1. Ceza Dairesi 2012/3659 E. , 2012/9331 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Töre saikiyle öldürme, 6136 sayılı Yasaya muhalefet HÜKÜM : Sanık ...'un ; a) 5237 sayılı TCK'nun 82/1-k, 62/1.maddeleri gereğince müebbet hapis cezası; b) 6136 sayılı Yasanın 13/1, 5237 sayılı TCK'nun 62/1, 52/2. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 500,00.TL adli para cezası ile cezalandırılmasına. HÜKÜM : Sanık müdafii. TÜRK MİLLETİ ADINA Temyizin kapsamına göre, sanık ... hakkında ...'u töre sa…
**1. Ceza Dairesi 2012/3659 E. , 2012/9331 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Töre saikiyle öldürme, 6136 sayılı Yasaya muhalefet HÜKÜM : Sanık ...'un ; a) 5237 sayılı TCK'nun 82/1-k, 62/1.maddeleri gereğince müebbet hapis cezası; b) 6136 sayılı Yasanın 13/1, 5237 sayılı TCK'nun 62/1, 52/2. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 500,00.TL adli para cezası ile cezalandırılmasına. HÜKÜM : Sanık müdafii. TÜRK MİLLETİ ADINA Temyizin kapsamına göre, sanık ... hakkında ...'u töre saikiyle kasten öldürme ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından kurulan hükümlere ilişkin olarak yapılan incelemede; Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'ın ...'yi öldürme eylemi ile 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçunun sübutu kabul, 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçu yönünden oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun olarak suç niteliği tayin, her iki suç yönünden ise takdiri indirim nedeninin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozmaya uyularak verilen hükümlerde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ... müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede, haksız tahrikin bulunduğuna ve vesaireye yönelen sair temyiz itirazlarının reddiyle; a) 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak ONANMASINA, b) Sanık ...'ın, ...'yi öldürmesi eyleminden kurulan hükümle ilgili olarak yapılan incelemede; Sanık ...'ın kardeşi ...'in, ... ile evli iken o sırada 15 yaşından küçük olan ... ile cinsel ilişkiye girdiği, daha sonra bu nedenle ... hakkında kamu davası açıldığı, ...'in de cezadan kurtulmak amacıyla eşi ... ile boşanıp ... ile evlendiği, ancak ...'in ailesine göre daha rahat olan giyim ve yaşam tarzı itibarıyla ...'nin aile tarafından benimsenmediği, her iki hususla ilgili olarak da aileden sürekli olarak olumsuz eleştiri aldığı, buna rağmen tarzını değiştirmeye yanaşmadığı, ...'in genellikle gece çalışıyor olması nedeniyle, en çok da ...'in ağabeyi olan ...'ın ...'ye müdahalede bulunduğu, onun evden çıktığında nerelere gittiğini, telefonda kimlerle görüştüğünü bilmek istediği, hatta bu müdahalenin sınırlarını ...'yi takip etmeye kadar vardırdığı, olay günü de ...'ın, birisiyle telefonla görüşen ...'nin hareketlerinden şüphelenerek kiminle görüştüğünü sorması üzerine, ... tarafından "dostumla görüşüyorum" şeklinde "seni ilgilendirmez" manasında ters cevap verilmesi nedeniyle aralarında tartışma çıktığı, bu tartışma sırasında ...'nin kendi telefonunu mutfak tezgahına vurarak kırdığı, daha sonra her ikisinin de kızgınlıkla dışarı çıktıkları ve maktulenin bir şekilde otomobile binmesini sağlayan sanığın onu uyarılarına aldırış etmemesi ve kendisinin sanık tarafından kontrol edilmesine izin vermemesi nedeniyle ıssız bir yere götürüp tabanca ile öldürdüğü olayda; Her ne kadar sanık hakkında "töre saikiyle öldürme" suçundan hüküm kurulmuş ise de; Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü'nde "töre" kelimesinin; "bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü, adet, bir topluluktaki ahlaki davranış biçimleri, adap" olarak tanımlandığı, ayrıca "saik" kelimesinin, "sebep, güdü, kasta öngelen ve onu hazırlayan düşünce", "öldürmenin töre saikiyle gerçekleştirilmesinin" ise "öldürmeye yönelik kastın, töre anlayışının etkisi altında şekillenmesi" anlamlarına geldiği, genelde iyi davranış biçimlerini ifade etmek için kullanılan "töre" kavramının zaman zaman "kötü" davranış biçimlerini ifade etmek için de kullanılabildiği, bu anlamda, Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinin konusunu oluşturan "töre"nin, "belli bir davranışı gerçekleştirenin veya belli bir yaşam biçimini tercih edenlerin öldürülmesini gerektiren", "kötü bir töre"yi ifade ettiği, bir davranışın töreden kaynaklandığını söyleyebilmek için, bu davranışın "bir toplulukta genel olarak benimsenmiş, yerleşmiş yaşam biçimlerinden veya değer yargılarından kaynaklanmasının" gerekli olduğu, yasal düzenlemede geçen "saik" kelimesinin, öldürme fiilinin fail tarafından "başka her türlü etkiden uzak olarak sırf toplumda benimsenmiş olan genel bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranılmış olmasını cezalandırmayı görev addedip onun etkisiyle" işlenmesini, başka bir deyişle, "öldürme kastının, kötü törenin etkisiyle oluşması lüzumunu" ifade ettiği, bu durumdaki failin "öldürme eylemini" gerçekleştirirse toplum tarafından "saygınlık" ile ödüllendirileceğini, gerçekleştirmediği takdirde ise "kınanacağını" düşünmesi ve bu eylemi saygınlık kazanmak ya da kınanmamak için işlemesi gerektiği, dolayısıyla "töre saikiyle öldürme"den bahsedilebilmesi için, öncelikle mağdurun "toplumda genel olarak benimsenmiş olan bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranmış olmasının, ikinci olarak bu aykırı davranışın "ölümle" cezalandırılması gerektiğinin o toplumda yaşayanlar tarafından beklenen bir tepki olduğunun kabul edilebilmesinin, üçüncü olarak ise öldürme fiilinin fail tarafından toplumun öldürme beklentisinin yönlendirmesiyle sırf aykırı davranışın cezalandırılması görevi üstlenilerek işlenmesinin" şart olduğu, burada "toplumdan" kastedilenin "tüm ülke" olabileceği gibi "köy, mahalle, geniş aile gibi" küçük bir topluluk da olabileceği, "töre saikiyle öldürme" suçunun oluşması açısından bunlar arasında fark bulunmadığı, "töre" kavramıyla sık sık karıştırılan "namus" kavramının ise "bir toplum içinde ahlak kurallarına ve toplumsal değerlere bağlılık, iffet, doğruluk, dürüstlük" olarak tanımlandığı, bu anlamda, töre ile namusun benzer ancak farklı kavramlar oldukları, törenin belli koşullarda namusu da içine alan üst bir kavram olarak ortaya çıkabileceği durumlar var ise de, diğer koşulların bulunmadığı hallerde, sırf kişilerin sübjektif namus anlayışından, kıskançlıktan, cinsel arzu ve isteklere karşılık alamamaktan, kınamaktan, hoşlanmamaktan, tasvip etmemekten, söz geçirememekten kaynaklanan öldürme fiilerinin "töre saikiyle öldürme" olarak nitelendirilemeyeceği, aynı şekilde, toplumun tasvip etmediği veya kınadığı davranışları işleyenlerin ya da yaşam biçimini tercih edenlerin öldürülmesi" biçiminde gerçekleştirilen her fiilin de toplumdaki öldürme beklentisi açıkça ortaya konulmadan", sırf bu nedenle "töre saikiyle öldürme" olarak değerlendirilemeyeceği, buna göre, "töre cinayeti ile namus cinayetinin" aynı kavramlar olduğunun söylenemeyeceği, zira, suçta ve cezada kanunilik prensibi ile ceza hukukundaki kıyas yasağının, "töre saikiyle öldürme" suçunun uygulanma alanını bu şekilde genişletmeye izin vermeyeceği, Bu açıklamalar ışığında, somut olayda; Sanık ...'ın, erkek kardeşi ...'in eşi olan maktuleyi kendisinin dayattığı yaşam biçimine uymadığı için "toplumda bu şekilde davrananların öldürülmesi gerektiği yönünde her hangi bir beklenti bulunmadığı halde", sırf kendi sübjektif değerlendirmelerine dayalı olarak öldürmesinin, töre saikiyle öldürme biçiminde nitelendirilmesinin mümkün olmayacağı gibi, kardeşi ile evli olan maktuleye kendi tercih ettiği yaşam biçimini dayatma hakkı bulunmayan sanığın bu yöndeki davranışlarına karşı, maktuleden "tersleme" şeklinde gelen tepkinin de sanık açısından "haksız tahriki oluşturmayacağı" cihetle, Sanık hakkında tahriksiz kasten öldürme yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde "töre saikiyle öldürme" suçundan hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, sanık hakkında töre saikiyle öldürme suçundan kurulmuş olan hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına BOZULMASINA, 12/12/2012 gününde oybirliği ile karar verildi. 12/12/2012 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ...'ın huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii Avukat ...'ın yokluğunda 13/12/2012 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.