Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa ilişkin kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliklerince karara bağlanması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tahliye taleplerinin değerlendirilmemesi ve değerlendirme sonuçlarının tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma sürecindeki bazı uygulamalar nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal ed
Başvuru; gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa ilişkin kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliklerince karara bağlanması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tahliye taleplerinin değerlendirilmemesi ve değerlendirme sonuçlarının tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma sürecindeki bazı uygulamalar nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 10/6/2020 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ile eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. İlgili Süreç Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları ve soruşturma mercileri -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51). Öğretmen olarak görev yapmakta olan başvurucu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılı olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmış ve 6/1/2017 tarihinde başvurucu gözaltına alınmıştır. Başvurucu 9/1/2017 tarihinde terör örgütüne üye olma suçundan adli kontrol istemiyle Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği aynı tarihte yaptığı inceleme sonucunda başvurucu hakkında yurt dışı çıkış yasağıyla birlikte ikametgâhına en yakın güvenlik biriminde belirlenen günlerde imza verme şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Başsavcılık tarafından hazırlanan 24/2/2017 tarihli iddianameyle başvurucu hakkında terör örgütüne üye olma suçlamasıyla kamu davası açılmıştır. 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü ve FETÖ/PDY'ye ilişkin genel açıklamaların da yer aldığı iddianamede; başvurucunun FETÖ/PDY'nin gizli haberleşme programı olan ByLock'un kullanıcısı olduğu, 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) ile kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına üye olduğu, FETÖ/PDY ile iltisaklı kurumlardan Bank Asyada hesap hareketlerinin bulunduğu, ayrıca Asya Termal Tatil Köyü'nde kaldığının tespit edildiği belirtilerek FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüş ve cezalandırılması istenmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 1/3/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/61 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 24/10/2017 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgi kısmı şöyledir: "...sanığın getirtilen internet trafik kaydına göre6 ay 27 gün de 2203 kez Bylock kullanımına tahsis edilen IP numaraları üzerinden bağlantı yaptığının, diğer bir deyişle programa giriş yaptığının tespit edilmesi, sanığın çocuklarını FETÖ/PDY müzahir okullara göndermesi ve 667 s. KHK ile kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına üye olması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçu sabit görülerek..." Başvurucunun mahkûmiyet kararına karşı yaptığı istinaf başvurusu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 29/5/2018 tarihli kararıyla esastan reddedilmiştir. Başvurucu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesince hakkında verilen karara karşı 18/6/2018 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Dava, temyiz incelemesi için Yargıtayda derdesttir ve bu yargılama tutuksuz olarak devam etmektedir.B. Başvuruya İlişkin Süreç Başsavcılık tarafından FETÖ/PDY'ye ilişkin olarak başlatılan adalet teşkilatı mahrem hizmetler sınıfı soruşturması olarak bilinen yeni bir soruşturma başlatılmış, başvurucu bu soruşturma kapsamında gözaltına alınmış ve 26/2/2020 tarihinde terör örgütü kurma veya yönetme suçundan tutuklanması istemiyle Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgusu Ankara Sulh Ceza Hâkimliği tarafından aynı tarihte yapılmış, müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle iddia edilen operasyonel hattı kullanmadığını, aleyhinde beyanda bulunan kişileri de tanımadığını, daha önce örgüt üyeliği suçundan yargılandığını ve yargılama sonucunda kendisine 6 yıl 3 ay ceza verildiğini, anılan kararı temyiz ettiğini ve dosyasının hâlen Yargıtayda incelemede olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca daha önceki soruşturma ve kovuşturma sırasında adli kontrole tabi tutulduğunu, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, kaçma ve delilleri karartma şüphesinin de olmadığını belirtmiştir. Sorgu sonucunda başvurucunun terör örgütü kurma veya yönetme suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Şüpheliler A.İ.G. ve Mustafa Zeybek'in üzerine atılı silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçunu işlediğine dair; şüphelilerin operasyonel hat kullandıkları yönündeki tespit, bu operasyonel hat ile örgüt mensuplarıyla yaptıkları görüşmelere ilişkin HTS kayıtları, bu kayıtlara yansıyan görüşme sayısı ve görüşmelerin kapsadığı tarih, şüpheli Mustafa Zeybek hakkında S.Ö., F.K., Y.E.T., A.U. ve B.A. isimli şahısların beyanları, ... ve tüm dosya kapsamı birlikte ele alındığında şüphelilerin atılı suçu işledikleri yönünde kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, delillerin henüz tam olarak toplanmadığı, bu nedenle şüphelilerin serbest bırakılması halinde delillere etki etme ihtimalinin bulunduğu, eylemin sabit görülmesi halinde almaları muhtemel ceza miktarı da dikkate alındığında kaçma şüphesinin bulunduğu dikkate alınarak, tutuklamanın ölçülü olduğu, adli kontrol kararının yeterli görülmemesi kanaatine varılması nedeniyle CMK 100 ve devamı maddeleri gereğince şüphelilerin ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA, ... [karar verildi.]" Başvurucunun eşi 2/3/2020 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 6/3/2020 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 24/3/2020 tarihinde dosya üzerinden yapılan değerlendirmede başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...[suçun] vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren deliller, şüphelilerin saklanma veya kaçma şüphesini uyandıran somut olguların varlığı, fiilin kanunda karşılığı olan cezanın miktarı, suçun CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olması ve tahliyeyi gerektirir yeni bir delil elde edilmemiş olması dikkate alınarak CMK. nun maddesi yollamasıyla CMK'nun 100ve devamı maddeleri gereğince şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]" Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 17/4/2020 tarihinde dosya üzerinden yapılan değerlendirmede başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...şüpheliler A.İ.G. ve Mustafa Zeybek hakkında dosyada mevcut bilgi belge ve araştırma tutanakları, arama ve el koyma tutanakları ile somut deliller uyarınca, silahlı terör örgütü olan FETÖ/PDY üyesi olduğuna dair kuvvetli suç şüphesinin var olduğu gibi anılan FETÖ silahlı örgütün bir kısım üyelerinin olaydan sonra kaçtıklarının tespit edilmesi ve şüphelilerin aynı şekilde kaçma ihtimalinin bulunması, delillerin henüz tam olarak toplanamayışı, şüphelinin delillere tesir ederek delilleri değiştirme ihtimalinin bulunması, AİHM'nin birçok kararında da belirtildiği üzere şüphelinin salıverilmesi halinde adaletin işleyişine zarar verecek faaliyetlerde bulunma tehlikesi, söz konusu terör örgütünün Türkiye Cumhuriyet tarihinde görülen en tehlikeli terör örgütü olup, diğer terör örgütlerini de yönlendirdiğinin değerlendirildiği, delilleri yok etme gizleme değiştirme ihtimalini gösteren olguların bulunması, atılı suçun CMK'nın 100/3 maddesinde öngörülen suçlardan oluşu ve atılı suç ile tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması dikkate alınarak tutuklama nedenininde bulunduğu cihetle, şüphelilerin tutukluluk halinin devamına... [karar verildi.]" Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 10/6/2020 tarihinde başvurucunun Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla katıldığı duruşmada yapılan incelemede başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... üzerine atılı suçun niteliği, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunması, şüphelilerin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alındığında CMK 108/1 maddesi uyarınca şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]" Başvurucu 27/3/2020 ve 11/4/2020 tarihlerinde tahliye talebinde bulunduğunu ve bu taleplerine henüz bir cevap verilmediğini belirterek 10/6/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Soruşturma evresinde başvurucunun tutukluluk durumu UYAP kayıtlarına göre Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 29/7/2020 ve 21/8/2020 tarihlerinde dosya üzerinden yapılan inceleme, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 21/9/2020 tarihinde başvurucunun SEGBİS yoluyla katıldığı duruşma, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 20/10/2020 tarihinde dosya üzerinden yapılan inceleme, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 26/11/2020 tarihinde dosya üzerinden yapılan inceleme, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 25/12/2020 ve Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 26/1/2021 tarihlerinde başvurucunun SEGBİS yoluyla katıldığı duruşmalar, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 26/3/2021 tarihinde dosya üzerinden yapılan inceleme ve Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 26/4/2021 tarihinde başvurucunun SEGBİS yoluyla katıldığı duruşma neticesinde yukarıda yazılı benzer gerekçelerle tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başsavcılıkça başvurucu ile birlikte toplam 71 şüpheli hakkında hazırlanan 28/4/2021 tarihli iddianameyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçlamasıyla kamu davası açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ilişkin genel açıklamaların da yer aldığı iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına, hukuka aykırı hangi tür eylemlerde bulunduğuna ve şüphelilerin eylemlerine değinilmiştir. Başvurucu yönünden iddianamede suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:i. Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta olan başvurucunun 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra çıkarılan KHK ile görevinden ihraç edildiği belirtilmiştir.ii. Başvurucunun adına kayıtlı 0505 240 ... numaralı hat ile FETÖ/PDY üyelerinin iletişim amaçlı kullandıkları ByLock isimli kriptolu haberleşme programını yüklediği ve kullandığı, ayrıca FETÖ/PDY ile irtibatlı Bank Asya A.Ş. nezdinde bulunan hesabında 31/12/2013 ile 24/12/2014 tarihleri arasında 647,78 TL artış olduğu, 667 sayılı KHK ile kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına üye olduğu ve Asya Termal Tatil Köyünde konaklama kayıtlarının bulunduğu yönünde tespitlerin yapıldığı belirtilmiştir.iii. Başvurucunun örgütsel hiyerarşik yapı içinde Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumu sohbet sorumlusu konumunda yer aldığı, örgütsel gizliliği sağlamak ve deşifre olmayı engelleme amacıyla Mahmut ve Muhammet kod isimlerini kullandığı ileri sürülmüştür. iv. FETÖ/PDY ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı Merkez ve Taşra Teşkilatı personeline yönelik yürütülen adalet teşkilatı mahrem yapılanması soruşturması kapsamında başvurucunun F.B. adına kayıtlı 538023 ... numaralı GSM hattını operasyonel hat olarak kullandığı, mahrem sorumlular tarafından kullanılan ve sadece örgütsel görüşmelerde kullanılması yönünde örgütün talimat verdiği belirtilen bu operasyonel hat üzerinden başvurucunun Adalet Bakanlığı Merkez ve Taşra Teşkilatında görev yapan 34 personele ait 36 hat ile 264 kez irtibat kurduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.v. FETÖ/PDY adalet teşkilatı Mahrem Yapılanması içinde Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumu sohbet sorumlusu olduğu iddia edilen başvurucunun, yine adalet teşkilatı mahrem yapılanması içinde mahrem sorumlu olarak faaliyet gösteren N.K., S.İ., E., H.İ.T., G., S.Ç. ve K. isimli şahıslar ile operasyonel hat üzerinden çok sayıda irtibatının bulunduğu, yapılan ortak baz çalışmasında hem şahsi hem de operasyonel GSM numarası ile Adalet Bakanlığı teşkilatı mahrem yapılanmasında görevli diğer mahrem sorumlular ile 2011-2014 yılları arasında Ankara'da ortak baz birlikteliklerinin bulunduğu ileri sürülmüştür.vi. Başvurucu hakkında FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduğu ve bir kısmı yukarıda belirtilen faaliyetlerde bulunduğu yönünde haklarında yürütülen soruşturmalarda etkin pişmanlık kapsamında verilen tanık beyanları ile teşhis tutanaklarının yer aldığı belirtilmiştir. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak haklarında yapılan soruşturmalarda alınan beyanların ilgili kısmı şöyledir:- S.Ö. "...Bu sohbetler devam ederken bize abilik yapan Muhammet bizi bıraktı yerine ismini Mahmut olarak bildiğim abi bize abilik yapmaya başladı. ... Sincan Grubu olarak ayrıldıktan sonra evler müsait olmadığında Sincan ilçesinde bulunan Gülen Cemaatine ait bir yurtta toplanıyorduk. Bu yurdu gitsem bulurum. ... Bu cemaatin sıkıntı olduğunu fark ettiğimizden gitmeme kararı aldık. Daha sonraki tarihte Mahmut beni aradı, bende ben ve arkadaşların toplantılara katılmak istemediğimizi söyledim. Beni ikna etmeye çalıştı ancak kararlı olduğumu belirttim. Mahmut 2014 yılı Ocak ayında ısrarla beni arayarak görüşmek istediğini söylemesi üzerine Alnıaçıklar Market Kafeteryasında buluştuk. ... Daha sonraki tarihlerde beni değişik numaralar aradı ancak ben bu çağrıların hiçbirine gitmedim…" şeklinde beyanda bulunmuştur.- F.K. "...hatırladığım kadarı ile sınf öğretmeni olan kendini Muhammet olarak tanıtan (1,75 boylarında, orta kiloda tahmini 38-40 yaşları arasında, hafif dalgalı saçlı, ten rengi açık olan yüz hatları yuvarlak, konuşması düzgün) kişide oluyordu, bu şahıs o dönem cemaat toplantılarını organize ederdi, bu şahıs toplantılarda çok aktif konuşmuyordu ancak bizleri bu şahıs arayarak cemaat toplantılarına çağırıyordu, bu toplantı da sınıf öğretmeni olarak bildiğim Muhammet olarak tanıdığım cemaat abisi fitre toplanacağının ve fitrenin öneminden bahsetti, bir toplantı dafitreden bahseder diğer toplantılarda kurban bağışından bahsederdi, yapılan cemaat toplantılarını yukarıda bahsettiğim yeni arkadaşlarla sabit olarak yapılıyordu ancak ben sıklıkla gitmiyordum. Sonradan sınıf öğretmeni olarak bildiğim ismini Muhammet olarak hatırladığım cemaat abisi olarak nitelendirilen kişi beni arayarak benden fitre istedi ayrıca benim rızam olup olmadığını sormadan sana kurban yazdım para vereceksin o dönem 400 ya da 450 TL yazdığını bunu da 4 ya da 5 taksitle ödemem gerektiğini söyledi. ... Bu arkadaş grubumun daha önceki sohbetlerine cemaat abiliği yapan ismini Muhammet olarak tanıdığım kişinin ne zaman ve kim aracılığı ile bu gruba abilik yaptığını bilmiyorum, … 2013 yılı ayından o yılın Ekim-Kasım ayına kadar bu grubun toplantısına toplamda 4-5 kez gitmişimdir, bu toplantılar çok sık yapılmazdı. ... Kurban ve fitre toplamanın işleyişi ismini Muhammet olarak bildiğim cemaat abisi telefon ile arar miktarı bildirir ve kendisi gelerek rızan olsun ya da olmasın zorla isterdi. 2013 yılı Ekim-Kasım aylarında yukarıda bahsettiğim sohbet grubu arkadaşlarımla farklı olarak siyasi konulara girildi, bu toplantının hangi evde olduğunu hatırlamıyorum, bu siyasi konuyu açan kişi ve toplantı gündemini belirleyen kişi ismini Muhammet olarak tanıdığım kişi belirlerdi. ... Bu konuyu açtığı dönem cemaat dershanelerinin kapatılma dönemine denk geliyordu…" şeklinde anlatımda bulunmuştur.- Y.E.T. "... Ben Sincan’da ikamet ettiğim için Sincan grubuna dahil oldum, bundan sonra bize sohbet abiliğini kod adını hatırlamadığım K. isimli şahıs yapmaya başladı. K.'nın toplantılara katılmadığı günlerde bize sohbet toplantılarında G. sohbet abiliği yapardı. Bildiğim kadarı ile en üstteki sohbet abisi G.'dir. Bir süre bu şekilde devam ettikten sonra ismini Yusuf (K) olarak bildiğim, ancak gözaltına alındıktan sonra nezarette gördüğüm ve ismini Mustafa Zeybek olduğunu öğrendiğim şahıs bize ders vermeye başladı. … Ben bu toplantılara katıldığım dönemde rutin olmamakla birlikte ara ara himmet adı altında para verdim. Bu paraları bizden yukarıda isimlerini sohbet abisi olarak beyan ettiğim A.Ç., K. ve Mustafa ZEYBEK elden toplardı. Bu toplanan paraların nereye ne şekilde aktarıldığı ilgili bir bilgim yoktur…" şeklinde ifade vermiştir.- A.U. "...2012 yılı başında G. beni arayarak toplantılara katılmamı söyledi. Bende bu toplantıya katıldım katılan arkadaşlar aynı idi ancak sorumlu abi G. yerine öğretmen olduğunu söyleyen adını olarak bildiğim şahıstı. ... isimli şahsın abiliğinde birkaç toplantı yaptıktan sonra Mustafa ZEYBEK isimli şahıs bize abilik yapmaya başladı…" şeklinde beyanda bulunmuştur.- B.A. "... Emniyet Müdürlüğü içerisinde gözaltına alındıktan sonra yapılan soruşturmalarda bana gösterilen fotoğraflardan daha önce gördüğümü söylediğim iki şahıs vardı. Bu şahıslar Mustafa Zeybek ve K. isimli şahıslardı. Diğer şahısları tanımıyorum. Mustafa Zeybek ve K. isimli şahısları E. isimli şahısla kaldığım 1-2 aylık dönemde tanıdım. Ben E. isimli şahısla o dönem kaldığım süre zarfında Ceza İnfaz Kurumu memuruydum. Vardiya sistemine göre çalışıyordum. Aynı zamanda Konya ilindeki üniversiteme gidip geliyordum. Bu evde fazla kalmadım. Kaldığım sürede de yukarıda ismini bahsettiğim şahısları 2–3 defa gördüm. Bu şahıslar ikamette kendi odamda kaldığım sürede E.'nin evine geldiklerinde ikametin salon kısmında misafir olarak bulunuyorlardı. Ben de hoş geldiniz demek için arada yanlarına gidiyordum. Bu şahıslardan soruşturma sırasında siz görevliler tarafından fotoğrafı gösterildiğinde kod adı Emin olarak kendisini bana tanıtan K.'yı hatırlıyorum. Diğer şahsın ismini siz görevlilerden öğrendim. Sadece simaen tanıyorum…" şeklinde anlatımda bulunmuştur. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"... şüphelinin, ke[n]disini gizlemek amacıyla Mahmut, Muhammet Kod adlarını kullandığı, örgütün sadece örgütsel görüşmelerde kullanılması amacıyla mahrem sorumlulara kullanmaları amacıyla verdiği operasyonel GSM hattını aldığı ve bu hat ile örgütsel görüşmeler gerçekleştirdiği, sonrasında ise örgütün gizlilik derecesini yükseltildiği için 2014 yılından itibaren operasyonel GSM hatlarının iade edilerek artık kullanılmaması, yine akıllı telefonların yaygınlaşması ile birlikte teknolojiden faydalanılarak örgüt yönetici ve üyelerince internet üzerinden görüşmeler yapılması yönündeki talimatlarına uyarak ByLock kriptolu haberleşme programını kullandığı, şüphelinin uzun süreden beri örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde bulunduğu, Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Sohbet Sorumluluğu görevine kadar yükseldiği, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Adalet Teşkilatı Mahrem Yapılanmasında yönetici pozisyonunda olduğu değerlendirilen kişilerle yoğun irtibat kurduğu, bu haliyle şüphelinin mevcut konumu itibariyle silahlı terör örgütü yöneticisi konumunda bulunduğu ..." Ankara Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 17/5/2021 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2021/103 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkemece 21/5/2021 tarihinde yapılan tensip incelemesinde başvurucu hakkında devam eden ve daha önce başlatılmış bir kovuşturma bulunması da dikkate alınarak dosyanın ayrı bir esasa kaydı ile yargılamaya devam edilmek üzere tefrikine karar verilmiştir. Ayrıca başvurucunun tutukluluk halinin devamına da karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Tutuklu sanıklar K., Mustafa Zeybek, A.İ.G.'nin üzerlerine atılı suçun niteliği, atılı suç için yasada öngörülen cezanın türü ve miktarı, dosya içerisinde bulunan Bylock tespit ve değerlendirme tutanakları, tanık beyanları, yazılı deliller ve tutuklama kararındaki gerekçeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin mevcut olması, sanıklara isnat edilen suçun CMK'nın 100/3-a maddesinin alt bendi gereğince tutuklama sebebi varsayılan suçlardan olması, sanıkların tutuklu kaldığı süre ve cezasının üst sınırına göre sanıkların kaçma şüphesinin mevcudiyeti, bu aşamada adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı hususları birlikte nazara alınarak CMK 'nın ve devamı maddeleri gereğince, sanık A.İ.G. müdafinin tahliye talebinin reddi ile sanıkların tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]" Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin E.2021/162 sayılı dosyası üzerinden devam eden yargılamada 24/6/2021 tarihinde ilk duruşma yapılmış, başvurucunun savunması alınmış ve duruşma sonunda adli kontrol tedbirleri uygulanmak suretiyle tahliyesine karar verilmiştir. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dava, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin E.2021/162 sayılı dosyasında derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-48; Yavuz Cengiz, B. No: 2019/37138, 15/6/2021, §§ 23-