7. Hukuk Dairesi 2022/6032 E. , 2023/6327 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/521 E., 2022/1114 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/1434 E., 2021/612 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi…
**7. Hukuk Dairesi 2022/6032 E. , 2023/6327 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/521 E., 2022/1114 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/1434 E., 2021/612 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında arasında “Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve İnşaat Yapım Sözleşmesi” akdedildiğini, sözleşmeye göre; 3119 ada 4 parsel üzerinde inşa edilecek “... Ofis etabı içinde E Blok 23. Kat, 232 numaralı bağımsız bölümün satışı konusunda 195.000,00 TL bedelle anlaştıklarını, 13.04.2015 tarihinde peşinat olarak 2.000,00 TL’nin ödendiğini, 27.04.2015 tarihinde 80.000,00 TL keşide edilen senet tutarı olarak, bakiye 113.000,00 TL için Kuveyt Türk Pendik E-5 Şubesinden “bağlı kredi” çekildiğini ve davalı ...’ya ödendiğini, dolayısıyla müvekkili tarafından sözleşme bedelinin tamamı olan 195.000,00 TL'nin davalı ...'ya ödendiğini, müvekkilinin davalı Kuveyt Türk'e kredi için 89.319,48 TL ödendiğini sonrasında banka ile protokol imzalayarak ödemelerin durduğunu, ... tarafından konut kredisinin kullandırılması için davalı bankaya kendisi gibi yaklaşık 160 kişinin yönlendirildiğini, Tüketici Kanununun 11. maddesine göre; tüketicinin seçimlilik haklarından birini kullanması halinde satıcı ve konut finansmanı kuruluşu müteselsilen sorumlu olduğunu, konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu konutun teslim edilmemesi durumunda, konut satış sözleşmesinde veya bağlı kredi sözleşmesinde belirtilen konut teslim tarihinden, konutun teslim edilmesi halinde konutun teslim edildiği tarihten itibaren, kullanılan kredi miktarı ile sınırlı olmak üzere bir yıl, yapılan sözleşmeye göre konutun teslim tarihinin 31.08.2017 tarihi olduğunu, Kuveyt Türk bankasının yaklaşık 20 müşterisinin parasını sözleşmeden dönme sebebiyle iade ettiğini, bunun da bağlı kredi ilişkisini kuvvetlendirdiğini belirterek, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ve müvekkilin üzerine tescilini, sözleşmenin 3.2. maddesine göre cezai şartın faiziyle birlikte tahsilini, bu mümkün olmadığı taktirde sözleşmeden dönerek davalılara ödenen 171.319, 48 TL'nın ve sözleşme için yapılan masrafların ayrıca sözleşmeden dönme sebebi ile sözleşme konusu taşınmazın rayiç bedeli esas alınmak suretiyle davacının uğradığı zararın ticari faizleriyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. 2. Davacı vekili 11.10.2021 tarihli dilekçesi ile; HMK'nın 107 nci maddesi gereği talebini arttırarak davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tesliminin mümkün olmaması sebebiyle sözleşmeden haklı sebeple dönerek, 414.268.18 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan tahsilini (davalı banka için kredi miktarı ile sınırlı olmak üzere) talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı 674 sayılı KHK uyarınca TMSF’nin kayyum atadığı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde; davalı müvekkil şirketi temerrüde düşürmediğinden davacının faiz taleplerinin reddinin gerektiğini, dava konusu uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görüldüğünü, davacının tacir vasfını haiz olmaması sebebiyle ticari avans faizi talep edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında akdedilen Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Mal Satış Vaadi ve İnşaat Yapım Sözleşmesinin 8 inci maddesi uyarınca; sözleşmenin imzası sırasında mevcut olmayan ve inşaatın yapımına etki eden olağanüstü hallerin, beklenmeyen hallerin inşaatın yapımına engel olan mevsimsel durumların ve resmi kurumlardan kaynaklanan gecikmeler ile bunların emir ve yasaklarının iş bu sözleşme kapsamında mücbir sebep olarak kabul edildiğini; 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi ve sonrasında Olağanüstü Hal Kararı alındığını, bu sebeplerle geçen sürenin, sözleşme kapsamında inşaat yapım süresinden sayılmaması gerektiğini, davalı müvekkil şirket lehine hesaplanacak dönme tazminatının davacının alacağından mahsup edilmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 35/2 nci maddesi uyarınca bağlı kredilerde kredi kuruluşu bankanın sorumluluğunun 1 yıl olduğunu, satıcı ile davacı arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde taşınmazın teslim tarihinin 31.08.2017 olarak kararlaştırıldığını, davanın 30.10.2019 tarihinde açıldığını, bankanın sorumluluğunun sona erdiğini, bankanın davacı ile satıcı arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin hukuken tarafı olmadığını, bankanın hiçbir şekilde garantör olmadığını, bankanın sorumluluğunun bağlı kredi hükümleri çerçevesinde kanundan kaynaklandığını, davacının bankadan faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davasında haklı olduğu, ödediği bedelinin iadesi isteminin yerinde olduğu, sürekli ve yüksek enflasyonunun görüldüğü ekonomilerde para borcunun ödenmesinde temerrüte düşülmesinin alacaklıyı her zaman tazmini gerekir zararlara uğrattığını, alacaklının paranın satın alma gücünü gösteren delilleri bu arada enflasyon oranını, fiyat endekslerindeki ve benzerlerini ispat etmesinin zararın ispatı için gerekli sayılması gerektiğini, Yargıtay ve İstinaf Mahkemelerinin yerleşik uygulamaları gereğince denkleştirici adalet ilkesi gereğince iadesine karar verilmesi gerektiğini; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 35/2 nci maddesinde; “Bağlı kredilerde, konutun hiç ya da gereği gibi teslim edilmemesi nedeniyle tüketicinin bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen seçimlik haklarından birini kullanması hâlinde, satıcı ve konut finansmanı kuruluşunun müteselsilen sorumlu olduklarını, ancak konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğunun konutun teslim edilmemesi durumunda konut satış sözleşmesinde veya bağlı kredi sözleşmesinde belirtilen konut teslim tarihinden, konutun teslim edilmesi durumunda konutun teslim edildiği tarihten itibaren, kullanılan kredi miktarı ile sınırlı olmak üzere bir yıldır” hükmü gereğince davalı bankanın sorumluluğunun kredi miktarı ve konutun tesliminden itibaren olacağına ilişkin sadece 1 yıllık süre ile sınırlı olduğu davacı ile davalı ... Anonim Şirketi arasında dava konusu taşınmaza ilişkin 22.04.2015 tarihinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi (konut) akdedildiği, sözleşmede satıcının yükümlülükleri gereğince taşınmazın teslim tarihinin 31.08.2017 olarak kararlaştırıldığı, davanın ise 30.10.2019 tarihinde açıldığı, davalı banka açısından 31.08.2017 tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle; 414.268,18 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı ... San. Tic. A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine; davalı Kuveyttürk Katılım Bankası A.Ş. yönünden 1 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... San. Tic. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı, 674 sayılı KHK uyarınca TMSF’nin kayyum atadığı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili temerrüde düşürülmeden dava açıldığını, ilk derece mahkemesince denkleştirici adalet ilkesine göre karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalı lehine dönme tazminatının hesaplanmadığını, davacının noter masraflarını talep edemeyeceğini, sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması taleplerinin değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafın 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi nedeniyle kendilerine kayyum atandığını, bunun mücbir sebep olduğunu ileri sürdüğü, ancak kayyum atanmasına davalının kendi hal ve hareketleriyle sebep olduğu, zararın davalının kusurundan kaynaklandığı, sözleşmede belirtilen ifa tarihi ve dava tarihi arasındaki zaman ve inşaatın tamamlanma aşaması da gözetildiğinde mücbir sebep bulunmadığı, edimlerin süresinde yerine getirilmediği, davalının sözleşmeden dönme nedeniyle tazminata hükmedilmesine ilişkin itirazlarının, sözleşmede davalının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle feshin mahkemece yapılması karşısında isabetli görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı, 674 sayılı KHK uyarınca TMSF’nin kayyum atadığı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak, dava belirsiz alacak davası olarak açılmadığından davacının talep artırım talebinin reddinin gerektiği, davacının taşınmazın rayiç bedelini aşan miktarı talep edemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yap-satçı yüklenicinin temlikine dayalı tapu iptal ve tescil mümkün olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Eser sözleşmelerinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, taraflara karşılıklı hak ve borçlar yüklemekte; yüklenici, finansman sağlayarak arsa malikinin taşınmazı üzerine bina yapma işini üstlenmekte, arsa maliki ise inşa edilecek binadaki bir kısım bağımsız bölümlerin mülkiyetini yükleniciye devretmeyi vaat etmektedir. 3. Arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciden bağımsız bölüm temlik alınmasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davaları ile ilgili olarak kanunlarımızda bir düzenleme mevcut olmadığından bu konulardaki uyuşmazlıkların çözümünde 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 Esas, 1988/2 Karar sayılı Yargıtay İBBGK Kararı benimsenmiştir. 4. Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması halinde Borçlar Kanununun 163 üncü maddesi (TBK m. 184) gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir. 5. Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Başka bir deyişle müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Tandoğan, Haluk: Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul, 2010, s.426). Davacının mamelekinde, sözleşme yerine getirilseydi bulunacağı duruma göre bir azalma olmuştur. İşte müspet zarar bu iki bedel arasındaki farktan ibarettir. 6. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 35/2 nci maddesinde "Bağlı kredilerde, konutun hiç ya da gereği gibi teslim edilmemesi nedeniyle tüketicinin bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen seçimlik haklarından birini kullanması hâlinde, satıcı ve konut finansmanı kuruluşu müteselsilen sorumludur. Ancak, konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu; konutun teslim edilmemesi durumunda konut satış sözleşmesinde veya bağlı kredi sözleşmesinde belirtilen konut teslim tarihinden, konutun teslim edilmesi durumunda konutun teslim edildiği tarihten itibaren, kullanılan kredi miktarı ile sınırlı olmak üzere bir yıldır." hükmü gereğince davalı bankanın sorumluluğu kredi miktarı ve konutun tesliminden itibaren sadece 1 yıllık süre ile sınırlıdır. Söz konusu olan bu süre emredici hukuk kuralı olması sebebiyle hak düşürücü süredir. Hak düşürücü süreler hakim tarafından taraflarca ileri sürülmese bile her aşamada resen gözetilir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.