(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2012/12693 E. , 2012/19660 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, kredi kartı borcunu ödememesi üzerine davalı aleyhine icra takibinde bulunduklarını ancak davalının ha
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2012/12693 E. , 2012/19660 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, kredi kartı borcunu ödememesi üzerine davalı aleyhine icra takibinde bulunduklarını ancak davalının haksız yere takibe itiraz ettiğini ileri sürerek vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatı takdirine karar verilmesini istemiştir. Davalı, duruşmalara katılmadığı gibi herhangi bir beyanda da bulunmamıştır. Mahkemece, bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile ... İcra Müdürlüğü' nün 2010/2028 esas sayılı dosyasının 3.606.28.Tl asıl alacak, 374.87.TL gecikme faizi ve ..., 175.00.TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 42.70.TL ihtiyati haciz gideri olmak üzere devamına, icra inkar tazminatı isteminin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu 2012/12693-19660 olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra - inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7. maddesi hükmü gereğidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümünün 2. paragrafında yer alan “Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine” cümlesinin hükümden çıkarılmasına ve yerine “Asıl alacağın %40' ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 12.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.