11. Hukuk Dairesi 2010/2001 E. , 2011/12555 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi ıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/11/2009 tarih ve 2008/914-2009/853 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten …
**11. Hukuk Dairesi 2010/2001 E. , 2011/12555 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi ıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/11/2009 tarih ve 2008/914-2009/853 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı .... Şti arasında Türkiye'den Almanya'ya emtia taşınması hususunda anlaşma yapıldığını, bu anlaşma doğrultusunda yapılan taşıma sırasında, taşınan borularda paslanma neticesinde hasar meydana geldiğini, taşınan boruların daima üstü kapalı brandalı tırlarla ve su defedici pastana koruyucu yağ ile kaplanmak suretiyle taşındığını, bu yağ ile kaplanan borulara su değmediği sürece paslanmaya karşı üç ay raf ömrünün bulunduğunu, paslanmanın meydana gelmesi için mutlaka borulara suyun temas etmesinin gerektiğini, hasarsız şekilde taşıyıcıya teslim edilen emtianın taşıyıcı tarafından hasarlı olarak alıcıya teslim edildiğini ileri sürerek, 3.750 EURO alacağın ödeme tarihindeki kur üzerinden TL'na çevrilerek faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Evrim Sigortacılık Hizmetleri A.Ş. vekili, müvekkili şirketin dava dışı İsviçre Sigorta A.Ş. adına poliçe düzenlediğini, aracılık hizmeti veren müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, dava konusu hasarın müvekkili tarafından gerçekleştirilen taşıma sırasında meydana gelmediğini, yaklaşık on gün süren taşıma sırasında böyle bir paslanmanın meydana gelmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Evrim Sigorta'nın dava dışı İsviçre Sigorta A.Ş.'nin acentesi olduğu, acente sıfatıyla müvekkilinin nam ve hesabına akdettiği sözleşmeden doğan edimi yerine getirme borcunun acentenin müvekkiline ait bulunduğu, bu durumda adı geçen davalıya husumet yöneltilemeyeceği, dava konusu emtianın gönderileni tarafından düzenlenen ve davacı tarafça dosyaya delil olarak sunulan raporda taşıma konusu emtianın yüzeyinde paslanma korumasının olmadığının belirtildiği, emtianın hasara uğramasının onun doğal niteliğinden kaynaklandığı, CMR Konvansiyonu'nun 17/4-D maddesi uyarınca taşıyıcının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı Evrim Sigorta A.ş. Hakkında açılan davanın husumetten, diğer davalı hakkında açılan davanın kanıtlanamadığından reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, taşıma sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlığa uygulanması gereken Karayolu ve Milletlerarası Mal Nakliyatı Mukavelesi İle İlgili Anlaşma (CMR)’nın 17/1 nci maddesi uyarınca taşıyıcı, malları teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar bunların tamamen veya kısmen kaybından ve vuku bulacak hasardan sorumlu olup, ancak aynı Konvansiyon’un 17/4 maddesinde sayılan koşulların varlığının ispatı halinde sorumluluktan kurtulabilir. Öte yandan, aynı konvansiyonun 8/1-b maddesinde, yükün ve bunların ambalajlarının görünürdeki durumunu taşıyıcının kontrol yükümlülüğünün bulunduğu, 9 uncu maddesinde ise, sevk mektubunda çekince yok ise taşıyıcının aksi kanıtlanmadıkça yükü iyi durumda aldığının kabul edileceği düzenlenmiştir. Davaya konu uyuşmazlıkta, mahkemece, hasarın taşınan emtianın doğal niteliğinden kaynaklandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, yukarıda da açıklandığı üzere, sevk mektubuna taşıyıcı tarafından ihtirazi kayıt konulmadığına göre, emtianın onun tarafından sağlam olarak alındığı kabul edilmelidir. Bu durumda, mahkemece, hükme esasa alınan bilirkişi raporuna davacı tarafça ciddi itirazlar ileri sürüldüğü de göz önünde bulundurularak, söz konusu itirazları karşılayan ve hasarın taşıma sırasında nasıl meydana geldiği hususunda ayrıntılı ve denetime elverişli açıklama yapan bilirkişi raporu alınması, korozyon koruması olarak açıklanan işlemin ambalaj niteliğinde olup olmadığının ve taşıyıcının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ile oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.