3. Ceza Dairesi 2023/22199 E. , 2024/6614 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E T U T U K L U İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI :2023/30 E., 2023/73 K. SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM :Mahkûmiyet ve müsadere TEMYİZ EDENLER :Sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkr
**3. Ceza Dairesi 2023/22199 E. , 2024/6614 K.** **"İçtihat Metni"** B O Z M A Ü Z E R İ N E T U T U K L U İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI :2023/30 E., 2023/73 K. SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM :Mahkûmiyet ve müsadere TEMYİZ EDENLER :Sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.HUKUKÎ SÜREÇ Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 12.04.2022 tarihli ve 2021/1715 Esas, 2022/1896 Karar sayılı bozma kararı üzerine; Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2023/30 Esas, 2023/73 sayılı Kararı ile; A.Sanık ... Hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir. B.Sanık ... Hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, (Sanık tarafından fiilen satın alınan) 21 FN 027 plaka sayılı aracın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık ... müdafii tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri: Atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, kast unsurunun gerçekleşmediğine, etkin pişmanlık hükümlerinin hatırlatılmadığına, delillerin toplanmadığına, kuvvetli suç şüphesinin oluşmadığına, müvekkilin üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut delil bulunmadığına ve sair hususlara ilişkindir. B.Sanık ... müdafii tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri: 04.05.2023 tarihinde duruşma yapılarak mazeretlerin kabul edildiğine, kendilerine 08.05.2023 tarihinde tebligat gönderildiğine, bir gün sonra 09/05/2023 tarihinde duruşma yapılmak sureti ile UETS ile ilgili tebligatların 5. gün sonunda okunmuş sayılacağı yasal düzenlemesine aykırı davranıldığına, usulsüz tebligatla duruşma gün ve saatinde yapılan duruşmanın, savunma hakkının kısıtlanması olup müvekkilin tutuklululuk halinin devamına karar verilmek amacı ile duruşma yapıldığını düşünmelerine yol açtığına, suçta kullanılan 21 FN 027 plaka sayılı aracın sanıklardan Yusuf tarafından henüz devri gerçekleşmemiş olsa da fiilen satın alınması nedeniyle sanık ...'a ait olduğundan TCK'nın 54/1 inci maddesi gereğince müsaderesine karar verilmişse de, resmi şekilde düzenlenmeyen araç satış sözleşmelerinin geçersiz olduğuna, bu nedenle adı gecen aracın Yusuf'un adına kayıtlı gibi müsaderesine karar verilmesinin Noterlik Kanunu ve tüm HGK ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğuna, aracın fiili sahibinin ruhsat sahibi olduğuna dair herhangi bir yasal düzenleme olmaması karşısında yasal düzenlemelere aykırı karar verilmesinin bozma nedeni olduğuna, nitekim icra borçlularının kullandıkları ancak adlarına kayıtlı olmayan araçlarının fiili haciz ile yakalanması mümkün olmadığı gibi ruhsat kaydına dahi haciz konulamadığına, dosyada istinaf yolu açık olmak üzere karar verilmesi gerekirken Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmesinin yasal olmadığına ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesinin Kabulü A.Sanık ... yönünden yapılan değerlendirme: "...her ne kadar mahkememizce sanığın üyesi bulunduğu DEAŞ silahlı terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, 21 FN 027 plaka sayılı aracın güvenlik güçlerince durdurulması üzerine yakalanmamak için direnerek cebinde bulunan el bombasını patlatmaya çalıştığı, bu şekilde cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek suçunu işlediği belirtilerek cezalandırılmasına karar verilmiş ise de mahkememizce de uyulmasına karar verilen Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 12.04.2022 tarih 2021/1715 Esas, 2022/1896 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere sanık ...'in dosya kapsamına yansıyan eylemleri itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren eylem ve faaliyetlerinin TCK'nın 314/2 inci maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacağı anlaşılmakla sanığın DEAŞ silahlı terör örgütünün örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığı, DEAŞ silahlı terör örgütünün kuruluş amaçları, faaliyet ve eylemleri kapsamında örgütün hiyerarşik yapısına dahil olarak süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk içeren faaliyetlerde bulunduğu ve üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği dosya kapsamında toplanan tüm delillerden anlaşılmıştır. Bu itibarla, sanığın TCK'nın 309 uncu maddesi gereğince Anayasayı İhlal suçu ile ilgili olarak yapılan yargılama neticesinde atılı suçun işlediğine dair iddia dışında cezalandırmaya yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından sanığın CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine; sanığın sabit olan silahlı terör örgüne üye olmak suçundan TCK'nın 61/1. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerde gözetilerek sanığın örgüt içerisinde yüklendiği pozisyon, eylemlerinin yoğunluğu, sürekliliği ve çeşitliliği nazara alınarak sanığın DEAŞ silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1 inci maddeleri gereğince taktiren ve teşdiden cezalandırılmasına karar verilmiştir...." B.Sanık ... yönünden yapılan değerlendirme: "...terör örgütü üyeliğinin temadi eden bir suç olduğu, terör örgütü üyeliği için kişinin rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması ve kişinin örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılması gerektiği, organik bağın, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup üyeliğin en önemli unsuru olduğu, nitekim Yargıtay'ın yerleşik uygulama ve içtihatlarında; silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması gerektiğinin belirtildiği, bu kapsamda sanığın kullanımında bulunan araçta canlı bomba eylemi gerçekleştirecek olan sanık ... ile birlikte yakalanması gizli tanık piramitin beyanlarını doğruladığı, sanık ...'in hazırlık beyanları ile tanık ...'nın beyanlarının uyumlu olduğu, dolayısıyla sanığın kod adını kullandığı, her ne kadar sanık ... hakkındaki suçlamaları ve beyanları kabul etmediğini beyan etmiş ise de savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kabul edilerek sanığın DEAŞ silahlı terör örgütünün örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığı, DEAŞ Silahlı terör örgütünün kuruluş amaçları, faaliyet ve eylemleri kapsamında örgütün hiyerarşik yapısına dahil olarak süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk içeren faaliyetlerde bulunduğu ve üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği dosya kapsamında toplanan tüm delillerden anlaşılmıştır. Bu itibarla sanığın sabit olan silahlı terör örgüne üye olmak suçundan TCK'nın 61/1 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerde gözetilerek sanığın örgüt içerisinde yüklendiği pozisyon, eylemlerinin yoğunluğu, sürekliliği ve çeşitliliği nazara alınarak sanığın DEAŞ silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1 inci maddeleri gereğince taktiren ve teşdiden cezalandırılmasına karar verilmiştir...." Tespitlerine yer verilmiştir. IV. GEREKÇE A.Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümler yönünden Bozmaya uyularak yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar ... ve ... müdafilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdükleri temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B.Sanık ... hakkında müsadereden kurulan hüküm yönünden Türk Ceza Hukukunda bir suçun karşılığında uygulanabilecek yaptırımlar, cezalar ve güvenlik tedbirleri olarak belirlenmiştir. Bir suçun karşılığında uygulanacak yaptırım olarak cezalar hapis ve adli para cezasından( TCK madde 45) ibarettir. Güvenlik tedbirleri ise belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma(TCK madde 53), eşya müsaderesi (TCK madde 54), kazanç müsaderesi (TCK madde 55), çocuklara özgü güvenlik tedbirleri (TCK madde 56), akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri (TCK madde 57), mükerrir ve özel tehlikeli suçlulara özgü güvenlik tedbirleri (TCK madde 58), tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerinden (TCK madde 60) ve TCK’nın 60 ıncı maddesini daha da genişleten 6415 sayılı Kanunun 4/5. maddesinde hüküm altına alınan tedbirlerden oluşmaktadır. Türk Ceza Kanununda müsadere TCK’nın 20, 54, 55 ve 60 ncı maddeleri ile 6415 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanununun Cezaların Şahsiliği başlıklı 20 nci maddesinde; “(1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. (2) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Türk Ceza Kanununun Eşya Müsaderesi başlıklı 54 üncü maddesinde; “(1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md.) Eşyanın üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir. (2)Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir. (3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir. (4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir. (5) Bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir. (6) Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur.” şeklinde hükümlere yer verilmiştir. TCK’nın 54 üncü maddesinde esasen suçta kullanılan suça tahsis edilen veya suç işlemek için hazırlanan eşyanın bir güvenlik tedbiri olarak devlete geçirilmesi, bir başka deyişle müsaderesi ifade edilmektedir. Ceza hukukunda çok eski devirlerden beri uygulanan bir müeyyide türü olarak hemen hemen bütün hukuk düzenlerinde rastlanmakta olan müsadere işlenen bir suçtan dolayı belirli kanuni şartlar altında kişinin bir şey üzerindeki mülkiyet hakkına son verilerek mülkiyetin kamusal karakter taşıyan bir teşekküle geçmesini sonuçlayan bir yaptırımdır. Bir başka deyişle müsadere suçun icrasında kullanılan, suçun işlenmesine tahsis edilen veya suçun işlenmesinden meydana gelen eşya ile suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edilen malvarlığı değerlerinin failin elinden alınarak devletin mülkiyetine geçmesini sağlayan bir ceza hukuku yaptırımıdır. Suç teşkil eden fiille bir bağlantı halinde bulunan bu malvarlığı değerlerinin failin, bazı koşulların gerçekleşmesi halinde de üçüncü kişinin elinden alınmasına yol açan müsadere kurumunun amacı öncelikle suçların işlenmesini önlemektir. Müsadere yaptırımının uygulanabilmesi için ilk şart kasten işlenen bir suçun varlığıdır. Bunun yanı sıra işlenen suç ile müsadereye konu eşya veya malvarlığı değerleri arasında bir ilginin de bulunması gerekir. Türk Ceza Kanununda müsadere eşya müsaderesi (TCK madde 54) ve kazanç müsaderesi (TCK madde 55) olmak üzere ikili bir ayrım çerçevesinde düzenlenmiştir. Eşya müsaderesi suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine özgülenen, suçun işlenmesinden meydana gelen veya niteliği itibariyle kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olup suçta kullanılmak üzere hazırlanan eşyanın mülkiyetinin, eşyanın ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka surette imkansız kılınması halinde bu eşyanın değeri kadar para tutarının devlete geçmesini amaçlayan bir güvenlik tedbiridir. TCK 54 ve devamı maddeleri uyarınca müsadere kararı, suçun işlenmesinde kullanılan eşyanın yanında ayrıca, suça tahsis edilen ve suçtan meydana gelen eşyalar hakkında verilebilecektir. Bu bakımdan, suçun işlenmesine tahsis edilen eşyalar da müsadereye tabidir. “Tahsis” kelimesi sözlükte, bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma, “tahsis etmek” ise ayırmak, özgülemek anlamlarına gelmektedir. Suçun işlenmesinde kullanılan eşya genellikle kısa süreli ve geçici bir amaçla kullanılırken suça tahsis edilen eşyada bir süreklilik ve devamlılık söz konusudur. Müsadere hükümleri uygulanırken uyulması gereken “Orantılılık İlkesi” ya da “Müsaderenin Hakkaniyete Aykırı Olmaması İlkesi” uyarınca işlenen suç ile uygulanacak yaptırım arasında haklı bir oran ve denge bulunmalıdır. Sanık aleyhine hakkaniyete aykırı olacak ölçüye varacak şekilde müsadereye hükmedilemeyecektir. Ancak “orantılılık ilkesi” yalnızca suçta kullanılan eşya bakımından kabul edilmiştir. Yoksa; suçun işlenmesine tahsis edilen, suçtan meydana gelen eşya ile üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya açısından orantılılık ilkesi geçerli olmayacaktır. Nitekim orantılılık ilkesinin yalnızca suçta kullanılan eşya bakımından uygulanacağı ve suçun işlenmesine tahsis edilen eşya bakımından geçerli olmayacağı hususu, TCK'nın 54 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasında yer alan "suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir." ifadesiyle açıkça hüküm altına alınmıştır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde; sanığın resmi olarak noter satışıyla henüz üzerine almadığı ancak fiilen satın aldığını beyan ettiği 21 FN 027 plaka sayılı aracın suçta kullanıldığı gerekçesiyle TCK'nın 54 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmişse de; söz konusu aracın doğrudan suçun işlenmesinde kullanılmadığı, sadece sanıkları bir yerden bir yere götüren vasıta konumunda bulunduğu, ayrıca uygulanan müeyyidenin işlenen suça nazaran ağır nitelikte olduğu, TCK'nın 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan hakkaniyet ve orantılılık ilkelerine aykırılık içerdiği gözetildiğinde söz konusu 21 FN 027 plaka sayılı aracın müsaderesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A.Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümler yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2023/30 Esas, 2023/73 sayılı Kararında sanıklar ... ve ... müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, B.Sanık ... hakkında müsadereden kurulan hüküm yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık ... müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.05.2023 tarihli ve 2023/30 Esas, 2023/73 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.05.2024 tarihinde karar verildi.