Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/4096 E. , 2024/4455 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/4096 Karar No : 2024/4455 DAVACI : ... Birliği VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı DAVANIN KONUSU : Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı'nın ... tarihli ... sayılı kararı ile kabul edilen ve 27/05/2024 tarihli Bakan Olur'u ile yürürlüğe giren Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Ortak Metni ile ilgili Eğitim Programlarının iptali isten
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/4096 E. , 2024/4455 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/4096 Karar No : 2024/4455 DAVACI : ... Birliği VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı DAVANIN KONUSU : Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı'nın ... tarihli ... sayılı kararı ile kabul edilen ve 27/05/2024 tarihli Bakan Olur'u ile yürürlüğe giren Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Ortak Metni ile ilgili Eğitim Programlarının iptali istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dava dilekçesi ve ekleri 2577 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü. İNCELEME VE GEREKÇE : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir. İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin; ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır. Anayasanın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kurulan kamu tüzelkişilikleri olduğu ve kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacakları düzenlenmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde; Barolar, avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlanmış; yine aynı Yasa'nın Baro Yönetim Kurulunun görevlerinin sayıldığı 95. maddesinin 21. bendinde de, yönetim kurulunun, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu belirlenmiştir. Yine anılan Kanunu'nun 109. maddesine göre, Türkiye Barolar Birliği, bütün baroların katılımıyla oluşan, kamu kurumu niteliğinde, tüzel kişiliğe sahip bir meslek kuruluşu olup, 110. maddesinde görevleri sayılmış, 111. maddesinin birinci fıkrasında da "Türkiye Barolar Birliği, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamaz." kuralına yer verilmiştir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı, kural olarak, sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunmaktadır. Davacı Türkiye Barolar Birliği, kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşudur. Yukarıda verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu düzenlemenin avukatlık mesleği ile ilgili herhangi bir düzenleme getirmediği, baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin kuruluş ve örgütleniş amaçları dikkate alındığında; dava konusu düzenlemeyle, avukatlık mesleği veya davacı Türkiye Barolar Birliğinin görev alanı ile bir ilgisinin bulunmadığı açıktır. Bu durumda, davacı Türkiye Barolar Birliğinin, davaya konu ettiği Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının ... tarihli ... Sayili kararı ile kabul edilen 27/05/2024 tarihli Bakan Olur'u ile yürürlüğe giren "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Ortak Metni ile ilgili Eğitim Programları" ile arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunduğunun kabulüne olanak bulunmadığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3-c ve 15/1-b maddeleri uyarınca DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE, 2. Aşağıda dökümü yapılan ... TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere 12/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.