10. Hukuk Dairesi 2024/5406 E. , 2025/3271 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1711 E., 2024/275 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/41 E., 2023/210 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesin
**10. Hukuk Dairesi 2024/5406 E. , 2025/3271 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1711 E., 2024/275 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/41 E., 2023/210 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 04.03.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ...ile davacılar adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; iş kazası nedeniyle müvekkilinin iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığını, kazanın oluşumunda davalının kusurlu olduğunu ileri sürerek davacı kazalı Mustafa için 799.630,83 TL maddi, 200.000,00 TL manevi, eş için 20.000,00 TL manevi, çocuklar için 10.000,00’er TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazasının oluşumunda davacı kazalının %10, davalı işverenin %90 oranında kusurlu olduğu, sigortalının iş kazası nedeniyle %72,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle davacı kazalı lehine 741.732,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, davacılar eş ve çocukların manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin, iş kazası tanımına aykırı şekilde işyeri dışında ve işle ilgisi bulunmayan bir sağlık problemi sonucunda meydana gelen zarardan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, somut olayın işverenin gözetimi ve kontrolü dışında gerçekleştiğini, davacının beyin kanaması geçirmesinin iş kazası tanımına uymadığını, bu nedenle yerel ve istinaf mahkemelerinin değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, davacının işyerinde geçirdiği parmak yaralanmasına ilişkin gerekli tıbbi müdahalelerin yapıldığını, ardından taburcu edildiğini, beyin kanaması geçirmesinin hastane hatası ve davacının bünyesel durumu ile ilgili olduğunu, bu sebeple oluşan maluliyetin iş kazası kapsamında değerlendirilemeyeceğini, olayın iş kazası olduğunu ve kusuru kabul etmeksizin, maluliyetin belirlenmesinde etkili olan diğer faktörlerin göz ardı edildiğini, davacının şeker hastası olduğuna dair itirazlarının dikkate alınmadığını, sigorta rücu dosyasında şeker hastalığının serebrovasküler hastalığa etkisinin %60 olarak belirlendiğini, yalnızca parmak amputasyonu yönünden maluliyet oranı belirlenmiş olması gerekirken farklı oranlar ve kusur oranlarıyla çelişkili biçimde hüküm kurulduğunu, bu çelişkiye Bölge Adliye Mahkemesi kararında da yer verilmediğini, kazaya sebep olan olayın, davacının henüz durmamış olan merdaneden folyoyu koparmaya çalışması sonucu meydana geldiğini, davacının almış olduğu eğitime ve iş tecrübesine aykırı şekilde tedbirsizce hareket ettiğini, Gebze 3. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasındaki bilirkişi raporunda davacının asli kusurlu bulunduğunu, buna rağmen eldeki dosyada yalnızca %10 oranında kusurlu kabul edilmesinin hatalı ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının eyleminin tamamen kendi kusurlu ve ani hareketinden kaynaklandığını, işverenin bu durum üzerinde bir kontrol imkânı bulunmadığını, illiyet bağının davacının kusurlu davranışı nedeniyle kesildiğinin kabul edilmesi gerektiğini, olayın gelişiminde üçüncü kişi konumundaki hastanenin kusurunun da bulunduğunu, hastanenin davacının beyin kanaması geçirdiğini fark etmeyerek gerekli müdahaleyi yapmadığını, bu gecikmenin maluliyetin oluşumuna sebep olduğunu, bu nedenle illiyet bağının hastane kusuru ile de kesildiğinin kabulü gerektiğini, sigorta rücu dosyasında meslekte kazanma gücü kaybı oranının hem sol el D1 amputasyonu hem de beyin embolisi açısından ayrı ayrı tespit edilmesi amacıyla dosyanın Yüksek Sağlık Kuruluna gönderildiğini, YSK’nın 07.08.2023 tarihli raporunda yalnızca sol el amputasyonu yönünden %18,2 oranında kayıp belirlendiğini, bu orana da itiraz ettiklerini ve dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini talep ettiklerini, çünkü bu oranı gerektirecek bir durum bulunmadığını, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, beyin kanamasının tamamen davacının özel sağlık durumu ile ilgili olduğunu, bu nedenle iş kazası ile beyin kanaması arasında illiyet bağı kurulup kurulmadığının ancak bir nöroloğun da yer aldığı uzman heyet tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, Adli Tıp Kurumu raporuyla yetinilmesinin yeterli olmadığını, davacının bünyesel durumu kapsamında kaçınılmazlık ilkesinin değerlendirilmediğini, SVH (serebrovasküler hastalık) geçirmesinin öngörülemez bir durum olduğundan davanın reddi gerektiğini, bu itirazlarının kabul görmemesi hâlinde en azından hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda pasif dönemin 2024 yılı Ocak ayı ile başlatıldığını, bu tarih hatalı olduğundan hesaplamaların da hatalı yapıldığını, işçinin halen hayatta olduğu dikkate alındığında rapor tarihindeki yaşının esas alınması gerektiğini, aksi hâlde mükerrerlik oluştuğunu, bu hususta da hata yapıldığını, 2012/1. dönem maaş bordrolarının dosyada mevcut olduğunu, davacının net gelirinin asgari ücret artış katsayısı, ortalama katsayı ve memur maaş katsayısı esas alınarak artırılması gerektiğini, ücretin belirlenmesinde hataya düşüldüğünü, SGK tarafından yapılan PSD (peşin sermaye değeri) ödemesinin bağlanma tarihinden itibaren %9 yasal faizle hesaplanarak tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, manevi tazminat miktarının fazla olduğunu beyan edip kararın temyizen incelenerek bozulmasını talep etmiştir. A. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Davalı vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacılar lehine hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine karar verilmiştir. 2. Davalı vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından Bölge Adliye Mahkemesince başvurusu esastan reddedilen davalıdan alınması gereken nispi istinaf karar harcı belirlenirken eksik hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davalı vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE, 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının davalıdan alınması gereken nispi istinaf karar harcına ilişkin 2 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "2-Alınması gereken 58.864,91 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 14.716,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 44.148,66 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına," ibarelerinin yazılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Davalı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.