TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/1257 KARAR NO: 2026/182 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 06/04/2022 NUMARASI: 2019/245 (E) - 2022/286 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat KARAR TARİHİ: 27/02/2026 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının Zo…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/1257 KARAR NO: 2026/182 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 06/04/2022 NUMARASI: 2019/245 (E) - 2022/286 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat KARAR TARİHİ: 27/02/2026 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı (ZMSS) olduğu, dava dışı ...'ın idaresindeki ... plakalı aracın seyir halinde iken yolun karşısına geçmekte olan yaya davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 12/10/2021 tarihli bedel belirleme dilekçesiyle talebini 172.476,16 TL olarak belirlemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "Davanın kısmen kabülüne, sürekli iş göremezlik tazminatı olan 164.021,82 TL'nin 06/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden açılmış bir dava bulunmadığından fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili dilekçesinde özetle; mahkemece aldırılan 18/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda davacı için 129.410,62 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı hesaplanmış olmasına rağmen hesaplamanın üstünde 164.021,82 TL iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu, aktüeryal irat formülü ve %1,8 teknik faiz oranı ile yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, karara esas alınan maluliyet raporunda belirtilen maluliyet oranının hatalı olduğunu, davacının maluliyet oranı %23,2 olduğundan hükmedilen tazminatın fahiş olduğunu, dosyada alınan iki kusur raporunda müvekkili şirket tarafından sigortalanan araç sürücüsüne %25 ve %75 kusur izafe edildiğini, kararda davacının kazanın oluşumunda kusuru bulunduğu hususunun göz önüne alınmadığını, mahkemenin iki rapor arasındaki çelişkiyi gidermeden müvekkili şirket tarafından sigortalanan araç sürücüsüne %75 kusur yüklenen raporu kararına gerekçe yaptığını, kararın bu nedenle hatalı olduğunu, müvekkili şirkete sigortalı aracın sürücüsünün hiçbir kusurunun bulunmadığını, davacının araçların arasında, görüş mesafesinin olmadığı bir yerden yola atlayarak karşıya geçmeye çalıştığını ve kazaya kusuruyla neden olduğunu, davacının usulüne uygun rapor sunmadan müvekkili şirkete başvurması nedeniyle davacının başvurusunun reddedildiğini, dava şartı sağlanmaksızın dava açılmış olmasına rağmen davanın kabulüne karar verildiğini, kararın bu nedenle de hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.Dosyada bulunan Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/7503 Soruşturma numaralı dosyasına sunulan ..../01/2019 tarihli bilirkişi raporunda; kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'ın asli kusurlu, yaya ...'nun ise tali kusurlu olduğu belirlenmiştir.İlk derece mahkemesince alınan 04/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalı tarafa sigortalı ... plakalı otomobil sürücüsü dava dışı ...’ın %25 oranında, davacı ...’nun %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.Mahkemece kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla üç kişilik bilirkişi kurulundan alınan 26/11/2020 tarihli raporda; ... plakalı araç sürücüsü ...'ın idaresindeki araç ile gece vakti seyir halindeyken, yağışlı ve görüşün sınırlı olduğu bir ortamda iki şeritli yolun sağ şeridinde park halinde bulunan araçların bulunduğu bir yol güzargahında, trafik güvenliği açısından seyir alanını kontrol altında bulundurması, kullandığı aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, yol, görüş ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlaması gerektiği, yağışlı ve kaygan bir zeminde sürtünmenin azalacağı ve fren mesafesinin artacağını göz önüne alarak yolun sağında park halinde bulunan araçlar arasında yayaların çıkabileceğini düşünerek hızını azaltması gerektiği, kullandığı aracın kendi deyimiyle eski model olması nedeni ve fren mesafesinin yeni araçlara göre yeterli düzeyde olmamasını bildiği ve bu durumda yol üzerinde önüne çıkabilecek bir engel karşısında güvenle durabileceği fren mesafesini ayarlaması ve fren tedbirine zamanında başvurması gerektiği, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kazanın oluşumunda %75 oranında, yaya ...'nun taşıt yolunun karşı tarafına geçmek için yaya ve okul geçidi ile kavşak giriş ve çıkışlarında birini kullanması gerektiği, bu geçiş yerlerinin bulunmaması, ışıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde veya kavşaklarda zorunlu geçiş hallerinde kendi güvenliği açısından yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne alarak uygun zamanda geçiş yapması gerektiği halde bu kurallara uymadığı olayda %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş, 23/01/2019 tarihli bilirkişi raporunun olayın oluş şekline uygun düştüğü belirtilmiştir. Dosyada bulunan kusur raporları arasındaki çelişkinin üçlü bilirkişi kurulundan alınan rapor ile giderilmesi, bilirkişi kurulunun 26/11/2020 tarihli raporunun dosya kapsamına ve kazanın oluş şekline uygun olmasına göre kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Mahkemece alınan ....Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesin den alınan .../01/2020 tarihli Adli Sağlık Kurulu Raporunda; davacının ..../10/2018 tarihli kazadan dolayı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kişinin sakatlık oranının %21,3 ve iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 6 ay olduğu belirlenmiş, aynı hastaneden alınan .../02/2021 tarihli Adli Sağlık Kurulu raporunda ise davacının olay tarihinde yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinden ve bu yönetmeliğin eksik kaldığı durumlarda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinden faydalanılarak meslekte kazanma gücündeki azalma oranının olay tarihindeki yaşına göre %25.2 ve bugünkü yaşına göre %27 olduğu, iyileşme süresinin 6 ay olduğu tespit edilmiştir.11/02/2021 tarihli maluliyet raporunun davacının yaralanması nedeniyle düzenlenen tıbbi belgeler ve raporlar incelenmek suretiyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinden faydalanılarak düzenlendiği anlaşılmakla maluliyet raporuna ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir.İlk derece mahkemesince hükme esas alınan 16/09/2021 havale tarihli aktüer raporunda; %27 maluliyet oranına ve davalıya sigortalı aracın sürücüsünün %75 kusur oranına göre TRH 2010 yaşam tablosu esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamada davacının 8.454,34 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 172.476,16 TL maddi zararı olduğu tespit edilmiştir.Dosyadaki yazılara, toplanıp değerlendirilen delillere, mahkemenin gerekçesine ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun Yargıtay uygulamalarına uygun olmasına, davacı tarafından başvuru şartının yerine getirilmiş olmasına göre mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nin 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 11.204,33 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.881,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.322,54 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.27/02/2026