22. Hukuk Dairesi 2014/31134 E. , 2014/32273 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müve
**22. Hukuk Dairesi 2014/31134 E. , 2014/32273 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin 08.08.2012-30.05.2014 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığnı, en son ücretinin net 1.000,00 TL olduğunu belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve ücret alacakların davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, talep konusu alacaklara ilişkin belirsiz alacak davası açılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının talep konusu alacaklara ilişkin belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı belirntilerek davanın reddine karar verilmiştir. Karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, belirsiz alacak davasının ıslah yolu ile kısmi eda davasına dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndan farklı olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda dava çeşitleri 105. ila 113. maddelerinde düzenlenmiş, eda davası (m. 105), tespit davası (m.106) ile belirsiz alacak ve tespit davası (m.107), inşai dava (m.108), kısmi dava (m.109) ayrı ayrı maddelerde gösterilerek farklılıkları belirtilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." düzenlemesi yer almaktadır.Anılan Kanunun 109. maddesinde ise "Kısmi dava" tanımlanmıştır. Maddenin birinci fıkrasına göre “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir”. İkinci fıkrasına göre ise “Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz”. Hükmü yer almaktadır. Somut olayda, dosya içeriği ve özellike dava dilekçesinin kapsamına göre, davacı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve ücret alacağına ilişkin davayı belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Ardından 23.09.2014 harç ve havale tarihli dilekçesi ile talep türü ve davanın niteliğini kısmi eda davası olarak ıslah etmiştir. Mahkemece bu hususta bir değerlendirme yapılmaksızın anılan alacaklarla ilgili belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilmiştir. Dava konusu alacakların miktar ve değerinin dava açıldığı tarihte belirlenmesine engel objektif bir imkansızlık bulunmamakta olup talep konusuna ilişkin belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı konusunda mahkemece yapılan tespitte bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Dava açıldığında mevcut olmayan hukuki yarar sonradan mahkemece süre verilerek tamamlanabilecek bir hukuki yarar da değildir. Ancak 6100 sayılı Kanun'un 176. maddesi uyarınca, taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Davanın niteliğinin tam ıslah yolu ile değiştirilmesi mümkün olup mahkemece, kısmi dava açılmasına kanuni engel bulunmadığı da gözetilerek işin esasına girilip oluşacak sonuç dairesinde karar verilmelidir. Yazılı şekilde dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.11.2014 günü oybirliği ile karar verildi.