11. Hukuk Dairesi 2013/1367 E. , 2013/18288 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) Taraflar arasında görülen davada Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/10/2012 tarih ve 2012/316-2012/409 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, l…
**11. Hukuk Dairesi 2013/1367 E. , 2013/18288 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) Taraflar arasında görülen davada Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/10/2012 tarih ve 2012/316-2012/409 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının 06/02/1995 - 19/02/2002 tarihleri arasında vekili bulunduğu şirketin sorumlu müdürü olarak çalıştığını, davalının işten ayrılmasını takiben yapılan vergi incelemesi neticesinde şirketle ilgili maliye ve muhasebe işlemlerinin yasalara uygun gerçekleştirilmediği, defter ve belgelerin düzenli olmadığı, vergi beyannamelerinin zamanında verilmediğinin tespit edilerek şirket aleyhine vergi cezalarının tahakkuk ettirildiğini ve şirketin zarara uğratıldığını, vergi zıyaı cezası, KDV ödememekten doğan gecikme faizleri, usulsüzlük ve çeşitli diğer cezalar tahakkuk ettirildiğini ve müvekkili şirketçe bu cezaların ödendiğini, bu işlemlerin davalının müdür olarak çalıştığı döneme ait olduğunu ileri sürerek, 8.322,53 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava dilekçesinde taleplerin net olmadığını, müvekkilinin davacı şirketteki görevini eksiksiz ve özenle yaptığını, vergi cezası, gecikme faizi ve usulsüzlük cezalarından sorumlu tutulamayacağını, cezaların müvekkilinin istifasından sonra oluştuğunu, kaldı ki bir döneme ait vergilerin 1 yıl sonra ödendiğini, savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen 13.05.2009 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalının şirket müdürü olarak görev yaptığı tarihlerde davacı şirketin 1999 yılına ilişkin hesaplarının vergi incelemesine tabi tutulması sonucu, davacı şirketin vergi cezası ödemek zorunda kaldığı ve davalının yönetim ve temsili nedeniyle bu durumdan sorumlu olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 7.842,70 TL'nin 28/05/2003 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, limited şirket müdürünün şirkete verdiği iddia olunan zararın tahsili istemine ilişkindir. TTK'nın 556. maddesi hükmünde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile somut uyuşmazlığa TTK'nın 341. maddesinin uygulanması gerekecektir. TTK'nın 341. maddesi hükmünde, sorumluluk davasının açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararının bulunması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bunun yanı sıra limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen TTK'nın 539. maddesinin 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde bulunduğu öngörülmüştür. TTK'nın 548. maddesinde ise ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde, idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK'nın 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir.O halde ortak sayısı 20'den fazla ise davanın denetçiler tarafından, aksi halde yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi konusunda ortaklar kurulu ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların karar ve muvafakatlarının alınması ve vekaletnamelerinin ibrazı amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve kapsamına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmediğine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.