4. Hukuk Dairesi 2021/759 E. , 2024/1651 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/653 E., 2021/165 K. DAVALILAR : 1. ... 2. ... 3.... Gazetecilik Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Anoni Şirketi vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : 21.10.2015 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/ Davacı Vekilinin İstinaf Talebinin Reddi/ Davalılar Vekilinin İstinaf Talebinin Kabulü ile Davanın Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/44…
**4. Hukuk Dairesi 2021/759 E. , 2024/1651 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/653 E., 2021/165 K. DAVALILAR : 1. ... 2. ... 3.... Gazetecilik Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Anoni Şirketi vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : 21.10.2015 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/ Davacı Vekilinin İstinaf Talebinin Reddi/ Davalılar Vekilinin İstinaf Talebinin Kabulü ile Davanın Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/447 E., 2017/68 K. Taraflar arasındaki basın ve yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat, dava konusu yayınların hukuka aykırı olduğunun tespiti ve bu kararın yayınlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...’nın yönetim kurulu başkanı, ...’ın tüzel kişi temsilcisi, diğer davalı şirketin ise imtiyaz sahibi olduğu Aydınlık Gazetesinin 28.02.2014 tarihli nüshasında yayınlanan "Evraklarda İmha Telaşı" başlıklı haber ile aynı tarihte gazetenin internet sitesi olan http://www.aydinlikgazete.com'da yayınlanan "Erdoğan'ın damadı ve kızının ses kayıtları yayınlandı" başlıklı haberde kullanılan söz ve ifadeler ile müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, montaj olup olmadığı, kimler arasında geçtiği meçhul pek çok ses kaydının, kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından ve takma isimlerle sosyal medya sitelerinde yayınlanarak insanların ve kurumların hiçbir somut delile dayanılmaksızın suçlu gösterilmeye çalışıldığını, bu konuda araştırma yapılmadan haber yapıldığını, dava konusu haber ve yayında kullanılan söz ve ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek gazetede yayınlanan haber için 50.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili; internet sitesinde yayınlanan haber için 50.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili, dava konusu yayınların hukuka aykırı olduğunun tespiti ve verilecek kararın Aydınlık Gazetesi ve tirajı yüksek 2 gazetede yayınlanması isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu haberde, söz konusu ses kayıtlarının bir iddiadan ibaret olduğunun belirtildiğini, haberin yayınlandığı tarihte kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından yayınlanan ses kayıtlarının Türkiye gündeminde önemli rol aldığını, haberin görünür gerçeğe uygun ve güncel olduğunu, kamuoyunu ilgilendirdiğini, ifade ve basın özgürlüğü kapsamında olduğunu, davacının kişilik haklarına saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulmasının gerekeceği, bunun için temel ölçütün kamu yararı olduğu; yayının, salt toplumun yararı gözetilerek yapılması ve toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkarın, gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmaması gerektiği, gerek yazılı ve gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken özellikle yayının gerçek olması, yayında kamu yararı bulunması, toplumsal ilginin varlığı, konunun güncel olması ve haber verilirken özle biçim arasındaki dengenin korunması gerektiği; dava konusu haberin veriliş şekli dikkate alındığında haber konusu yapılan ses dökümünün kaynağının belli olmaması, belli bir amaçla ve toplumsal yönlendirmeyi amaçlayarak bilinçli olarak servis edilmesi değerlendirildiğinde haberin gerçeklik unsurunu taşımadığı, davacıyı yıpratmaya ve hedef göstermeye yönelik olduğu, kamusal yarar ve toplumsal ilgiden söz edilemeyeceği, basın özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki çatışan yararlar dengesinin davacı aleyhine bozulmuş olduğu, dava konusu Aydınlık Gazetesi'nin 28.02.2014 tarihinde yayınlanan "Evraklarda İmha Telaşı" başlıklı haber ve http://www.aydinlikgazete.com'da yayınlanan "Erdoğan'ın damadı ve kızının ses kayıtları yayınlandı" başlıklı yayında kullanılan söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile Aydınlık Gazetesinde yayınlanan haber için 3.000,00 TL manevi tazminat ile internet sitesinde yayınlanan haber için 3.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihi olan 28.02.2014 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu gerçek dışı haber ve internet yayını ile müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, gerçek dışı ses kayıtlarının kimliği belirsiz kişiler tarafından ve takma isimlerle sosyal medya sitelerinde yayınlanarak insanların ve kurumların hiçbir somut delile dayanılmaksızın suçlu gösterilmeye çalışıldığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının kabul edilemeyecek kadar az olduğunu, caydırıcı nitelikte olmadığını, tazminat talebine konu miktarın tamamına hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu haberde, söz konusu ses kayıtlarının bir iddiadan ibaret olduğunun belirtildiğini, haberin yayınlandığı tarihte kimliği belirsiz kişiler tarafından yayınlanan ses kayıtlarının Türkiye gündeminde önemli rol aldığını, bilinçli olarak haberin servis edildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, mesleki sorumluluk gereğince kamuoyunu ilgilendiren bu ses kayıtlarının haber yapıldığını, haberin güncel olduğunu, verilmesinde kamu yararı bulunduğunu, ifade ve basın özgürlüğü kapsamında olduğunu, davacının kişilik haklarına saldırı olmadığını belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haberin yapıldığı tarihte kamuoyunda 17-25 Aralık olarak bilinen soruşturmaların başladığı, o dönemde internette bir çok ses kaydının yayınlandığı, dava konusu yazının internette yayınlanan ve kamuoyunun bilgisinde olan bir ses kaydının haberleştirilmesinden ibaret olduğu, ses kaydının kamuoyuna aktarıldığı, davacı hakkında iddialarda bulunulduğunun haber içeriğinde belirtildiği, dava konusu haber ve yayının ifade ve basın özgürlüğü kapsamında olduğu, kişilik haklarına saldırı bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu gerçek dışı haber ve internet yayını ile müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını ve itibarının sarsıldığını, haberin verilmesinde kamu yararı bulunmadığını, FETÖ/PDY uzantılı Twitter içerikleri gerçek olarak kabul edilerek kamuoyunu provoke etmek bu anlamda müvekkilini suçlu göstermek amacıyla haber yapıldığını, ses kayıtlarının FETÖ/PDY tarafından kurgulandığını, haberde belirtilen belgelerle müvekkilinin bir ilgisinin olamayacağını, iftira niteliğindeki başlıkla hedef gösterildiğini, "iddia" kılıfındaki suçlamalar ile yıpratılmaya çalışıldığını, gerçek dışı ses kayıtlarının kimliği belirsiz kişiler tarafından ve takma isimlerle sosyal medya sitelerinde yayınlanarak insanların ve kurumların hiçbir somut delile dayanılmaksızın suçlu gösterilmeye çalışıldığını, bu konuda gerekli araştırmaların yapılmadığını, haber ve yayında kullanılan söz ve ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, gazete haberinin internette de yayınlanmak suretiyle alenileştirildiğini, gazetecilik etik değerleri ile bağdaşmadığını, ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ...’nın yönetim kurulu başkanı, ...’ın tüzel kişi temsilcisi, diğer davalı şirketin ise imtiyaz sahibi olduğu Aydınlık gazetesinin 28.02.2014 tarihli nüshasında yayınlanan "Evraklarda İmha Telaşı" başlıklı haber ile aynı tarihte gazetenin internet sitesi olan http://www.aydinlikgazete.com'da yayınlanan "Erdoğan'ın damadı ve kızının ses kayıtları yayınlandı" başlıklı yayın nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiasına dayalı manevi tazminat, saldırının hukuka aykırılığının tespiti ve kararın yayınlanması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 13, 26 ve 28 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3 üncü maddeleri, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 4,5 ve 6 ncı maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu http://www.aydinlikgazete.com'da yayınlanan "Erdoğan'ın damadı ve kızının ses kayıtları yayınlandı" başlıklı yayın yönünden 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'a göre husumet düşmediğinin anlaşılmasına göre; davacı vekilinin, davalılar ... ve ...'a yönelik ileri sürülen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. Anayasa’nın 13 üncü maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." Anayasa'nın 26 ncı maddesi şöyledir: "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...." Anayasa'nın "Basın hürriyeti" başlıklı 28 inci maddesinin ilgili kısımları şöyledir : "Basın hürdür, sansür edilemez... Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır." AİHS'nin 10 uncu maddesi şöyledir: "1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. ... 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan bazı ...sınırlamalara ... tabi tutulabilir." TMK'nın "Kişiliğin korunması" başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir: “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” TBK’nın “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58 inci maddesi şöyledir: “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.” 5187 sayılı Basın Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Bu Kanunun amacı, basın özgürlüğünü ve bu özgürlüğün kullanımını düzenlemektir." 5187 sayılı Kanun'un "Basın özgürlüğü" başlıklı 3 üncü maddesi şöyledir: "Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir." Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler ile Anayasa'nın 90 ıncı maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesine göre ulusal hukukun bir parçası hâline gelmiş bulunan AİHS'nin 10 uncu maddesi uyarınca kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 inci maddelerinde yer verilen kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir. İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir (Anayasa Mahkemesi (AYM); Bekir Coşkun, B. No: 2014/12151, 4/6/2015; Mehmet Ali Aydın, B. No: 2013/9343, 4/6/2015). İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von Hannover/Almanya, B. No: 40660/08). İfade özgürlüğü, temsil ettikleri seçmenlerinin kaygılarına dikkat çektikleri ve onların menfaatlerini savunmak zorunda oldukları için halkın seçilmiş temsilcileri bakımından özel bir öneme sahiptir (AİHM; Lombarda ve diğerleri Malta, B. No: 7333/06, 24/4/2007). Ancak belirtmek gerekir ki ifade özgürlüğü sınırsız değildir. Başta siyasi kişiler olmak üzere, en geniş hâlde dahi ifade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12 nci maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur (AYM; Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014). Bu itibarla, Anayasa'nın 26 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret ve itibarının korunmasıdır. Davalının söylediği sözlerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez. Bu tür davalarda mahkemece yapılması gereken; kamuya mal olmuş kişilerin şöhret ve itibarı ile ifade özgürlüğünün çatışması hâlinde bu iki hak arasında makul bir dengenin kurulmasıdır. Dengeleme yapılırken her bir somut olay bakımından şu hususları göz önüne almak gerekmektedir: Dava konusu açıklamanın kamu yararına ilişkin bir tartışmaya sağladığı katkı, ilgili kişinin tanınırlığı, toplumdaki rolü ve işlevi ile yazıya konu olan faaliyetin niteliği, açıklama veya yayının konusu, kapsamı, şekli ve etkileri, ilgili kişinin daha önceki davranışları, bilgilerin elde edilme koşulları ve gerçekliği ile uygulanan yaptırımın niteliği (AYM; Kemal Kılıçdaroğlu (3), B. No: 2015/1220, 18/7/2018). Dosya kapsamından, davalı ...’nın yönetim kurulu başkanı, ...’ın tüzel kişi temsilcisi, diğer davalı şirketin ise imtiyaz sahibi olduğu Aydınlık gazetesinin 28.02.2014 tarihli nüshasında yayınlanan "Evraklarda İmha Telaşı" başlıklı haber ile aynı tarihte gazetenin internet sitesi olan http://www.aydinlikgazete.com'da yayınlanan "Erdoğan'ın damadı ve kızının ses kayıtları yayınlandı" başlıklı yayında, kamuoyunda 17-25 Aralık olarak bilinen soruşturmalar esnasında Twitter'da Haramzadeler isimli bir hesaptan yayınlanan davacıya ait olduğu iddia edilen ancak doğruluğuna ilişkin bir bilgi bulunmayan ses kayıtlarının haberleştirildiği ve davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Somut olayda, dava konusu haber ve yayın bir bütün halinde incelendiğinde, gerçekliğine ilişkin hiç bir somut bilgi bulunmayan Twitter'da Haramzadeler isimli bir hesaptan yayınlanan davacıya ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan, davacının fotoğraflarına da yer verilerek haber ve yayın konusu yapıldığı, dava konusu haberde gerçek olmayan ses kayıtlarına dayanılarak davacıya somut olgu isnadında bulunulduğu, kesin yargı içeren şekilde beyanda bulunularak özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, doğrulanmamış ve/veya yanlış bilgilerin yayılmasında kamunun haber alma hakkı bulunduğunun kabul edilemeyeceği (AYM; Enver Kaya (3), B. No: 2020/20482, 6/9/2023, § …), haber ve yayında kamu yararının ve toplumsal ilginin bulunmadığı, kullanılan söz ve ifadelerin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının şeref ve itibarının korunmasını isteme hakkı, davalı tarafın basın ve ifade özgürlüğünden üstün tutulmalı ve davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı kabul edilmelidir. İfade özgürlüğüne bu kapsamda getirilen sınırlama, ölçülü ve orantılı olduğu gibi demokratik toplum düzeninin gereklerine de uygundur. Şu durumda; kişilik hakları saldırıya uğrayan davacı yararına (dava konusu gazete haberi yönünden tüm davalıların, dava konusu internet yayını nedeniyle davalı... Gazetecilik Bas. Yay. San. Tic. A.Ş.'nin sorumlu olduğu gözetilerek) TBK'nın 58 inci maddesi uyarınca uygun miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin dava konusu internet yayını yönünden davalılar ... ve ...'a yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.02.2024 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK'nın 355 inci maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK'nın 370/1 inci maddesi gereğince onanmasına karar vermek gerektiği düşüncesi ile Sayın Çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.