3. Hukuk Dairesi 2024/2592 E. , 2025/2613 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1651 E., 2024/269 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/248 E., 2023/509 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai k
**3. Hukuk Dairesi 2024/2592 E. , 2025/2613 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1651 E., 2024/269 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/248 E., 2023/509 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352/1-b bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre birleşen davada temyize konu edilen toplam miktar 24.058,05 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin asıl davaya yönelik gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin işlettiği eczane hakkında, davalı Kurumun 08.05.2009 tarihli yazısı ile ile eczane ve eczane çalışanlarının kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak kuruma sahte ilaç küpür, sahte reçete ve sahte rapor fatura ettiği gerekçesiyle 2009 yılı eczane protokolünün (6.13.) ve (6.3.19.) maddeleri gereği, 2 yıl süreyle sözleşmenin feshi ve 113 adet reçete bedeli olan 15.855,49 TL'nin 10 katı tutarındaki cezai şart bedeli 158.554,90 TL'nin eczaneden tahsiline kararı verdiğini, Kurumun kararının soyut olduğunu, ilaç küpürlerinin sahte olup olmadığını eczacının bilmesinin mümkün olmadığını, reçetede doktor imzası, mührü ve belirli şartların olmasının ilaç verilmesi için yeterli olduğunu ileri sürerek, davalı kurumun 08.05.2009 tarihli kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespiti ile iptaline, muarazanın men'ine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili; taraflar arasında hukuk ve ceza davaları halen devam ederken ve kesinleşmemiş iken, Kurumun bu defa 26.09.2012 tarihli yazısı ile 03.07.2012 tarihli müfettiş raporuna dayanarak ... Huzurevi doktorlarından ....'nin 01.01.2005/31.12.2006 tarihleri arasında huzurevinde kalmayan şahıslar adına yazılan ve müvekkili eczaneden karşılanan 228 reçetenin usulsüz olduğu iddiasıyla kurum zararı olarak ileri sürdüğü 24.058,05 TL reçete bedelinin müvekkili eczacının yasal faizi ile hak edişlerinden mahsup edileceğini bildirdiğini, doktorun kurum çalışanı ve kurumda yatanlar dışında olanlara ilaç yazmalarını yasaklayıcı mevzuat olmadığını, bu konuda ancak 2006 yılı sonunda itibaren yasak getirildiğini, usulsüz reçete iddiasının Kurumun tek taraflı iddiasından ibaret olduğunu ileri sürerek, davalı Kurumun 03.07.2012 tarihli müfettiş raporuna dayanarak çıkardığı 26.09.2012 tarihli 16.897.625 sayılı işlem ve kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespiti ve iptaline karar verilmesini, kurumun bu konuda çıkardığı muarazanın men'ine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili; fesih işleminin sahte reçeteden kaynaklandığını, eczane tarafından kasıtlı olarak kuruma sahte reçete fatura edildiğini, bu hususun sigortalıların ve hemşirelerin beyanlarından, söz konusu reçetelerdeki ilaçların teslim alındığına dair sigortalı veya yakınlarının imzalarının sahte olmasından anlaşılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı vekili; 01.01.2005-31.12.2006 döneminde huzurevinde kalmayan şahıslar adına reçete düzenlendiğini, bu reçetelerin ... ve ... eczanelerinden karşılandığının tespit edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/211 Esas, 2016/218 Karar sayılı kararında, Mahkemece yaptırılan kriminolojik incelemede reçetelerin, davacının elinden çıktığını gösterir delil elde edilemediği, davacının üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından, hakkında cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine karar verildiği ve kararın Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2018/5198 E, 2020/1855 K. sayılı kararı ile onandığı, provizyon sisteminin kabul ettiği bir durumda eczacının iş birliği içinde olduğunun ispat edilemeyeceği, ayrıca dava konusu reçetelerin sahte olmadığı, reçetede adı geçen doktorlar tarafından hastalara reçete edildiğinin hasta ifadelerinden anlaşıldığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı hakkında Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/211 Esas sayılı dosyasında davaya konu reçetelere ilişkin evrakta sahtecilik suçundan dava açılmış ise de, açılan davanın zamanaşımına uğraması nedeniyle düşme kararı verildiği, ancak bu dosyada toplanan deliler ve tanık olarak dinlenen sigortalıların beyanları değerlendirildiğinde; davacının reçeteyi düzenleyen doktorlarla işbirliği içerisinde kasıtlı olarak sahte reçete düzenlenmesine iştirak ettiğine ilişkin kanaate ulaşılamadığı, bu itibarla asıl davaya konu fesih ve para cezası işlemlerinin protokol hükmüne aykırı olduğundan iptali gerekeceği, birleşen davada ise 228 adet reçetenin yazıldığı dönemde huzurevi doktorlarının huzurevi dışından hastalara ilaç yazmasına engel yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, protokol ve SUT hükümlerinde de dayanağı olmayan bu işlemin hukuka uygun olmadığı ve iptali gerekeceği, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen dava yönünden açıklanan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece farklı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden davanın kabulü ile 158.554,90 TL cezai şart uygulanmasına ve sözleşmenin feshine ilişkin Kurum işleminin iptaline, birleşen davanın kabulü ile davacı hakkında davalı Kurumun tesis ettiği 26.09.2012 tarihli işlemin iptaline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacı hakkında uygulanan yaptırımların, davacının 2009 yılı Eczane Protokolüne aykırı hareket ederek Kuruma usulüne uygun olmayan reçete fatura etmesine dayandığını ve bu kapsamda bütün reçete sahipleri dinlenmediğinden eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yetersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlamayacağından davacı hakkında verilen beraat kararının işbu davaya etkisinin olmaması gerektiğini, müvekkili Kurum lehine vekalet ücretinin eksik hesaplandığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada, kurum işlemlerinin haksız olduğunun tespiti ile iptaline ve muarazanın men'i istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, 2009 yılı Protokolünün (6.3.19.) maddesi gereği sahte reçete nedeniyle fesih ve cezai şart uygulanabilmesi için gerekli olan davacı eczacı veya eczane çalışanlarının kasten kurumu zarara uğratmak amacında olduğu hususunun davalı Kurum tarafından ispatlanamadığının, davanın tam kabulüne karar verildiğinden davalı lehine vekalet ücreti hükmedilemeyeceğinin ve Bölge Adliye Mahkemesi hüküm fıkrasında 2009 yılı yerine 2019 yılı Protokolü yazılmasının maddi hata niteliğinde olup mahallinde her zaman düzeltilebileceğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Asıl dava yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.