İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 16/03/2026 YAZIM TARİHİ : 16/03/2026 Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan tapu iptali ve tescil davasında 15/01/2026 tarihinde tesis edilen ara karara karşı davalıların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı kooperatiften 12/11/2020 tarihin…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 15/01/2026 NUMARASI : ... Esas DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... İSTİNAF EDEN DAVALILAR : 1- Sınırlı Sorumlu Aksan Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi 2- ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... DAVA : Tapu İptali ve Tescil İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 16/03/2026 YAZIM TARİHİ : 16/03/2026 Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan tapu iptali ve tescil davasında 15/01/2026 tarihinde tesis edilen ara karara karşı davalıların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı kooperatiften 12/11/2020 tarihinde imzalanan Kooperatif Hisse Sözleşmesi gereğince davalı kooperatife ait olan Konya İli, Karatay İlçesi, ........ Mah. ... Ada, ... Parsel bulunan ... Blok, 2 nolu Bağımsız bölüm nolu işyerinin bitmiş bir şekilde teslimi konusunda 620.000,00 TL'ye anlaştıklarını, müvekkilinin, sözleşmede yazılı peşinatı sözleşmenin imzalandığı 12/11/2020 tarihinde 100.000,00 TL'yi davalı kooperatifin banka hesabına gönderdiğini, bakiye tutarlar için müvekkilinden her taksit için ayrı ayrı senet alındığını, müvekkilinin bu senetlerin tamamını ve nakit ara ödemeleri de zamanında eksiksiz olarak ödediğini, sözleşme gereğince üzerine düşen tüm yükümlülüğünü yerine getirdiğini ve davalı kooperatife dava konusu iş yeri bedelinin tamamını 30/08/2022 tarihi itibariyle ödediğini, bu süre içerisinde dava konusu iş yerinin yapımının 2025 yılına kadar devam ettiğini, müvekkilinin de taşınmazının tamamlanmasını ve tapusunun çıkmasını beklediğini, müvekkiline ait taşınmaz tapusunun 08/09/2025 tarihinde davalı kooperatif yönetim kurulu başkanı ........'nün, yine kendisine ait davalı ........ adına tapunun çıkarıldığını öğrenildiğini, davalı kooperatifin yönetim kurulu başkanı ve yetkilisi olan ........'nün, aynı zamanda diğer davalı ........ şirketinin de kurucu ve yetkili ortağı olduğunu, davalı şirket yetkililerinin kendilerine ait farklı şirketlere para aktararak, üyeler tarafından yatırılan paraları kullanarak ve üyelere ait taşınmazları yine kendilerine ait şirketlere aktararak haksız kazanç peşine düştüklerini, kötüniyetli hareket ettiklerini, ilgili taşınmazın üzerine başkalarına devrini önlemek ve başkalarının da hak kaybına uğramaması, gerek başka şahısların da davaya dahil edilmesi durumunda yargılamanın uzayacak olması ve gerekse taşınmaz üzerinde tedbir olmadığı takdirde başkalarının ilgili taşınmazları devralması durumunda ileriye dönük maddi zarara uğrayacakları ve davalının borcu sebebiyle taşınmazın satılma ihtimalinin bulunması hususları düşünüldüğünde ilgili taşınmaz üzerine 3. kişiye devrini-satışını engellemek amacıyla tedbir konulması gerektiğini beyan ederek öncelikle dava konusu Konya İli, Karatay İlçesi, ........ Mah. ... Ada, ... Parsel, ... Blok, 2 nolu bağımsız bölüm iş yerinin 3. Kişilere devri ve satışını engeller mahiyette teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, Konya İli, Karatay İlçesi, ........ Mah. ... Ada, ... Parsel, ... Blok, 2 nolu bağımsız bölüm iş yerinin davalı ........ adına kayıtlı mevcut tapusunun iptali ile müvekkili şirket ........ adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 24/12/2025 TARİHLİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Somut olayda ; Mevcut delil durumu gözönünde bulundurularak ileride telafisi güç zararların doğmasının önlenmesi davacının tedbir talebinin dava değerinin %20'si oranında teminatlı olarak kabulü ile, dava konusu Konya ili, Karatay ilçesi, ........ Mahallesi, ... ada, ... parsel, ... Blok, 2 nolu bağımsız bölüm iş yerine davalı ........ adına kayıtlı olması halinde üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin dava konusu miktarın takdiren %20'si oranındaki 2.000.,00 TL teminat tutarını yatırması halinde kabulü ile, dava konusu Konya ili, Karatay ilçesi, ........ Mahallesi, ... ada, ... parsel, ... Blok, 2 nolu bağımsız bölüm iş yerinin, davalı ........ adına kayıtlı olması halinde, üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir. İTİRAZ: Davalılar vekili itiraz dilekçesinde özetle; tedbir için gerekli şartların somut olayda bulunmadığını, davacının iddia ettiği mevcut menfaatinin korunmaya değer olmayıp yargılama gerektirdiğini, bozulan veya bozulma tehlikesi altında olan bir hukuki durumun bulunmadığını, davacının kooperatife yaptığı iddia edilen ödemelerin, ödemenin tamlığı ve aidat yükümlülüklerinin eksiksiz yerine getirilip getirilmediği ve dahi kooperatif üyesi olup olmadığı hususunun ihtilaflı olduğunu, ispat gerektiren bir konuda peşinen tedbir verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, verilen tedbir kararının, kooperatifin tasfiye işlemlerini ve diğer ortaklara yapılacak tapu devir süreçlerini aksattığını, kooperatif içi eşitlik dengesini bozduğunu, davacı tarafça ileri sürülen ödeme iddialarının, taşınmazın mülkiyetine ilişkin bir ifayı göstermediğini, yapıldığı iddia edilen ödemelerin senetlere istinaden gerçekleştirildiğini, banka dekontlarının açıklama kısmında senet ödemesi ibaresi dışında, dava konusu taşınmazın satışı ya da tapu devrine ilişkin herhangi bir açıklama bulunmadığını, kambiyo senetlerinin hukuken iletten mücerret olup senet bedelinin ödenmiş olmasının tek başına tapu devrine veya taşınmaz satışına ilişkin bir borcun ifa edildiğini göstermeyeceği gibi bu yönde hak kazanıldığı sonucunu da doğurmayacağını, senet ödemesi açıklaması ile yapılan ödemelerin hukuken borç ödemesi niteliğinde olduğunu, bu nedenle davacı tarafın salt senet ödemelerine dayanarak mülkiyet hakkı iddiasında bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından kiracıya gönderilen ihtarnameye kadar davacının, taşınmaz üzerindeki fiili kullanım ve kira ilişkilerine herhangi bir itirazda bulunmadığını, taşınmaz konu edilerek dava dışı üçüncü kişilerin kira sözleşmesi yapmasına ve bu suretle kira geliri elde edilmesine uzun süre sessiz kaldığını, tedbir kararının ölçüsüz ve orantısız olduğunu, ayrıca davacı adına hükmedilen teminat bedelinin çok düşük kaldığını, dava konusu taşınmazın davalı şirket adına hukuka uygun şekilde tescilli olduğunu, davacının iddialarının, üçüncü kişi konumundaki müvekkili şirketi bağlamadığını, tapu kaydının iptalini gerektirir açık, ağır ve tartışmasız bir hukuka aykırılık bulunmadığını, tedbir kararının müvekkili şirketin mülkiyet hakkını ölçüsüz şekilde kısıtladığını, davacının tedbir talebinde "Taşınmaz üçüncü kişilere devredilebilir" şeklinde soyut ve varsayıma dayalı beyanlarda bulunduğunu, bu hususun ihtiyati tedbir için yeterli olmadığını, davacının, müvekkili şirketin taşınmazı satma veya devretme yönünde herhangi bir girişimde bulunduğunu ortaya koyamadığını, aciliyet unsurunun da bulunmadığını beyan ederek ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF EDİLEN ARA KARARIN ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Tüm bu hususlar, dosya kapsamı, tüm deliller, tüm bilgi ve belgeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, mahkememizce verilecek kararların yargılama neticesinde ortaya çıkacağından ve henüz yargılamanın yapılmaması dikkate alındığında, gayrimenkul üzerindeki hakların kaybolmamasına yönelik verilen tedbire ilişkin durumda herhangi bir değişiklik olmadığı, dosya kapsamında delillerin toplanmamış olması dikkate alındığından hak kaybı oluşmaması için bu aşamada ihtiyati tedbire itiraz talebinin ve teminat yükseltilme talebinin ayrı ayrı reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kooperatif ortaklar defterinde bir dönem üyelik kaydının bulunduğunu, kooperatife olan mali yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini, davacının, üyelik aidatlarını eksik ödediğini, olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarına katılım sağlamadığını ve uzun süre kooperatif faaliyetleriyle hiçbir şekilde ilgilenmediğini, bu durumun, davacının fiilen ve zımnen üyelik ilişkisinden ayrıldığını kabul ettiğini gösterdiğini, bu doğrultuda üyelik ilişkisinin fiilen ve zımnen sona erdiği kabul edilerek işlem tesis edildiğini, kabul etmemekle birlikte bir an için davacının iddialarına itibar edilecek olsa bile, dava konusu sözleşmede kooperatif adına yalnızca tek imza bulunduğunu, kooperatifin ticaret sicil kayıtları ve imza sirkülerine göre kooperatif adına yapılacak tasarruf işlemlerinde iki yetkilinin birlikte imzası bulunması gerektiğini, sözleşmenin yalnızca tek imza ile düzenlendiğini, sözleşmenin, müşterek temsil kuralına açıkça aykırı olduğunu, kooperatif yönünden bağlayıcılığının bulunmadığını, ........’nün kooperatif adına tek başına taşınmaz satışı yapma veya hisse devrine ilişkin sözleşme imzalama yetkisinin bulunmadığını, kooperatif taşınmazlarının satışı veya devrine ilişkin işlemler bakımından genel kurul kararı alınması zorunluluğunun bulunduğunu, somut olayda dava konusu taşınmaza veya hisse devrine ilişkin herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığını, genel kurul kararı olmaksızın yapılan satış işleminin, kooperatifler hukukunun emredici hükümlerine aykırı ve hukuken geçersiz olup kooperatifi bağlamadığını, davacının kooperatif üyeliği de mevcut olmadığından bu kapsamda mülkiyet iddiasında bulunmasının da hukuken mümkün olmadığını, senet ödemesi açıklaması ile yapılan ödemelerin hukuken borç ödemesi niteliğinde olduğunu, bu nedenle davacı tarafın salt senet ödemelerine dayanarak mülkiyet hakkı iddiasında bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından kiracıya gönderilen ihtarnameye kadar davacının, taşınmaz üzerindeki fiili kullanım ve kira ilişkilerine herhangi bir itirazda bulunmadığını, taşınmaz konu edilerek dava dışı üçüncü kişilerin kira sözleşmesi yapmasına ve bu suretle kira geliri elde edilmesine uzun süre sessiz kaldığını, davacının iddialarının, üçüncü kişi konumundaki müvekkili şirketi bağlamadığını, tapu kaydının iptalini gerektirir açık, ağır ve tartışmasız bir hukuka aykırılık bulunmadığını, tedbir kararının müvekkili şirketin mülkiyet hakkını ölçüsüz şekilde kısıtladığını, davacının tedbir talebinde "Taşınmaz üçüncü kişilere devredilebilir" şeklinde soyut ve varsayıma dayalı beyanlarda bulunduğunu, bu hususun ihtiyati tedbir için yeterli olmadığını, davacının, müvekkili şirketin taşınmazı satma veya devretme yönünde herhangi bir girişimde bulunduğunu ortaya koyamadığını, ihtiyati tedbir şartlarının somut olayda bulunmadığını, tedbir kararının ölçüsüz ve orantısız olduğunu, somut olayda dava konusu taşınmaz için 2.000,00 TL gibi sembolik bir teminat karşılığında tedbir kararı verildiğini, bu teminatın taşınmazın gerçek değeri, müvekkillerinin uğradığı ve uğrayacağı zararlar, tedbirin süresi ve ve kapsamı dikkate alındığında açıkça yetersiz olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında doğrudan bir satış ilişkisi bulunmadığı gibi, davacının iddialarının üçüncü kişi konumundaki müvekkil şirketi bağlamadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep; ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılması istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesinde, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. HMK'nın 390. maddesinde'' İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. '' hükmü yer almaktadır. Aynı Yasa'nın 394. maddesinde de'' Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz. İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler. İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz. '' hükmü düzenlenmiştir. Dava dosyasındaki mevcut delillerin incelenmesinde; davacının kabul edilen ihtiyati tedbir talebi yönünden ilk derece mahkemesinin delilleri değerlendirmesi sonucunda varmış olduğu kanaate göre verdiği kararda ve itiraz üzerine verdiği kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli yasal koşullarının somut olayda oluştuğu, ilerde belirlenecek taşınmaz değerine göre artılıp azaltılmak şartıyla teminatın takdir edildiği bu itibarla, davalılar tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davalıların istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalıların istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4-İstinafa başvuran davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, 6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/03/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır .....