12. Ceza Dairesi 2021/4503 E. , 2025/3057 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/3659 E., 2017/3735 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz Talebinin Esastan Reddi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii, katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki
**12. Ceza Dairesi 2021/4503 E. , 2025/3057 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/3659 E., 2017/3735 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz Talebinin Esastan Reddi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii, katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 63 maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz isteminin esastan reddi kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz isteği, eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğuna, olası kast hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanık müdafiinin temyiz isteği; bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ...'ün Maltepe'deki Doğuşkent Sanatçılar Taksi Durağının işletmeciliğini yaptığı, maktül ...'nın da anılan durakta taksi şoförü olarak çalışmakta olduğu, olay günü saat 23:30 sıralarında durak içerisinde masanın arkasındaki koltukta oturan sanık ile masanın yan tarafındaki kapıya doğru uzanan sedirin üzerinde oturmakta olan maktul ve durağın çaycısı Remzi'nin sohbet ettikleri sırada silah bahsinin geçtiği, bunun üzerine sanığın çekmecede duran ruhsatsız tabancasını çıkardığı, maktule uzattığı, bu sırada yanlarında bulunan tanık Remzi'nin müdahale ederek sanığa şarjörü çıkart dediği, sanığın silahı maktule vermekten vazgeçerek geri çektiği ve silahın içindeki şarjörü çıkarttığı, namlu içerisinde mermi olup olmadığını görmek için sürgü kolunu çekip geri bıraktığı anda silahın patladığı, silahtan çıkan merminin isabet etmesiyle ile ...'nın ölümüyle sonuçlanan olayda, mahkemece ağır kusurlu bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1 maddesi gereğince taksirle öldürme suçundan mahkumiyet karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE ve KARAR Yukarıda mahkemenin kabulüne yer verilen olayda; İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 16.01.2017 tarih ve 16/97657/5336 sayılı otopsi raporuna göre; ölen kişide alkol ve uyutucu- uyuşturucu madde tespit edilemediği kişinin vücudunda 1 adet ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasının tespit edildiği, oluşturduğu yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu, atışın bitişik atış mesafesi dışından yapılmış olduğu, kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdiği yaralanmasına bağlı kot kırığıyla birlikte iç organ ve büyük damar delinmesinden gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğunun bildirildiği görülmüştür. İstanbul Kriminal Polis Labarotuvarı Müdürlüğünün 10.12.2016 tarih ve İST-BLS-16-16770 sayılı uzmanlık raporunda suçta kullanılan silahın 9 mm çaplı Parabellum tipi fişek atar yarı otomatik bir tabanca olduğu, yapılan muayenesinde ateş etmesinde mani mekanik herhangi bir arızasının bulunmadığı, yapılan tatbiki atışlarda çap ve tipine uygun fişekleri patlattığının görüldüğü, bu itibarla tabancanın 6136 Sayılı yasaya göre yasak niteliğine haiz ateşli silahlardan olduğu, tabancadan elde edilen mukayese mermi çekirdekleri ile meydana gelen olayla ilgili olarak birlikte gönderilen 9 mm çaplı Parabellum tipi 1 adet mermi çekirdiğinin mikroskopla yapılan karşılaştırılmalarında aralarında çeşitli özellikler yönünden uygunluklar bulunduğu görülmüş olduğu ve 9 mm çaplı Parabellum tipi 1 adet mermi çekirdeğinin suça konu yarı otomatik tabancadan atılmış olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 12/12/2016 tarih ve İST-KİM-25430 sayılı uzmanlık raporunda maktülün üzerinde bulunan giysiler üzerinde yapılan incelemede giysilerdeki deliğin uzak atış sonucu meydana gelen giriş deliği olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 26/05/2017 tarihli İST-BLS-17-7539 sayılı ekspertiz raporunda özetle, suçta kullanılan silahın mevcut fişeklerle yapılan atışlarda, şarjörde fişek varken fişek yatağına fişek vermek amacıyla sürgüsü çekip bırakıldığında çoğu kez horozun kurulu durumda kaldığı ve fişek yatağında bulunan fişeği tetiğe baskı uygulamak suretiyle patlattığı, ancak sürgüsünün çekilişhızına bağlı olarak(yavaş yada hızlı)onyedinci denemede sürgsünün çekilmesiyle kurulu durumda kalması gereken horozunun kurulu durumda kalmayarak tetik çekilmeksin düştüğü ve fişek yatağına sürülen fişeği patlattığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.07.2019 tarihli ve 2019/1-121 Esas-2019/518 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere: ''Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlikelilik hâli, bunu öngörememiş olan kimsenin tehlikelilik hâli ile bir tutulamayacaktır. Neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür. Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kast, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak gerektiğinde muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri de almak suretiyle hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksir söz konusu olacaktır.'' Tüm dosya kapsamından, tarafların arasında husumet bulunmadığının anlaşıldığı, olayın gelişim şekli, mevcut raporlar sonucu uzak atışın olayda mevcut olduğu, tek mermi çekirdeğinin bulunduğu, sanığın olaydan hemen sonra ambulans çağrılmasını sağladığı hususları birlikte gözetildiğinde, sanığın maktulü kasten öldürdüğüne dair soyut iddialar dışında anılan suçtan mahkumiyetine yeter hiçbir kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediği, ancak; silahın etki alanı, atış mesafesi, suçun işleniş şekli, yaranın vücuttaki konumu beraber değerlendirildiğinde, sanığın, olay günü kapalı ortamda, kendisine çok yakın mesafede maktulun bulunduğu sırada, öldürme kabiliyeti olan silahın şarjörü olmasa dahi namluda mermi kalabileceğini, kalan mermi sebebiyle de kontrolsüz bir patlamanın gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen oturmakta olan insanlara doğru sürgü kolunu çekip geri bırakmak suretiyle gerekli özeni göstermeyerek neticeye sebebiyet verdiği, bir başka deyişle bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek suçunu işlediği anlaşılmıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19.Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 11.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2025 tarihinde karar verildi.