12. Ceza Dairesi 2013/982 E. , 2013/20078 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi (Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesi) Suç : Taksirle Yaralama, Yardım Bildirim Yükümlülüğünü Yerine Getirmeme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 22/3, 50, 52, 98/1, 50, 52. maddeleri gereğincemahkumiyet Taksirle yaralama ve yardım veya bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1-Taksirle yaral
**12. Ceza Dairesi 2013/982 E. , 2013/20078 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi (Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesi) Suç : Taksirle Yaralama, Yardım Bildirim Yükümlülüğünü Yerine Getirmeme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 22/3, 50, 52, 98/1, 50, 52. maddeleri gereğincemahkumiyet Taksirle yaralama ve yardım veya bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1-Taksirle yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda tam kusurlu olduğu belirtilen ve tam kusurlu olduğu kabul edilen sanık hakkında, iki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı, yaralanmaların niteliği, maddede öngörülen cezanın alt sınırı da nazara alınmak suretiyle, uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği nazara alınmadan, tam kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu iki kişinin kemik kırığına yol açacak şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 2-Yardım veya bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemine gelince; Her ne kadar, sanığın trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin bir an önce tedavi edilmesini sağlama konusunda yardım yükümlülüğü mevcut ise de, dosya kapsamına göre, sanığın mağdurlara çarptıktan sonra aracını kaza yerinde bırakarak kaza yerini terk ettiği, olay yerine kalabalığın toplandığı, bu sırada mağdurların yanında bulunan ve mağdur ... Palut'un babası, mağdur ...'un da eşi olan tanık ...'un mağdurların yanına gelerek çağırılan ambulans ile mağdurların hastaneye sevkini sağladığı, beyanlara göre sanığın kardeşinin hastaneye mağdurların yanına giderek mağdurlar ile anlaşmak istediklerini söylediği, ancak mağdurların bunu kabul etmedikleri, sanığın da olaydan üç gün sonra teslim olduğu, olay ile ilgili sanığın 15.04.2010 tarihli soruşturma aşamasında alınan ilk beyanında; biraz alkollü olduğunu,olay akabinde olay yerinde bulunan kalabalığın üzerine doğru gelmesi, bu kalabalıktan birinin kendisine kafa atması nedeniyle olay yerinden uzaklaşarak evine gittiğini ve olaydan dolayı pişman olduğunu beyan ettiği, sanığın gerçekleşen eyleminin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 82. maddesinde, “Trafik Kazalarında Yükümlülük” başlığı altında düzenlenen idari para cezasını gerektirir kabahat olarak kabulü gerekirken, 5237 sayılı TCK'nın 98. maddesinde tanımlanan ve unsurları itibariyle oluşmayan yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; 5237 sayılı TCK'nın 50/2. maddesinin ''suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez'' şeklindeki hükmüne ve 5237 sayılı TCK'nın 98/1. maddesindeki seçimlik cezalardan hapis cezası tercih edilmesine rağmen sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi ; Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA; 13.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.