1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacı işçinin 2005 yılında henüz öğrenci olduğu dönemde, davalı bünyesinde öğrenci-gece sekreteri olarak çalıştığını, bu dönemde davacı işçinin davalı ile aynı adres ve ortaklık yapısına sahip olan ve dolayısıyla davalı ile organik bağ ve faaliyet içinde bulunan, birleşen dava davalılarından ... Danışmanlık AŞ bordrosunda çalıştığını, lisans öğrenimini tamamladıktan sonra da 18.08.2008 tarihinden, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği 07.02.2017 tarih
DAVA KONUSU: 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacı işçinin 2005 yılında henüz öğrenci olduğu dönemde, davalı bünyesinde öğrenci-gece sekreteri olarak çalıştığını, bu dönemde davacı işçinin davalı ile aynı adres ve ortaklık yapısına sahip olan ve dolayısıyla davalı ile organik bağ ve faaliyet içinde bulunan, birleşen dava davalılarından ... Danışmanlık AŞ bordrosunda çalıştığını, lisans öğrenimini tamamladıktan sonra da 18.08.2008 tarihinden, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği 07.02.2017 tarihine kadar kesintisiz olarak davalı bünyesinde çalıştığını, davacının 2015 yılında aldığı en son ücretin 6.750.00 USD olduğunu, davalı işyerinde tüm çalışanların ücretlerinin her aybaşında ve ortasında olmak üzere iki taksit hâlinde ödendiğini, 2016 yılında Şubat ayı başında aylık ücretinin 7.000,00 USD tutara yükseltildiği ancak ücretinden %15 indirim yapılarak 5.950,00 USD olarak ödeneceğinin bildirildiğini ve buna dair davacıdan imza alınmak istendiğini, davalının bu yaptıklarının çalışma koşullarında tek taraflı esaslı değişiklik mahiyetinde bir ücret indirimi olduğundan ve ücrette kesinti yasağına aykırılık teşkil ettiğinden davacı işçi tarafından kabul edilmediğini, bu değişikliğin kabul edilmemesine rağmen davacı işçinin ücretinin 5.950.00 USD olarak ödendiğini, 2016 yılının Nisan ayında davalı tarafından ücretin bir kez daha %15 oranında düşürüldüğünü ve 2016 yılının Nisan ayından itibaren 5.058.00 USD olarak ödendiğini, 2017 yılı başından itibaren bu kez ücret ödeme sisteminin değiştirildiğini, davacı işçinin ücretinin TL üzerinden ödenmeye başlandığını, davacı işçinin davalının son değişikliğine itirazlarını açıkça bildirmesine rağmen ay başında yine ücretinin hesabına eksik ödendiğini, 07.02.2017 tarihinde iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, iş sözleşmesinin feshinden sonra davacı tarafından 2016 yılının başından beri ödenmemiş olan ücretleri ile Şubat 2017 tarihinde çalıştığı günler karşılığı ödenmeyen ücretin tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine kötüniyetli olarak itiraz edildiğini belirterek haksız itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen İstanbul 5. İş Mahkemesi 2017/607 Esas sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2007-2008 akademik yılında Erasmus Öğrenci Değişim Programı dâhilinde Fransa'ya gittiği ve ... Danışmanlık AŞ'den çıkışının yapıldığı, bu aşamada haklarının ödenmediğini, ülkeye dönüşü ile 2008 yılında mezun olduktan sonra yeniden istihdam edildiği, staj dâhil tüm meslek hayatını davalı bünyesinde gerçekleştirmiş ve iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği tarihe kadar kesintisiz olarak davalı ... bünyesinde çalıştığını, işverenin tek taraflı olarak ücretten kesinti yapmasının yasak olduğunu, ücret indirimini kabul ettiği yönünde belge imzalaması için sürekli olarak davacıya baskı yaptıklarını, davacının performans kriterlerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen, keyfi değerlendirme ile düşük ücret artışı uygulanmaya başladığını, birlikte yürütülen projelerdeki çalışanların eksiltilip, iş yükünün artırıldığını, izin haklarında zarara uğratıldığını, çalışma ortamındaki hak ye imkânlarının süreç içinde ortadan kaldırıldığını, bir yıldan uzun bir süre boyunca davacının ücretini eksik ödeyen ve süreç içinde iki kez daha çalışma koşullarında esaslı değişiklik yapan, çalışma döneminin son aylarında davacıyı hukuka, ahlaka, iyiniyete ve mesleki prensiplere aykırı baskı ve zorlamalara maruz bırakan, çalışmasını zorlaştıran ve imkansız kılan, bu suretle iş için kullandığı bilgisayarına ve diğer bilişim sistemlerine erişimini engelleyen ve bu bilgisayar içinde yer alan özel belgelerine de el koyan ve 10 yılı aşkın avukatlık mesleki ortaklığı birikimini tarafından, gasp ederek hâlen erişimini engelleyen davalı ... tarafından davacının iradesinin feshe yöneltildiği, tüm bu nedenlerle, iş sözleşmesini fesheden taraf davacı olsa da ihbar tazminatına hak kazanmış olduğunu, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığını belirterek haksız itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen İstanbul 29. İş Mahkemesinin 2017/624 Esas sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; davalılara ait işyerlerinde avukat olarak çalıştığını, davalılar tarafından ücret indirimine gidilmesi ve müvekkilince kabul edilmemesi sonucu baskı ve dayatmalar olduğunu, mobbing (psikolojik baskı) uygulandığını belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. KARAR: Uyuşmazlık; ücret alacağı, iş sözleşmesinin feshi, davacının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığı, icra inkâr tazminatı ve vekâlet ücreti noktalarındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. maddesi şöyledir: " (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminat talebinin tamamen reddine göre maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi yerinde ise de hükme esas alınan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre belirlenecek miktarın davalı lehine hükmedilmesi gereklidir. Maddi tazminat talebi bakımından ise talebin tamamen reddine karar verilmesine göre yine hükme esas alınan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekli iken yazılı şekilde hüküm altına alınması hatalıdır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.