(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/14971 E. , 2007/16369 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki meraya elatmanın önlenmesi ve tazminat davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 19.6.2007 gün ve 2007/2976-7738 sayılı ilamiyle bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı köy vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R D
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/14971 E. , 2007/16369 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki meraya elatmanın önlenmesi ve tazminat davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 19.6.2007 gün ve 2007/2976-7738 sayılı ilamiyle bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı köy vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... (...) Köyü Tüzel Kişiliği asıl davada davalı köy ile olan yayla sınırının belirlenerek muarazanın giderilmesini, davalı köy kendilerine ait yayladan aşırı yararlanarak zarara uğrattığından karşılığı olmak üzere 12.000 YTL tazminatın yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Birleştirilen davada ise; dava konusu yerin ... meraları olduğunu belirterek elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur. Davalı, köy ise, her iki köy arasında ... yerle ilgili olarak daha önce yapılan yargılama sonucu verilen Sulh Hukuk Mahkemesinin 1955/149-1957/195 Karar sayılı ilamının kesin hüküm niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Eldeki davada öncelikle saptanması gereken sorun, savunmada vurgulandığı üzere davalı köy tüzel kişiliği yararına hüküm ve sonuç meydana getirecek kesin hüküm bulunup bulunmadığıdır. Mahkemece dava ve birleşen davanın kesin hüküm sebebi ile reddine karar verilmiş olup hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Gerçekten Dairemiz bozma ilamında açıklandığı üzere hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükme karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde Hukuk Yargılama sistemimizde yer almaktadır. Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılmaması amacı güden maddi anlamda kesin hüküm HUMK.nun 237. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre kesin hükmün oluşabilmesi için 1-Dava konusunun, diğer bir anlatımla dava ile elde edilmek istenen sonucun aynı olması 2-Dava sebebinin, yani davanın dayanağı olan vakıaların aynı olması, 3-Ve davanın taraflarının aynı olması gereklidir. Görülüyor ki; eldeki asıl ve birleştirilen davada ... mera yerinde yararlanma hakkının belirlenmesi, mera sınırlarının saptanması ve tazminat taleplerine ilişkindir. Davalı ... (Karavel) köy tüzel kişiliğinin kesin hüküm iddiasında bulunduğu Çıldır Sulh Hukuk mahkemesinin 1955/149 E. 1957/195 K. Sayılı dosyasında da aynı istem dava konusu yapılmış; temyiz incelemesi sonucu onanan kararın gerekçesine “duruşmada dinlenen davacı ve davalı şahitleri ... yerin Karavel köyünün merası olduğu beyanı ile davalı köyün hayvanlarını otlatmak suretiyle kadimden beri intifa hakları bulunduğuna dair bir beyanda bulunmamış olmalarına…” saptaması yazılmıştır. Değişik bir anlatımla söylemek gerekirse, 2.5.1958 tarihli Yargıtay ilamı ile o davanın davacısı Karavel Köyünün dava konusu olan “…nebinin binası yani eskiden celep hayvanlarının yatak yeri, batısı pulut yaylası ve merası, daha ileride gole yolu, güneyi urta merası ve kuzeyi Karavel yaylası ile çevrili tahmin 1000 dönüm mesahındaki mer’a…” üzerindeki davalı ... (Karavel) köyünün yararlanma hakkı tespit edilmiştir. Yapılan bu tespitin ileride aynı yerle ilgili olarak açılan davalarda kesin hüküm sonucunu meydana getireceği kuşkusuzdur. O nedenle Çıldır Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.9.1957 tarih ve 1955/149 – 1957/195 sayılı ilamı görülmekte olan dava konusu yeri kısmen veya tamamen kapsamakta ise, kapsadığı alanla sınırlı kalmak üzere kesin hüküm meydana getirir. Dolayısıyla anılan dava dosyasında yer alan 22.7.1957 tarihli krokiden hudutları veya şekli itibariyle ve 1000 dönüm yüzölçümünü geçmeyecek biçimde yararlanılması, şayet çekişmeli yere uyum sağlayan kısmı varsa o yerle ilgili olarak kesin hüküm oluşturacağının düşünülmesi gerekir. Ancak; 1000 dönüm miktarındaki ilamın kapsamını eldeki davada dava konusu yapılan 470 hektara taşırmak miktar olarak olanaklı değildir. Davalı köyün bu hususları amaçlayan karar düzeltme istemi yerindedir. Kesin hüküm kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümüne ilişkin incelemenin ise Dairemizin 19.6.2007 tarihli ilamında yazılan şekilde yapılması gerekmektedir. Şöyleki; Mera, bir veya birden fazla köy ve kasaba halkına, bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş yada kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera yaylak ve kışlaklar, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanmaz, sınırları daraltılamaz (Mera Kanunu m.3-4) 31.5.1965 tarihli ve 4/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “...tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı...”öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanununun 29. maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder. Meralar üzerinde, aidiyet iddiasıyla, elatmanın önlenmesi, tapu iptali mera olarak sınırlandırma veya tespitin iptali ve mera olarak sınırlandırma davaları açılabilir. Davayı, yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği ya da Hazine açabilir. Davayı açan köy muhtarının veya Belediye Başkanının davayı kabule, vazgeçmeye yada sulha yetkisi yoktur. Mera yaylak ve kışlak davalarında, tahsise yada ... kullanma hakkına dayanabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmada ileri sürdükleri verileri tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun yeterince araştırılması gerektiğinde, köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığı aracılığıyla araştırılması ve köyün ... yada muhdes olup olmadığının saptanması gerekir. Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangibir yararlanma ilişkisi bulunmayan yansız anlatımda bulunabilecek yöreyi iyi bilen ve çevre köy yada kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir. (Bu kural, dava konusu yerin mera yaylak yada kışlak olarak kullanılmasında, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların yararlarının bulunmaması ve bu nedenle de yansız anlatımda bulunacakları düşüncesinden kaynaklanmaktadır.) Mahkemece yapılacak keşifte, tahsise dayanılıyorsa, tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun, çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak, uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir. Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı köy tüzel kişiliğinin karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile bozmaya ilişkin Dairemizin 19.6.2007 tarih, 2976-7738 sayılı ilamının KALDIRILMASINA, kararın yukarıda yazıldığı şekli ile BOZULMASINA, peşin yatırılan karar düzeltme red harcının iadesine, 26.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.