2. Ceza Dairesi 2012/30216 E. , 2013/22392 K. Tebliğname No : 6 - 2011/42143 MAHKEMESİ : Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi TARİHİ : 23/09/2010 NUMARASI : 2010/497 (E) ve 2010/498 (K) SUÇ : Hırsızlık Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, Bina veya eklentisinde muhafaza altına alınmayan ve yakınanın evinin önündeki sokağa park edilerek kapıları açık bırakılan aracın çalındığı olayda, sanığın eyleminin 5237…
**2. Ceza Dairesi 2012/30216 E. , 2013/22392 K.** **"İçtihat Metni"** Tebliğname No : 6 - 2011/42143 MAHKEMESİ : Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi TARİHİ : 23/09/2010 NUMARASI : 2010/497 (E) ve 2010/498 (K) SUÇ : Hırsızlık Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, Bina veya eklentisinde muhafaza altına alınmayan ve yakınanın evinin önündeki sokağa park edilerek kapıları açık bırakılan aracın çalındığı olayda, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCY.nın 141/1.maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanunun 142/1-b maddesinden hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA , 01.10.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Sanığın, kapıları açık olarak sokağa park edilmiş suça konu aracı düzkontak yapmak suretiyle çalması biçimindeki eyleminin, TCK'nun 142/1-b maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğu kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun, aynı yasanın 141/1. maddesine uyan suçu oluşturduğunu kabul ederek hükmün bu nedenle bozulması yönündeki görüşüne katılmıyoruz. 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b ve 142/2-d madde metinleri ile Yargıtayın yerleşmiş uygulamaları gözetilerek, otomobil ve diğer taşıtların kapılarının kilitlenmesi halinde araç ve aracın içerisindeki eşyanın anılan maddeler kapsamında koruma altına alındığı kabul edilip, bu kilitlerin, anahtar uydurularak açılıp, araç veya içerisindeki eşyanın çalınması durumunda, eylemin TCK'nun 142/2-d maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu, kapı kilidi veya aracın camı kırılarak veya herhangi bir şekilde kilit devre dışı bırakılarak araç veya içerisindeki bir eşyanın çalınması halinde ise, eylemin aynı yasanın 142/1-b meddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu kabul edilmektedir. Yine, kontak kilidine anahtar veya başka bir alet uydurmak suretiyle aracın çalıştırılıp çalınması halinde de, aynı şekilde, eylemin 142/2-d maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı Yargıtay'ın, hırsızlık suçlarına bakmakla görevli olan üç ceza dairesi tarafından kabul edilmekte olup, bu dairelerin yerleşik uygulamaları da bu yöndedir. Çünkü aracın kapı kilidi nasıl ki araç ve içerisindeki eşyayı korumakta ise, aracın kontak kilidi de aracın motorunun çalışmasını sağlamanın yanında aynı zamanda aracı da korumaktadır. Aksine yorumla, araçların kontak kilitlerinin yasal anlamda aracın muhafazasını veya korunmasını sağlamadığını kabul etmek, kontak anahtarı üzerinde bırakılmış bir aracın, bu anahtarla kolayca çalıştırılıp çalınması eylemiyle, kapıları bir şekilde açık bırakılmış aracın kontak kilidi veya direksiyon kutusu kırılarak düzkontak yapılmak suretiyle çalınması eyleminin, yasal anlamda aynı nitelikte olduğu sonucunu doğuracaktır ki, bu durum hukuk mantığına aykırı olacağı gibi hırsızlık suçuyla ilgili olarak ayrıntılı düzenleme yapma yöntemini seçmiş olan yasa koyucunun iradesine ve yasa metnine de uygun olmayacaktır. Konunun tartışılabilecek bir başka yönü de; sokakta kapıları kilitlenmeden park edilmiş olan aracın kontak kilidi ya da direksiyon kutusu kırılmadan, açıkta bulunan kablo uçlarının birleştirilmesi suretiyle veya bilinmeyen bir şekilde çalıştırılarak çalınması ya da kapıları açık veya kilitli olan aracın, çekiciye yüklenerek çalınması halinde, her iki halde de kontak veya kapı kilitlerine hiçbir müdahalede bulunulmamış olacağından, eylemin, TCK.nun 142/1-b maddesindeki, "hırsızlık suçunun, herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında" işlenmesini düzenleyen nitelikli haline uyup uymayacağıdır. Aracın çalınma biçimlerine ilişkin bahsettiğimiz bütün bu hallerde, eylem, yasanın 142/1.maddesinin (b) bendinin birinci cümlesi kapsamında tanımlanan nitelikli hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Zira, madde metninde, yasa koyucu suçun işleniş biçimine yönelik bir ölçüt koymayıp, suçun işlenmesi yöntemiyle ilgili olarak seçimli hareket öngörmüştür. Başka bir ifadeyle her ne şekilde çalınırsa çalınsın, bu şekildeki eylemler, yasanın 142/1-b maddesi kapsamında değerlendirilmelidir. Suçun işleniş biçimine göre bir değerlendirme veya yorum yapılması halinde ilkesel bir sonuca ulaşılamayacağı gibi benzer eylemlerden dolayı çelişkili kararlar verilmesi kaçınılmaz olacaktır. Madde metninden anlaşılacağı üzere, eşyanın kilitlenmek suretiyle koruma veya muhafaza altına alınmış olup olmaması ihtimallerine göre nitelendirme yapılması ve yukarıdaki örnekte de sokağa park edilmiş olan aracın gerek kontak, gerekse kapı kilitlerinin aracı muhafazaya yönelik olduğunun kabulü ile araç ne şekilde çalınırsa çalınsın eylemin, TCK'nun 142. maddenin 1. fıkrasının “b” bendinin 1. cümlesine uyan suçu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Kanaatimizce ancak bu şekildeki yorumla, uygulama birliği sağlanıp, isabetli hukuki sonuçlara ulaşılabilecektir. Araçların kapı kilitlerinin aracı ve araç içerisindeki eşyayı korumaya yönelik olduğu uygulamada tartışmasız kabul edildiği halde, aracın kontak kilidinin yasal anlamda aracı korumaya veya muhafazaya yönelik bir kilit sistemi olduğu olgusuna, (somut olayımızda olduğu gibi) bazı hukukçular ihtiyatla yaklaşmakta, bunun doğal sonucu olarak da eylemin basit hırsızlık suçunu oluşturduğu sonucuna varmaktadırlar. Konuyla ilgili olarak karşılaşılabilecek sorunlardan biri de, kapısı kilitli çelik kasa veya dondurma dolabının çalınması eylemleri ile kapısı kilitli veya kontağı kapalı otomobilin çalınması eylemlerinin birbirinden farklı veya aynı nitelikte olup olmadığıdır. Sorunun çözümünden önce, madde metnine yeniden gözatacak olursak; hırsızlık suçunun, “... kilitlenmek suretiyle ...... muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında” işlenmesi öngörülmüştür. Çelik kasa veya dondurma dolabının sırf kapısının kilitlenmesiyle muhafaza altına alınmış olmayacağı hepimizin malumudur. Çelik kasa ağırlığı itibarıyla korunaklı olabilecek ise de, bu tür eşyaların kilitleri çelik kasayı veya dondurma dolabını korumaya yönelik olmayıp, içerisindeki eşyayı korumaya yöneliktir. Motorlu araçlar ise hayatın olağan akışı içerisinde, kapıları kilitlenmek suretiyle aracın kendisi de bu şekilde muhafaza altına alınıp açıkta bırakılmaktadır. Açıkta bırakılmakla birlikte kapıları kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış aracın kendisinin veya içerisindeki eşyanın çalınması halinde eylem TCK'nun 142/1-b maddesine uyan suçu oluşturacaktır. Çelik kasa yönünden ise; kilitli bir çelik kasanın anahtar uydurularak açılması ve içerisinden eşyanın çalınması eylemi, aynı yasanın 142/2-d maddesi kapsamına girecek, kilit kırılmak suretiyle veya anahtar uydurma dışında başka bir şekilde kilit devre dışı bırakılarak içerisinden eşyanın çalınması halinde eylem 142/1-b maddesi kapsamında değerlendirilecek, çelik kasanın kendisinin çalınması halinde ise, bulunduğu yere göre bina dahilinde ise 142/1-b maddesi, açık yerde ise (ör: açık pazar yerinde) 141/1. maddesi kapsamında hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Örnekteki nitelendirmeler birbiriyle çelişkili gibi gözükse bile, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasını yansıtmakta olup yasa metnine de uygun olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Şimdi asıl konumuz olan aracın kontak kilidinin, yasanın aradığı anlamda aracı korumaya yönelik bir kilit olup olmadığı konusuna dönecek olursak; öncelikle bu kilidin, aracın çalışmasını sağlaması yanında, aracı koruma fonksiyonuna da sahip olduğunda şüphe bulunmamaktadır. Aksi halde, aracın anahtar ile çalıştırılması yerine, herhangi bir düğme ile çalışması sağlanabilirdi. Hayatın olağan akışı içinde, kontak anahtarı bulunmayan araç, bir çekiciyle veya başka bir araca bağlanarak ya da düzkontak yapabilecek teknik bilgisi bulunan bir kişinin yardımıyla aracın motoru çalıştırılarak nakledilebilmektedir. Aracın çalınması halinde de benzer yöntemler kullanılmak durumundadır. Bu nedenle araçların kontak kilitlerinin de kapı kilitleri gibi yasal anlamda aracı koruma fonksiyonuna sahip olduğunu kabul etmek gerektiği kanaatindeyiz. Kontak kilidine anahtar uydurularak aracın çalıştırılması suretiyle çalınması halinde, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre eylemin, TCK.'nun 142/2-d maddesi kapsamında “kilit açmak suretiyle” hırsızlık suçu kapsamında kabul edilmesi karşısında, aynı kilidin kırılarak veya bir şekilde devre dışı bırakılarak aracın çalınması halinde, eylemin aynı yasanın 142/1-b maddesine uyan suçu oluşturacağının kabulü yerine, kilidin yok sayılması suretiyle, TCK'nun 141/1. maddesi kapsamında basit hırsızlık suçunu oluşturacağının kabul edilmesi kanaatimizce esaslı bir çelişkidir. Yukarıda arzetmeye çalıştığımız nedenlerle sayın çoğunluğun, eylemin TCK.nun 141/1. maddesine uyan suçu oluşturduğuna ilişkin bozma düşüncesine katılmıyoruz.