Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/3960 E. , 2024/4921 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/3960 Karar No:2024/4921 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Başkanlığı) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Ş
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/3960 E. , 2024/4921 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/3960 Karar No:2024/4921 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Başkanlığı) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. (...) adına Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) ... tarih ve ... ve ... tarih ve ... sayılı kararlarıyla 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca verilen idari para cezalarının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ve 382.188,78-TL tutarlı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 27/07/2019 tarihinde %98 hisse oranıyla... şirketine ortak olan davacının 17/01/2011 tarihinde hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, şirketin davacının ortak ve kanuni temsilci olduğu dönemdeki mevzuata aykırı faaliyetleri sebebiyle Kurulun...tarih ve...sayılı kararıyla 274.712,00-TL ve... tarih ve... sayılı kararıyla 137.356,00-TL idari para cezası verildiği, söz konusu cezaların kesinleşmesi üzerine, şirket adına ... Vergi Dairesi Müdürlüğünce... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ...sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği, söz konusu kamu alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle de kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla 274.711,75-TL ve 107.477,03-TL olmak üzere toplamda 382.188,78-TL tutarlı dava konusu ödeme emrinin düzenlenmesi üzerine bakılan davanın açıldığı; Ödeme emrinin 274.711,75-TL'lik kısmının incelenmesinden : Dava konusu ödeme emrinin 274.711,75-TL'lik kısmının, şirket adına düzenlenen... tarih ve ... sayılı ödeme emrine konu kamu alacağına dayandığı, şirket adına düzenlenen söz konusu ödeme emrinin 29/04/2019 tarihinde, şirketin kanuni temsilcisi ...'ın ikametgah adresinde eşine tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, adı geçenin 24/11/2004 ila 06/04/2005 tarihleri arasında şirket ortağı ve kanuni temsilci olduğu, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin, şirketteki hisselerini devrederek ortaklıktan ve kanuni temsilcilik görevinden ayrılan eski kanuni temsilciye belirtilen şekilde tebliğinin usule uygun olmadığı, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilip şirket hakkında kamu alacağı kesinleştirilmeden, kanuni temsilci sıfatıyla davacının sorumluluğuna gidilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı; Ödeme emrinin 107.477,03-TL'lik kısmının incelenmesinden : Dava konusu ödeme emrinin 107.477,03-TL'lik kısmının şirket adına düzenlenen... tarih ve ... sayılı, 137.356,00-TL tutarlı ödeme emrine konu kamu alacağının tahsil edilememesi üzerine düzenlendiği, Mahkemelerinin 20/02/2020 tarihli ara kararı ile davalı idareden, dava konusu ödeme emrinin tebliğ tarihinden önce asıl borçlu hakkında ülke çapında tapu sicil müdürlükleri, trafik tescil şube müdürlükleri ve bankalar nezdinde mal varlığı araştırması yapılıp yapılmadığı sorularak konuya ilişkin bilgi ve belgelerin Mahkemelerine gönderilmesinin istenilmesi üzerine dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu ödeme emrinin 18/11/2019 tarihinde düzenlenmesine karşın, şirket mal varlığı araştırmasının ödeme emrinin düzenlenmesinden sonra 23/03/2020 tarihinde yapıldığı, davalı idare tarafından, asıl amme borçlusu şirket hakkında ülke çapında mal varlığı araştırması yapılarak tespit edilen mal varlığı değerlerinin borca yetip yetmeyeceğinin belirlenmesi, alacağın asıl borçlu şirketten tahsil edilemediği ya da tahsil imkanının kalmadığı hususunun somut ve kesin olarak ortaya konulması, şirket hakkındaki tahsil işlemlerinin usulüne uygun şekilde tamamlanması sonrasında kanuni temsilci hakkında amme borçlarının tahsili için ödeme emri düzenlenmesi gerekirken, bu kurala uyulmaksızın davacıdan tahsili yoluna başvurularak düzenlenen ödeme emrinin bu kısmında da hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğü ile yapılan protokoller doğrultusunda mükelleflerin mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda, GİB Yönetim Bilgi Sistemlerinin Malvarlığı Sorgulama ekranından yapıldığı, ilgili kurumlarla yazışma yapılmadığı, ara kararına cevaben sistem üzerinden yapılan mal varlığı araştırmasına ilişkin bilgisayar çıktılarının dosyaya sunulduğu, olayda asıl borçlu şirketin mal varlığı araştırmasında herhangi bir gayrimenkulüne rastlanılmadığı, şirket adına kayıtlı araçlara yapılan haciz ve yakalama işlemleri sonucunda kamu alacağının karşılanmadığı, söz konusu alacağın şirketten tahsili amacıyla 5 kez e-haciz uygulandığı, şirketin mal varlığına rastlanılmadığından kamu alacağının kanuni temsilci ve ortaklardan tahsili yoluna başvurulduğu, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edildiği, şirket tarafından ödeme emirlerine karşı dava açılmadığı, 05/08/2009-26/01/2011 tarihleri arasında asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi ve ortağı olan davacının ödeme emrine konu idari para cezasından sorumlu olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: 03/07/2024 tarih ve 32591 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 161 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 18. maddesiyle, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Onikinci Bölümü'ne eklenen Geçici 2. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği 01/09/2024 tarihi itibarıyla vergi dairesi başkanlıklarının, bulundukları ilin adı ile Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı defterdarlık olarak görevlerine devam edeceği kuralına yer verildiğinden, kapatılan ... Vergi Dairesi Başkanlığı yerine ... Defterdarlığının hasım mevkiinde olduğu görülerek dosyanın incelenmesine geçildi. İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Bayilik lisansı sahibi ...şiketine ait akaryakıt istasyonunda 07/12/2010 tarihinde alınan numunelerin akredite laboratuvar analizinde ulusal marker seviyesinin geçersiz ve teknik düzenlemelere aykırı olduğunun ve akaryakıta ağır ve hafif ürün karıştırılarak tağşiş edildiğinin, 14/06/2010 tarihinde alınan numunenin ise gerekli şart ve seviyede ulusal marker içermediğinin ve teknik düzenlemelere aykırı olduğunun tespit edilmesi sebebiyle ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile 274.712,00-TL idari para cezası; 11/10/2010 tarihinde yapılan denetimde alınan numunelerin akredite laboratuvar analizinde ulusal marker seviyelerinin geçersiz ve teknik düzenlemelere aykırı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle ise ... tarih ve... sayılı Kurul kararıyla 137.356,00-TL idari para cezası verilmiş, söz konusu Kurul kararlarına karşı açılan davaların reddi yolundaki kararlara karşı başvurulan temyiz ve karar düzeltme istemleri de reddedilerek idari para cezaları kesinleşmiştir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun ...tarih ve ... sayılı yazısı ile ... tarih ve E... sayılı yazılarıyla anılan idari yaptırımların kesinleşmiş olduğu belirtilerek söz konusu idari para cezalarının 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince tahsil edilmesi Sakarya Vergi Dairesi Başkanlığından istenilmiştir. Bunun üzerine ... şirketi adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emri 29/04/2019 tarihinde, şirketin kanuni temsilciliğinden 06/04/2005 tarihinde ayrılan ...'ın ikametgah adresinde eşine tebliğ edilmiş, ... tarih ve ... sayılı ödeme emri ise 25/07/2013 tarihinde şirket müdürü ...'a tebliğ edilmiştir. Anılan şirkete yönelik yapılan mal varlığı araştırması sonucunda şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan söz konusu borcun 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca 29/07/2009 ila 18/01/2011 tarihleri arasında şirketin kanuni temsilcisi olarak görev yapan davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. ", 54. maddesinin birinci fıkrasında, "Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. (...)"; 55. maddesinin birinci fıkrasında, "Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir 'ödeme emri' ile tebliğ olunur."; 58. maddesinin birinci fıkrasında, "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. (...)" kuralları yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin 274.711,75-TL'lik kısmının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararınına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmında hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. 2) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin 107.477,03-TL'lik kısmının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı incelendiğinde; Dosyanın incelenmesinden, şirket hakkında düzenlenerek tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı dava açılmaması ve süresinde ödeme yapılmaması üzerine davalı idarece anılan şirkete yönelik mal varlığı araştırması kapsamında Takbis (Tapu Bilgileri Sistemi) üzerinden yapılan sorguda şirket adına kayıtlı taşınmaza rastlanılmadığı, 10/12/2015 tarihinde şirkete ait 2010 model ... marka kamyonete yakalamalı haciz uygulandığı, söz konusu aracın 25/09/2017 tarihli satış ilanının dosyaya sunulduğu, Araç Bilgileri Sorgusunda şirkete ait (tescil kaydı aktif) aracın bulunmadığı, 18/06/2014, 02/02/2016 ve 08/02/2016 tarihli haciz varakalarının düzenlendiği, 2013 ila 2019 yılları arasında farklı tarihlerde şirkete ait mal varlıklarına e-haciz uygulandığı, 137.356,00-TL tutarındaki idari para cezası ile ilgili olarak 08/06/2016 tarihinde mahsuben tahsil edilen 29.878,97-TL dışında tahsilat yapılamadığı, şirketin başkaca mal varlığına rastlanılmadığı, davalı idarece, mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar İdare Mahkemesince, davalı idarece şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasına dair taşınmaz ve araç sorgulamaya ilişkin belgelerin 23/03/2020 tarihli olmasına dayanılarak şirket hakkındaki mal varlığı araştırmasının dava konusu ödeme emrinin düzenlenmesinden sonra yapıldığı, dolayısıyla alacağın asıl borçlu şirketten tahsil edilemediği ya da tahsil imkanının kalmadığı hususunun somut ve kesin olarak ortaya konulamadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin söz konusu kısmının iptaline karar verilmiş ise de, davalı idarenin dosyaya sunduğu bilgi ve belgelerden, kamu alacağının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili yoluna başvurulmadan önce şirket hakkında yeterli mal varlığı araştırmasının yapıldığı, şirketin herhangi mal varlığına rastlanılmadığı, bu nedenle borcun şirket tüzel kişiliğinden tahsili kabiliyeti bulunmadığı anlaşıldığından, kesinleşen idari para cezasının, kamu alacağının doğduğu dönemde şirketin kanuni temsilcisi olan davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu ödeme emrinin 107.477,03-TL'lik kısmının iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kısmen reddine; 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının; dava konusu ödeme emrinin ...-TL'lik kısmının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararınına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne; 4.Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin ...-TL'lik kısmının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/11/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket hakkında Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun... tarih ve... ve ... tarih ve ... sayılı kararlarıyla verilen idari para cezasının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca düzenlenen18/11/2019 tarihli ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı; idare mahkemesince "... şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilip şirket hakkında kamu alacağı kesinleştirilmeden, kanuni temsilci sıfatıyla davacının sorumluluğuna gidilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle iptal kararı verildiği; bölge idare mahkemesince de istinaf başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir." kuralına yer verilmiştir. Bu maddeye göre kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için igörev yaptığı dönemde doğmuş veya ödenmesi gereken bir borç bulunmalıdır. İdari para cezalarında ise borç idari para cezasının tebliği ile doğmaktadır. İdari para cezasına konu fiilin işlendiği tarihte ise henüz doğmuş bir borç söz konusu değildir. Kamu alacağının doğuşuna kusuru ile yol açan kanuni temsilcinin sorumlu tutulmasını gerektiren herhangi bir yasal düzenleme de bulunmadığından fiil tarihindeki kanuni temsilcinin sorumluluğunun kabulünün hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 19/03/2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararıyla 6183 sayılı Kanun'un 5. fıkrası, "Ancak amme alacağının doğduğu veya ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilcilerin farklı kişiler olabileceği gerçeği göz önüne alındığında, kural ile getirilen düzenleme vergi ve diğer mali ödev ve sorumluluklarını zamanında ve eksiksiz olarak yerine getiren kanuni temsilcilerin, sonradan kendilerinin görevde olmadığı ve müdahale şanslarının bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen bir eylemden müteselsilen sorumlu tutulmaları sonucunu doğurmaktadır. Adalet ve hakkaniyet ilkeleri karşısında, bireyin bu şekilde belirsiz ve güvencesiz bir biçimde kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle, başkalarının eylem veya ihmali sonucu oluşacak sorumluluğa ortak olması adalet ve hakkaniyetle bağdaşmaz. Dolayısıyla, itiraz konusu kural hukuk devleti ilkesine aykırıdır." gerekçesiyle iptal edilmiştir. Söz konusu iptal gerekçesine göre de fiil tarihi itibarıyla kanuni temsilciden amme alacağının tahsil edilmesini beklemek imkansızlaşmaktadır. Çünkü fiil tarihi itibarıyla henüz ödenecek bir borçtan söz edilemeyeceğinden kanuni temsilcinin amme alacağını ödeme noktasında müdahale şansı da bulunmamaktadır. Davaya konu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezası işleminin ilgili şirkete tebliğ edildiği tarihte ve sonrasında yani kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği tarihlerde borçlu şirketin kanuni temsilcisi olarak görev yapmadığı anlaşılan davacının sorumluluğuna gidilemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının tamamının, belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.