2. Ceza Dairesi 2023/2805 E. , 2024/3670 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3851 E., 2019/1770 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 21.11.2019 tarihli ve 2018/3851 Esas, 2019/1770 Karar sayılı kararının, sanık ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme n
**2. Ceza Dairesi 2023/2805 E. , 2024/3670 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3851 E., 2019/1770 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 21.11.2019 tarihli ve 2018/3851 Esas, 2019/1770 Karar sayılı kararının, sanık ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; 1. Anayasanın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2 ve 232/6 maddeleri gereğince, kararlar ve hükümlere karşı başvurulabilecek yasa yolları, süreleri, sürelerin ne zaman başlayacağı, başvuru mercii, şekli ve sonuçlarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde ilgililere açıkça bildirilmesinin gerekmesi, anılan Kanun'un 294/1 maddesinde "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır." şeklinde, 295/1 maddesinde ise "Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir." biçimde düzenlemeler bulunması, sanığa tebliğ olunan hükme yönelik olarak sunmuş olduğu 03.12.2019 tarihli temyiz dilekçesinde hükmün hukuki yönüne ilişkin bir sebep içermemesi, kararın son bölümünde, temyiz başvurusunda hükmün neden dolayı bozulmasının istendiğine dair temyiz sebebi gösterilmesinin zorunlu olduğuna, gösterilmemesi halinde ise temyiz isteminin reddedilebileceğine dair bildirimi içeren ihtaratın yer almadığının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.03.2021 tarih ve 2019/9. MD-554 Esas ve 2021/117 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, hak kaybının önlenmesi bakımından sanığa yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak meşruhatlı tebligatla, tebliğden itibaren yedi günlük süre içerisinde, yasal düzenlemeye uygun şekilde temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçe verebileceği, aksi hâlde sebep yokluğundan temyiz isteminin reddedileceği hususunda ihtar yapılmasının gerektiği anlaşılmakla; Yukarıda belirtilen şekilde sanığa tebligatın yapıldığı tarihten itibaren 5271 sayılı Kanun'un 295/1. maddesi uyarınca yedi günlük yasal süre içinde ek gerekçeli temyiz dilekçesi sunulmadığı takdirde temyiz talebinin reddedileceğine ilişkin ihtaratlı tebligat yapılarak buna ilişkin evrakın dosyaya konulması, sanığın süresi içerisinde gerekçeli olarak hükmü temyiz etmesi hâlinde temyiz dilekçesi ve buna ilişkin düzenlenecek olan ek tebliğname ile birlikte, gerekçeli temyiz isteminde bulunulmaması hâlinde ise mevcut hâliyle incelenmek üzere yeniden Dairemize gönderilmesi için, dosyanın incelenmeksizin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 2. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkânsızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, katılanın yokluğunda verilen hükmün, katılanın bilinen en son adresi yerine doğrudan MERNİS adresine MERNİS şerhi ile yapılan tebliğ işleminin geçersiz olması karşısında; gerekçeli kararın katılana usûlüne uygun olarak (Öncelikle katılanın son bilinen adresine MERNİS şerhi yazılmaksızın tebliğ yapılması, bu adrese tebligat yapılamaması hâlinde güncel MERNİS adresine MERNİS şerhi yazılarak tebliğ yapılmak suretiyle) tebliğiyle, tebligat belgesi ile birlikte verilmesi hâlinde temyiz dilekçesi de eklenerek ve ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.