6. Ceza Dairesi 2023/15954 E. , 2024/8192 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1679 E., 2022/3853 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğ
**6. Ceza Dairesi 2023/15954 E. , 2024/8192 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1679 E., 2022/3853 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılan vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Sanık müdafiinin diğer temyiz sebepleri de yerinde görülmemiştir. Ancak; Somut olayda yağma suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı, Dairemiz tarafından yeniden değerlendirilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve 2016/33 sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle; “5237 sayılı TCK'nın 148. maddesinin 1. fıkrasında yağma suçunun temel şekli, 2. fıkrasında senedin yağması, 3. fıkrasında cebir karinesine yer verilmiş, 149. maddesinde nitelikli yağma, 150. maddesinde ise kişinin hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla yağma suçunu işlemesi ile yağmada değer azlığı düzenlenmiştir. Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı TCK'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. 765 sayılı TCK döneminde “gasp” olarak ta adlandırılan yağma, esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilâve unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır. Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır. Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir.” “Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur... Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır. Yarar sağlamak kavramıyla, sadece malvarlığındaki artışları anlamamak gerekir. Failin elde etmeyi umduğu her türlü tatmin ve haz yarar kavramının içinde düşünülmesi gerekir. Örneğin, bir kimsenin nişanlısına hediye etmek için bir yüzük, bir bahçeden gül çalması da yarar kapsamında değerlendirilmelidir. Failin amaçladığı yarar kendisine olabileceği gibi, başkasına da yönelik olabilir (Hasan ... GÖKCAN – Mustafa ARTUÇ, Yorumlu/Uygulamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi – 4. Cilt, sahife 5005–5006).” “Cebir ve tehdit, malvarlığına karşı işlenen suçta araç olduğundan, yağma suçuna malvarlığına karşı işlenen suçlar bölümünde yer verilmiştir (Hasan ... GÖKCAN – Mustafa ARTUÇ, Yorumlu/Uygulamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi – 4. Cilt, sahife 5242–5343).” Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun maddi ve manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde; I.Sanık ...'nun katılan ... 'un eski eşi olduğu, suç tarihi olan 18.01.2016 tarihinde sabah saat 08.00 sıralarında işe gitmek için evden çıkan katılanın apartman boşluğunda olduğu sırada sanığın yanına gelerek telefonunu istediği, katılanın telefonu vermeyeceğini söylemesi üzerine boğazına bıçak dayayarak "seni keserim, vermezsen buradan ölün çıkar" diyerek tehdit ettiği, korkan mağdurun "bıçağı verirsen, telefonu vereceğim" demesi üzerine sanığın bıçağı katılana verip telefonu aldığı ve daha sonra da telefonla birlikte olay yerinden uzaklaştığı iddia edilerek kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama neticesinde, sanığın katılanı bıçakla ölümle tehdit etmek suretiyle telefonu almasıyla yağma eyleminin tamamlandığı, sanığın telefonu almasındaki saikin suçun oluşumuna herhangi bir etkisi olmadığı gibi, telefonun makul bir sürede mağdura geri verilmemesi dikkate alındığında sanığın kastının sadece telefonu incelemek olmadığının da açıkça ortada olduğu, buna göre sanığın yağma suçundan cezalandırılması gerektiği belirtilerek sanık hakkında nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş ise de, katılanın kollukta alınan beyanında; sanığın kendisini bıçakla tehdit etmesi üzerine sanığa bıçağı verirse telefonu vereceğini söylemesi bıçağı veren sanığa telefonunu verdiğini belirtmesine karşın, mahkemede alınan beyanında, "omuzumda çapraz vaziyette asılı bulunan çantamı asılı olduğu halde ters çevirerek içini boşalttı. Cüzdanımı düştüğü yerden aldı ve içini karıştırdı. Sonrasında cebimde bulunan cep telefonumu aldı. Telefonumu almadan önce beni duvara sıkıştırdı. Ben onu iteklemeye çalıştım. Ancak o bana telefonunu ver, beni uğraştırma dedi. Üzerimi arayarak eteğimin cebinde bulunan telefonu elimden aldı." şeklinde birbiriyle çelişen beyanları ile bilirkişi raporlarında cep telefonunun zorla alındığına dair bir kaydın bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyete yeter ölçüde her türlü şüphden uzak kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı anlaşılmakla, şüphe sanık lehine yorumlanarak atılı suçtan beraat kararı verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, II. Kabule göre de, sanık ile katılanın eski eş oldukları, aralarında husumet bulunduğu, katılanın mahkemede alınan beyanında, sanığın kendisinden boşandıktan sonra başka biri ile evlendiğini, ancak kendisinden boşandıktan sonra bunu hazmedemediğini, kendisine biriyle evlenecekmişsin böyle birşey yapma gibisinden uyarıda bulunduğunu olay günü de telefonunun şifresini istediğini "bu telefonun içinden bişey çıkarsa parça parça keseceğim" şeklinde tehdit ettiğini belirtmesi karşısında, sanığın ekonomik yarar sağlamak amacıyla, faydalanma kastı ile atılı suçu işlediği yönünde delil bulunmadığı, sanığın katılanı silahla tehdit ederek katılanın cep telefonunu alması fiilinde, silahla tehdit suçu yanında ayrıca yağma suçunun oluşmayacağı, zira sanığın, Kanun'un kabul ettiği anlamda yarar sağlama maksadıyla hareket etmediği, bu nedenle müsnet suçun manevi unsurunun oluşmadığı, sanığın silahla tehdit suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği ve telefonu faydalanmak maksadı ile aldığı hususu ... olmadığından, unsurları yönünden oluşmayan nitelikli yağma suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz isteği bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ilk cümlesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.