Başvuru, cinsel taciz suçunun işlendiği iddiasıyla Cumhuriyet başsavcılığına yapılan şikâyet üzerine başlatılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, cinsel taciz suçunun işlendiği iddiasıyla Cumhuriyet başsavcılığına yapılan şikâyet üzerine başlatılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/3/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun 7/9/2016 tarihli şikâyeti üzerine, Fatsa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından cinsel taciz, hakaret ve tehdit suçlarından ceza soruşturması başlatılmıştır. Başvurucu şikâyetinde; 6/9/2016 tarihinde A. ve ismini bilmediği kişilerce takip edildiğini, bu kişilerin cinsel içerikli sözler ve el kol hareketleriyle kendisini taciz edip tehdit ettiğini vurgulamıştır. Bu kişilerin evinin önünde bulunan F.H.nin kıraathanesinde oturup kendisi balkondayken ve yoldan geçerken cinsel içerikli laf atıp hakaret ettiğini belirterek bu olaylara ilişkin olduğunu iddia ettiği görüntü kayıtlarını Başsavcılığa teslim etmiştir. Başvurucu ayrıca kendisini rahatsız eden bazı şahısların adını bilmediğini ancak bu kişileri husumetli olduğu F.H.nin azmettirmiş olabileceğini ifade etmiştir. Başvurucu, Başsavcılıkta vermiş olduğu ifadesinde yukarıda belirtilen şikâyetlerini tekrarlamakla birlikte, yalnız yaşadığını, A. ve fotoğrafını sunduğu, adını bilmediği ancak öğretmen olduğunu öğrendiği şahsın kendisini sürekli rahatsız ederek adını çıkarmaya çalıştığını belirtmiştir. Fotoğrafını sunduğu şahsın cinsel içerikli el kol hareketi yaptığını, A.nın ve F.H.nin kıraathanesine müşteri olarak gelen diğer şahsın ise sözlü taciz, hakaret ve tehdit içerikli eylemlerinin olduğunu, bu eylemlere dair kaydettiği görüntüleri de delil olarak dosyaya sunduğunu vurgulamıştır. Başsavcılık 19/11/2016 tarihinde başvurucunun sunmuş olduğu görüntü kayıtlarını ve ifadesini Fatsa İlçe Emniyet Müdürlüğüne göndererek şüpheliler A., İ.B. ve tanık F.H.nin ifadelerinin alınmasını istemiştir. A. ifadesinde; başvurucunun şizofren olduğunu, benzer şikâyetleri zaman zaman yaptığını, üzerine atılı suçu kabul etmediğini beyan etmiştir. İ.B. beyanında; öğretmen olduğunu, başvurucuyu mahalleden tanıdığını, elinde kamerayla mahallede dolaşıp garip hareketler yapan biri olduğunu, olay günü de F.H.nin kıraathanesinde otururken kamerayla kendilerini kaydettiğini ancak kendisinin suç içerikli eylemi veya sözü olmadığını ifade etmiştir. F.H ise baldızı olan başvurucunun psikolojik sorunları olduğunu, elinde kamerayla kendisini ve yanındakileri kaydederek rahatsız edip gördüğü kişileri şikâyet ettiğini belirtmiştir. A. ve İ.B.nin müşterileri olduğunu, olay günü bu kişilerin başvurucuya karşı bir eylemlerinin olmadığını, başvurucunun olayları uydurduğunu vurgulamıştır. Ayrıca başvurucunun, eşi hakkında da akıl hastası olduğundan bahisle davacı olduğunu iddia etmiştir. Başsavcılık 28/12/2016 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; tanık F.H.nin beyanı tekrarlandıktan sonra şüphelilerin üzerilerine atılı suçu kabul etmedikleri hususu ile tanık ifadesi nazara alındığında şüphelilerin soruşturma konusu suçu işlediklerine dair soyut iddia dışında delil bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu anılan karara itirazında; F.H. ve eşi ile karşılıklı birçok davasının olduğunu, F.H.nin azmettirmesi sonucu sürekli rahatsız edildiği için suçüstü yapmak amacıyla yanında kamera taşıdığını belirtmiştir. F.H.nin eşinin ekte sunduğu mahkeme kararıyla kısıtlama ve vasi talepli olarak hakkında açtığı davanın reddedildiğini, bu davanın sonucuna dayanarak iftira ettiği için bu kişi hakkında tazminat davası açtığını ve davayı kazandığını belirtmiştir. Şikâyet ettiği hususları kamerayla tespit etmesine rağmen kayıtlar incelenmeden husumetli olduğu kişinin tanıklığına ve yalan beyanına güvenilerek takipsizlik kararı verilmesinin haksızlık olduğunu vurgulamıştır. Ünye Sulh Ceza Hâkimliği 14/11/2017 tarihinde, Başsavcılığın kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Nihai karar, başvurucuya 22/2/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 16/3/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ayrıca UYAP üzerinden yapılan incelemede; başvurucunun ceza soruşturmasında tanık olarak dinlenen F.H.nin eşi N.H. aleyhine Fatsa Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı manevi tazminat davasının 24/1/2013 tarihli karar ile kabul edildiği, anılan kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmüştür. Kararın gerekçesinde; başvurucunun kız kardeşi olan N.H.nin, başvurucunun kısıtlanması ve vasi tayin edilmesi talebi ile Fatsa Sulh Hukuk Mahkemesine 5/8/2010 tarihinde başvurduğu, dava dilekçesinde başvurucunun saldırgan ve akıl hastası olduğunu, bir kadının kafasını yaraladığını, bir banka şube müdürüne tabanca çektiğini, kendisine ve kızına ayrıca komşu esnafların tamamına hakaret ettiğini iddia ettiği belirtilmiştir. Fatsa Sulh Hukuk Mahkemesince verilen yetkisizlik kararı üzerine Erdemli Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda Mersin Devlet Hastanesi Baştabipliğinin 4/4/2011 tarihli raporuna istinaden davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan raporla başvurucunun aklı ve şuurunun yerinde olduğu, medeni haklarını kullanabileceği, vasi tayinine gerek olmadığının tespit edildiği ve tanık anlatımları gözetildiğinde vesayet altına alınması için verilen dilekçede belirtilen hususların doğru olmadığını, başvurucunun mal varlığını idare etmek için bu yola başvurulduğunun anlaşıldığı vurgulanmıştır. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Cinsel taciz" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1)Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına, fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur..." 5237 sayılı Kanun'un "Tehdit" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1)Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur...." 5237 sayılı Kanun'un "Hakaret" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir...." 4/12/2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. (2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 5271 sayılı Kanun'un "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.... "