Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının Almanya'da ... AG şirketini iki ortağı ile kurduğunu , yatırımcı aradığını ve yatırım amacının da yenilenebilir solar enerjisine yatırım yapmak olduğunu söylediğini, şirkete yatırımcı bulduğunu fakat yatırımcı sermayelerini başka amaçlarla kullandığını, bu sebepten Hamburg Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılıp davalıya 5 yıl mahkumiyet kararı verildiğini, şirkete para yatıranlar arasında davacının da bulunduğunu, davalı hakkında Hamburg Sulh Hukuk
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile birlikte .......'nin ortakları ve aynı zamanda kardeş olduklarını, ortak oldukları şirketin müdürlüğünden davalının haksız ve suç unsuru taşıyan işlemleri neticesinde ayrılmak zorunda kaldığını, davalının oğlu .....adına .....kurduğunu, şirket adresinin ....ile aynı adres olup davalının oğlu ile birlikte şirket müdürü olarak görev yapmaya başladığını, şirketin iştigal konusunun da aynı olup ünvanının "...i ile başlaması ile 3.kişiler nezdinde bu firmanın .....r ailesinin firması olarak algılanmasına neden olunduğunu, ...... iş kapasitesi ve çevresinde yarattığı itibarın ......yararına kullanılıp şirketin iş kapasitesinin ve gelirlerinin ......Ltd.Şti.aleyhine artmasına neden olunduğunu, bu suretle şirket müdürü olan davalının oğlunun şirketinin menfaatlerini gözetip bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiğini, iki şirketin ticari ve ekonomik ilişkilerinin tek müdür durumundaki davalının kendi eylem ve işlemleri ile yürütüldüğünü, kredilerin .... adına kullandırılıp şirketin borçlandırıldığını, ekonomik getirisi kadar maliyeti yüksek olan proje ve ihalelerin .... adına alınmaya başlandığını, bu şekilde davalının şirket mal varlığı ve aktiflerini azaltarak, bir yandan oğlunun şirketini güçlendirirken bir yandan kendi mal varlığını arttırdığını, TTK 630/3 maddesine aykırı davrandığını belirterek davalının vermiş olduğu zararın tazminine, yargılama sırasında ortaya çıkacak sorumluluk miktarını talep etme hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000 TL.alacağın dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak kendisine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının bilgisi dahilinde müvekkilinin ...... müdür olarak atandığını, davacının müdürlüğüne haksız bir şekilde son verilmediğini, davacının şirkete herhangi bir sermaye koymadığını, davacıya verilen hisseler için davacının herhangi bir bedel ödemediğini, davacının ... firmasının kuruluşundan habersiz olmadığını, belli dönemler içinde bu şirkette sigortalı olarak çalıştığını, ...... kefil olduğunu, müvekkilinin ...... ünvanını yada itibarını zedelemediğini, müdür olarak kendisine yüklenen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, ...... pasifinin müvekkili malvarlığı veya ..... aktifini artıracak şekilde hareket etmediğini, diğer şirketin kuruluşundan 10 ay sonra ..... sermayesinin 950.000,00 TL daha arttırıldığını, dava dilekçesinde bahsi geçen taşınmazların satın alınmasında ..... kaynaklarının kullanılmadığını, kendi imkanları ve banka kredileri ile alındığını, taşınmaz üzerinde banka ipoteği bulunduğunu, davacının oturduğu ev ve kullandığı aracı müvekkilinin sayesinde aldığını, .... her ay düzenli olarak davacıya para ödendiğini, şirketin gelirlerinden payına düşenin de ayrıca verildiğini, müvekkilinin haberi olmaksızın davacının şirketin ünvanını ve malzemelerini bedel ödemeden kullanıp üçüncü kişilerle iş yaptığını, yapılan işten kazanılan parayı davacının kullandığını, şirket hesabına yatırmadığını, İstanbul.... İdare Mahkemesi'nce verilen karar ile ..... 5 büyük mahalledeki inşaatların durduğunu, yeni ruhsat verilemediğini, bu iptalden dolayı ....... firmalarının zarar ettiğini, dava süresince bu bölgede inşaatların durduğunu, şirketlerin elindeki ve yeni projelerine devam edemediğini, bu nedenle her iki şirketin pasiflerinde artma meydana geldiğini, şirketin bankalara olan borçlarının müvekkili tarafından ödendiğini, davacının bu davayı açarak şirket borçlarından kurtulmaya çalıştığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.