T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:23/11/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:23/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:23/11/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:23/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, Müvekkillerinin ve murislerinin ... yılından bu yana ...' da ikamet ettiklerini, ...senesinde murisin kansere yakalanması üzerine Türkiye' ye ziyaretlerinin yok denecek kadar azaldığını, müvekillerinin murisin bu senedi imzalayıp imzalamadığını dahi bilemediklerini, senedin bedelsiz olduğunu, senedin düzenleme tarihi itibariyle murisin Türkiye' de bulunmadığını, senedin kayıtsız şartsız bir borç ikrarı içermediğini, düzenleme tarihinden itibaren 10 yıl geçtiğini, müvekillerini Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından davalıya borçlu bulunmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, Senedin sebepten mücellet olduğunu, bononun tanzim tarihi ile vade tarihi arasındaki süreye ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığını, bedel kaydının ihtiyari olduğunu, senetteki imzaya itiraz edip etmediklerini açıklamaları gerektiğini, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... imza inkarının açık olması gerektiği somut olayda davacıların dava dilekçesinde açıkça imza inkarına dayanmadıkları anlaşılmıştır. Takibe konu senet kambiyo senedi olup kural olarak sebepten mücerrettir. İspat yükü davacılar üzerinde bulunmaktadır. Davacılar iddiasını yazılı delil ile ispatla mükelleftir. Davacılar her ne kadar murislerinin ülkeye giriş çıkışlarına ilişkin kayıtların getirtilmesini talep etmişlerse de, Yargıtay 19 HD nin ... esas sayılı ilamında, Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde, senet üzerindeki keşide tarihi, vade tarihi, davacı adresi ve malen ibaresinin davalı-alacaklı tarafından yazıldığı, keşide tarihinde davacının yurtdışında bulunduğu, her ne kadar senet altındaki imza davacıya ait olsa da senedin zorunlu unsurlarından olan tanzim tarihinin davacının haberi olmadan sonradan davalı tarafından yazıldığı, tanzim tarihi itibariyle senedin zorunlu unsurlarının bulunmadığı, davacının hisse satışı tarihi itibariyle yurtdışında bulunması nedeni ile senedin tanzim edemeyeceği, davalının senet dayanağına ilişkin başkaca iddiasının bulunmadığı gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Somut olayda uygulama yeri bulunan 6762 sayılı TTK.nun 592.maddesi uyarınca, açığa senet düzenlemesi mümkündür. Dava konusu senedin keşideci tarafından imzalanıp bir kısım yerleri boş bırakılarak davalı alacaklıya verildiği ve keşide tarihinde zorunlu unsurlarının bulunmadığı iddia edilmiş ise de boş bırakılan yerlerin sonradan anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu yolundaki iddianın davacı tarafından yazılı delille kanıtlanması gerekmektedir. Davacı bu yöndeki iddiasının yanında ayrıca ödeme iddiasında da bulunmaktadır. Senet miktarı gözetildiğinde ödeme iddiasının da yine davacı tarafından yazılı delille kanıtlanması gerekir. Dava konusu senedin tedavüle konduğunda 6762 sayılı TTK.nun 688.maddesinde öngörülen tüm zorunlu unsurları taşıdığı da dosya içeriği ile sabittir. Belirtildiği üzere açığa imza geçerli olup, anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat yazılı delil ile yapılmalıdır. Davacıların delillerinin incelenmesinde ise sadece kesin delil olarak "yemin delili "bulunmakta olup somut olayda yeminin konusu bedelsiz senedi kullanma suçunu teşkil edeceğinden davacı tarafa yemin hakkı hatırlatılmamıştır. Bu nedenle ispatlanamayan davanın reddine, davada tedbir uygulandığından hüküm altına alınan tutarın %20 si oranında tazminata hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, zira imza inkarının açıkça yapılmadığı, senedin kambiyo senedi niteliğinde olduğu ve bedelsiz senedi kullanma suçuna vücut vereceği gerekçeleriyle davanın reddedildiğini, ancak yerel mahkemece herhangi bir inceleme yapılmaksızın ve deliller toplanmaksızın karar tesis edildiğini, bu nedenle kararın istinafta kaldırılması gerektiğini, müvekkillerin asıl borçlunun murisi sıfatıyla borçlu konumunda bulunduğunu ve murisin Almanya'da ikamet ettiğinin ve o tarihte yurtta dahi olmadığının Almanya'daki ikamet ve hudut kayıtlarının celbiyle ispatlanabileceğini, bu durumun imza itirazını açıkça ortaya koyduğunu, ayrıca icra takibine konu senedin dayandığı ilişkinin zaman aşımına uğradığını ve senedin bedelsiz kaldığına dair itirazlarının dinlenmediğini, senedin düzenleme tarihinin 17.11.2011 olduğunu, vade tarihinin düzenleme tarihinden 8 yıl sonra belirlendiğini, senedin "istinaden" alındığı ibaresini taşıdığını ve nakden alındığına dair bir kaydın bulunmadığını, temel ilişkinin 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu ve takip tarihinin bu süreye göre zaman aşımına uğradığını, senedin zorunlu unsurları taşımadığını, kayıtsız ve şartsız ödeme vaadi içermediğini, bu sebeple kambiyo vasfına sahip olmadığının ileri sürüldüğünü, gerçek bir alacak borç ilişkisi bulunup bulunmadığını davalı ispatlamakla yükümlü iken ispat külfetinin müvekkillere yüklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, murisin kanser tedavisi gördüğü ve yüksek tutarlı bir meblağı almasının ekonomik olarak makul bulunmadığını, davalının murisin vefatından sonra ortaya çıkmasının da olağan olmadığını, tüm bu hukuka aykırı hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, takip konusu bono sebebiyle açılmış menfi tespit istemine istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, takibe konu bononun tüm zorunlu unsurları taşıyan kambiyo senedi vasfında olmasına, vade tarihinden itibaren takip tarihine kadar bonolar için öngörülen 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşılmasına, dava dilekçesinde yapılmış açık bir imza inkarının bulunmamasına, bonoda tanzim tarihinin bulunması zorunlu olmakla birlikte TTK'nın 778. maddesi yollamasıyla bonolarda da uygulama alanı bulan TTK'nın 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkün olup, imza dışındaki diğer kısımların bononun tedavüle çıkarılması sırasında doldurulabilmesine, açığa imza atan borçlunun boş olan kısımların anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğunu ispat etmesinin gerekmesine, davacı borçlular tarafından bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ispatlanamamasına (benzer yönde içtihat için bknz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 30/01/2013 tarih 2012/14125 esas, 2013/1744 karar sayılı ilamı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 20/04/2010 tarih 2009/27914 esas 2010/9810 karar sayılı ilamı), kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ...