11. Hukuk Dairesi 2023/1528 E. , 2024/5057 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1701 Esas, 2022/1444 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/216 E., 2020/292 K. Taraflar arasındaki tecavüzün men'i ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine,
**11. Hukuk Dairesi 2023/1528 E. , 2024/5057 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1701 Esas, 2022/1444 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/216 E., 2020/292 K. Taraflar arasındaki tecavüzün men'i ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Kur’an-ı Kerim’in İngilizce'ye tercüme edilmesini ve bu sayede İngilizce konuşan toplumlar içerisinde okunmasını kendisine gaye edinen müvekkilinin, bir heyeti bir araya getirerek bu projesini hayata geçirdiğini ve 4 kişiden oluşan mütercim heyetine her türlü maddi desteği sağlayarak “THE HOLY QUR’AN WITH ENGLISH TRANSLATION” isimli İngilizce Kur’an mealini Temmuz 1992 tarihinde bastırdığını, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca eserin mali hak sahibinin müvekkili olduğunu, eserin ...tarafından hukuka aykırı bir şekilde “THE HOLY QUR’AN” ismi ile çoğaltıldığını ve yayınlandığını, söz konusu eserde hazırlayan olarak Prof. Dr. ... ismine yer verildiğini, tercüme heyetinde yer alan diğer hocaların isimlerine ise yer verilmediğini, müvekkili tarafından bastırılan eser ile davalı tarafından çoğaltılan eserlerin birebir aynı olduğunu, hatta bir kısım baskı hatalarının ve ayetlere ilişkin açıklama ve dipnotlarının dahi davalı tarafından basılan eserde aynen yer aldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla mali hakları müvekkiline ait olan eserin birebir aynısının izinsiz olarak basılıp yayınlanmasından dolayı 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi gereğince taraflar arasında sözleşme yapılmış olması durumunda talep edilebilecek olan tutarın 3 katı olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline ve muhtemel tecavüzün men’ine karar verilmesini talep etmiş, 16.01.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 171.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; “THE HOLY QUR’AN” adlı İngilizce mealin Prof. Dr. ... vefat edinceye kadar kendisinden ticari olarak satın alındığını ve işletmeleri tarafından perakende veya toptan olarak satışının gerçekleştirildiğini, onun vefatından sonra varisi ile işletmeleri arasında eserin telif hakkının işletmelerine devri ile ilgili sözleşmenin imza altına alındığını, 21.08.2014 tarihli sözleşmenin imzalanmasından sonra adı geçen eserin baskısının işletmeleri tarafından gerçekleştirildiğini, müteveffa mütercim Prof. Dr. ...’nun eserin uzun yıllardır baskısını yapıp satışını gerçekleştirdiğini, davacının, geçen zaman içerisinde eserin Prof. Dr. ...’na ait olduğunu kabul ettiğini, genel zamanaşımı süresinin aşıldığını, 5846 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası maddesi gereğince bir araya getiren olarak hak iddia eden davacının tek başına dava açma yetkisinin söz konusu olmadığını, eseri meydana getirenlerin birlikte dava açma zorunluluğunun bulunduğunu, eseri meydana getiren diğer hak sahiplerinin de davaya muvafakatinin aranmasının gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “THE HOLY QUR’AN WITH ENGLISH TRANSLATION” isimli kitabın, açıklama ve notlarıyla bir bütün olarak değerlendirilmesinden, 5846 sayılı Kanun uyarınca işlenme eser niteliğini haiz olduğu, eser sahiplerinin 5846 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi uyarınca karineten... (dava konusu kitabı meydana getiren), ...,... ve ...’nun olduğu, dava konusu kitapta yer alan, eser sahibi olan “Tercüme komitesi, bu projeyi başlatan ve cömertçe sponsorluk yapan Sayın ....’a şükranlarını sunar.” ifadesi birlikte değerlendirildiğinde, davacının 5846 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca karineten eser sahiplerini bir araya getiren gerçek kişi sıfatıyla eser üzerindeki hakları kullanabileceği, her iki taraf çevirilerinin tek tek karşılaştırılması sonucunda, .... murisinin yazılı hak devri ile davalı vakıf tarafından basıldığı görülen kitapta yer alan tüm surelerin birebir şekilde alındığı, kaynak kitaba hiçbir şekilde atıfta bulunulmadığı, kitapta yer alan açıklamaların da birebir alınmakla birlikte, yer yer davalıya ait kitapta bir iki kelime farklılığı ile birkaç cümle eklenmesinde bulunulduğu, ancak dava konusu kitabın davalı yan tarafından basılan kitaba birebir alınmış olduğu, kitaptan maksadı aşar biçimde kopyalama yapıldığı ve yazım yanlışlarına dek alındığı, somut davada, davalının, mali hakları davacının tasarrufunda bulunan işleme eserin tamamını aynen kullanmış olması, işleme eserden asıl gibi aynı yoldan yararlanılmasını sağlayarak, ikinci bir nüsha çıkartılması niteliğinde olduğundan ve 5846 sayılı Kanun kapsamında eser sahiplerinin izni bulunmadığından, eser sahiplerinin mali haklarından 5846 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinde düzenlenen çoğaltma ve 25 inci maddesinde düzenlenmiş olan umuma iletim haklarının ihlal edildiği, davacının maddi tazminat talebini 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesine dayandırdığı, dava konusu eserin farklı tarihlerde toplam 15.200 adet çoğaltıldığı, KDV dâhil satış fiyatının 40,00 TL, KDV hariç fiyatının 37,50 TL, emsal telif oranının ise % 10 olduğu, telif tazminatının en çok 57.000,00 TL’nin üç katı olan 171.000,00 TL olabileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 171.000,00 TL’nin basım tarihi olan 01.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, muhtemel tecavüzün menine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava konusu işleme eser üzerinde hak sahipliğinin bulunmadığını, zira eser sahibi mütercimlerin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca hak devri yaptıklarına dair belge bulunmadığını, olayda 5846 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen şartların oluşmadığını, eserin iştirak halinde vücuda getirilmediğini, hangi ayetlerin hangi eser sahibi tarafından tercüme edildiğinin belli olduğunu, dosyada davacının eser sahiplerini bir araya getirdiğini destekleyecek delil bulunmadığını, faraziye olarak davacının eser üzerinde hakkı bulunduğu düşünülse bile sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dikkate alınmadığını, fikri mülkiyet hakkı sahibi hakkını uzun süre kullanmayarak bundan sonra da kullanmayacağı yönünde bir kanaat oluşturmuşsa artık bu hakkı kullanamayacağını, davacının herhangi bir hakkı varsa bile 20 yıl sessiz kalarak bu hakkını kaybettiğini, eser üzerindeki mali hakların kendisine ait olduğunu iddia eden başkaca yayınevlerinin bulunduğunu, tercüme eserin uzman bir mütercim tarafından karşılaştırılarak incelenmediğini, sadece avukat bilirkişiden rapor alındığını, tazminatın da yanlış hesaplandığını, yüzdelik oranların telif eserler için söz konusu olduğunu, uygulamada tercüme için teamül olarak götürü usul, kelime veya vuruş sayısı gibi modellemeler üzerinden tercüme bedeli talep edilebildiğini, ayrıca her iki eser tek tek karşılaştırılarak kaç sayfada alıntı varsa o sayfalar üzerinden bir hesaplama yapılması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kur’an-ı Kerim, genellikle tek bir kitap olarak satılmakla birlikte, taşıma ve okuma kolaylığı bakımından cüzler veya tek başına sureler halinde de satışa sunulabildiği, Kur'an-ı Kerim’in içindeki örneğin Yasin Suresi ya da belli dualar ayrı bir kitap olarak bastırılıp satılabildiği, yine örneğin, “Kur'an-ı Kerim’de Yer Alan Aileye ilişkin Hükümler” isminde bir kitap hazırlansa ve bu kitap sadece Arapça dilindeki hükümlerin Türkçe veya İngilizce çevirisini içerse, Kur'an-ı Kerim'in bütünlüğünün bozulduğuna ilişkin bir eleştiriden ziyade toplumun faydalanmasına yönelik bir eser olduğu değerlendirmesiyle karşılaşabileceğinin düşünüldüğü, açıklanan nedenlerle, Kur’an-ı Kerim’in, bütün haliyle sahip olduğu kutsallığı tartışmasız olmakla birlikte, birden fazla kimse tarafından, her birinin vücuda getirdiği kısmın birbirinden ayrılması mümkün olacak şekilde vücuda getirilmesine engel bir hal olmadığı, zira içerisindeki bir surenin bile kendine ait bütünlüğünün bulunduğu, somut olayda ise eser sahibi olan dört kişinin işleme esere hususiyetlerini kattıkları bölümlerin dahi sayfa sayfa belli olduğu, bu durumda, dava konusu 1992 basım tarihli İngilizce mealin, 5846 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi kapsamında birden fazla kişinin “birlikte” vücuda getirdiği bir eser olduğu sonucuna ulaşıldığu, diğer yandan, 5846 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi kapsamında kalan tercümeye ilişkin mali hakların kimin tarafından kullanılacağının da tartışılması gerektiği, davacı vekili, mali hakların kullanım yetkisini kanun dolayısıyla devreden 5846 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına dayandırdığı, ancak, somut olay için bu hak 9 uncu madde uyarınca eser sahipleri tarafından birlikte kullanılması gerektiği, bu şekilde vücuda getirilen eserler bakımından üçüncü bir kişinin mali hakları kullanabilmesi 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinde şekil şartlarına uygun bir devir sözleşmesinin yapılmasına bağlı olduğu, buna karşın, davacı tarafça mali hakların devralındığına ilişkin bir sözleşme dosyaya sunulmadığı, sonuç olarak, davacının yukarıda açıklanan şekilde dava konusu eserin eser sahiplerini biraraya getiren gerçek kişi olduğu, somut olayın özellikleri itibariyle de dava konusu eserin ayrılmaz bir bütün teşkil etmediği, davacının 5846 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası maddesi hükmü uyarınca eser üzerindeki hakları kullanım yetkisinin olmadığı, bu durumda bu davanın mali hakların devrine ilişkin bir sözleşme sunulması halinde açılabileceği ve davacı tarafça böyle bir sözleşmenin de sunulmadığı gözetilmeden, davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilmesi suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eserin takdim yazında tercüme heyeti açıkça bu projenin başlatıcısı ve sponsorunun müvekkili olduğunu ifade ettiğini ve müvekkile teşekkür edildiğini, müvekkilin mali hak sahibi olduğu eserin Kur’an-ı Kerim olması da dikkate alındığında eserin ayrılmaz bir bütün teşkil ettiği izahtan vareste iken Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararında Kuran-ı Kerim'in ayrılmaz bir bütün teşkil etmediği görüşüne yer verildiğini ve bu sebeple de 5846 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanamayacağını belirterek davanın aktif husumet yokluğu sebebi ile reddine karar vermesi hem hukuken hem de Kuran-ı Kerim'in tek bir noktasının dahi değişmeden günümüze kadar ulaşması ve tefsirinin ve lafzının insan elinden çıkmış kitaplar gibi değerlendirilemeyecek olması sebebiyle hatalı olduğunu, Kur'an’ın kendi kendini tefsir eden bir kitap oluşu, anlatım metodu ve konuları ele alış tarzı itibariyle ayrılmaz bir bütün teşkil ettiğini, 5846 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca “THE HOLY QUR’AN WITH ENGLISH TRANSLATION” isimli eserin mali hak sahibi müvekkili olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi davaya konu eserin hangi bölümünün kimin tarafından tercüme edildiğinden de bahsettiğini, ancak görüleceği üzere davalı tarafça basılan eser sanki tek bir mütercim tarafından tercüme edilmiş gibi kamuoyuna sunulduğunu, ancak davalı tarafça söz konusu tercüme eser örneğin sureler kitabı gibi sunulmuş olsa idi bu gerekçeye belki hak verilebileceğini, ancak eser bir bütün olarak "THE HOLY QUR’AN" ismi altında kamuoyuna sunulduğundan müvekkilin mali haklarına tecavüz gerçekleştirildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 5846 sayılı Kanun'a dayalı tecavüzün men'i ve maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.5846 sayılı Kanun'un 9 ve 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.