaya birebir benzeterek kullandığını, bu durumun kötüniyet ve haksız yarar sağlama amacını ortaya koyduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2019/57215 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından marka işlem dosyası aşamasında ileri sürülen itirazların reddedildiğini, markanın taklit edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin müşterilerinin, dönerci, lokanta ve fabrikalar olduğunu, bu kişilerin ürünün adı değil müvekkilinin sağladığı sağlık ve taze ürün sunulmasına yönelik hizmet anlayışı olduğunu, müvekkilinin tabela, poşet, baskılı kağıt, kartvizit vb. bir kullanımının bulunmadığını, satım yaptığı tek yerin kendi işletmesi olduğunu, davacı markasındaki unsurların evrensel olduğunu, markaların benzer olmadığını, müvekkiline ait markada “...” ibaresinin yanına “...” ibaresinin eklendiğini, markaların benzer olmadığını, “...” ibaresinin “tavuk” sektöründe ürün adı, içeriği yahut tanıtımı ile ilgisinin bulunmadığını, kötüniyet iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; taraf markaları arasında “...” ve “Pİ” ibaresi bakımından farklılıkların bulunduğu, bu farklılıkların ilk bakışta tereddütsüz şekilde göz ardı edilmesinin mümkün görülmemesi karşısında markaların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığı, 6769 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca davaya konu marka ile davacı muterize ait markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunması, markaların hedef tüketici kitlesinin en azından bir kısmının dikkat seviyesinin düşük olması, iltibasın, sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen bunların kaynağının aynı işletme olduğuna ve malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de varlığının kabul edilmesi, işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile davaya konu markanın halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmesi, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olmasının yeterli olması karşısında davaya konu marka başvurusunda bulunan “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri” emtiaları bakımından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası bağlamında iltibas ihtimali bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına 2019/57215 sayı ile tescilli "..." markasının 29. sınıf içeriğinde yer alan "et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile işlenmiş her nevi et ürünleri " açısından sınırlı olarak kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince; Mahkemece delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, Mahkemece aldırılan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya içeriğine ve mevzuata uygun olduğu, Mahkemenin kanıtları taktirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 nci maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderini temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 01.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.