11. Hukuk Dairesi 2011/11025 E. , 2013/12797 K. "" MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu (Kapatılan) Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.04.2011 tarih ve 2009/3-2011/72 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.06.2013 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin ince…
**11. Hukuk Dairesi 2011/11025 E. , 2013/12797 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu (Kapatılan) Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.04.2011 tarih ve 2009/3-2011/72 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.06.2013 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Dünya'nın en büyük rulman üreticilerinden biri olduğunu, emtiası üzerinde Türkiye'de de tescilli 'FAG' ibareli markasını kullandığını, davalının müvekkilinin markasını taşıyan taklit ürünleri piyasaya sunduğunun tespit edildiğini, yetkilisinin ceza mahkemesinde beraatine karar verilmiş ise de taklit markaların müsaderesine hükmedildiğini, markasına tecavüz ettiğini ileri sürerek, ürünlerin taklit olduğu ile markaya tecavüzün tespitine, ürünlerin imhasına, bu olmadığı takdirde mülkiyet hakkı tanınmasına, 5.000 TL manevi ve 3.000 TL maddi tazminatın tahsili ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin taklit rulman satmadığını, Gümrük Birliği Anlaşması sonucu davacının yurt dışı bayilerinden rulman ithal ettiğini, ülkemizde rulman üretilmediğini, salt davacı yetkilisinin beyanı üzerine müvekkili emtiasına el konulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, her ne kadar davacının orijinal ürünü ibraz edilmeden bilirkişi incelemesi yapılmış ise de davalıya ait işyerinde orijinal ürünlere ait olmayan ancak davacı markasını taşıyan boş kutuların ele geçirildiği, ceza dosyasında da taklit ürünlerin varlığının kabul edildiği, hayatın olağan akışına göre taklit kutular içinde orijinal ürün satılamayacağı, 556 sayılı KHK'nin 9/2-a maddesi uyarınca bile mal ve ambalaj üzerine başkasının markasının izinsiz konulmasının markaya tecavüz oluşturacağı, maddi ve manevi zararın doğduğu, zararın tam ispatlanmadığı, davacı markasının rulman emtiasında tanınmışlığı ve tüm dosya kapsamına göre zararın BK'nun 43. maddesi uyarınca tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı nezdinde tespit edilen ürünlerin, davacı markasının taklidi ürünler olduğunun ve davacının markasına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, taklit ürünlerin imhasına, 3.000 TL maddi ve 1.000 TL manevi tazminatın tahsili ile hükmün ilanına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.