T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1916 Esas KARAR NO : 2026/346 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/09/2022 NUMARASI : 2020/295 Esas, 2022/743 Karar DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1916 Esas KARAR NO : 2026/346 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/09/2022 NUMARASI : 2020/295 Esas, 2022/743 Karar DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında akdedilmesi planlanan hususun ... Fuar alanında peron kiralaması işi olduğunu, bunun için müvekkili tarafından 26.10.2013 tarihinde davalıya gönderilen e-postada fuarda belirtilen lokasyonlarda fiyat teklifi istendiğini, davalının ise cevap olarak 30.10.2013 tarihinde fiyat teklifi gönderdiğini, lokasyon değişikliği olduğu için 19.12.2013 tarihinde ... A Peronu için tekrar fiyat teklifi istendiğini, bunun üzerine aynı tarihte davalı yetkilisi... tarafından KDV dahil 15.930,00 TL fiyat teklifi verildiğini ve e-postaya "ödemenin yapılmasına istinaden alan bilgilendirilmesi yapılacaktır" notunun düşüldüğünü, müvekkilinin yine aynı tarihte davalıya gönderdiği e-posta ile bu iki şartın kabul edildiğini ve fatura bilgileri karşı tarafa gönderilerek aynı gün ödeme gerçekleştirildiğini, bu şekilde hazır olmayanlar arasında bir sözleşmenin akdedildiğini, müvekkiline tahsis edilen saha kiralamasının gerçekleştiğini, akabinde akdedilen sözleşmeye güvenilerek müvekkilince fuarın tanıtımı için reklam, afiş düzenleme ve görsel figüranların çalışmasının yapıldığını, davalı tarafından fuara 4 gün kala müvekkili ile "genel müdür oluru gerçekleşmemesi sebebi ile anlaşma süreçleri iptal olunmuştur" şeklinde bir yazışma yapıldığını, bu şekilde mağdur olan müvekkilinin itibar kaybına uğradığını, dış alanda kurulacak çadırın davalı tarafından kurdurulmamasının alana ziyaretçi katılımını olumsuz yönde etkilediğini, ziyaretçi kaybı dolayısıyla müvekkilinin yaklaşık en az 15.000 kişinin giriş ücretinden (ziyaretçi başına 1 TL alındığı) mahrum olmasına sebep olduğunu, davalının haksız iptali nedeniyle reklam harcamalarından dolayı müvekkilinin ciddi rakamlarda maddi zararının olduğunu, müvekkili şirketin anlaşma yapamadığı şirketler olduğu gibi anlaşma yapıp da sözleşmesi iptal olunan şirketler de bulunduğunu, davalının basiretli tacir gibi davranmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın ihtarnamenin tebliğ edildiği 18.02.2014 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 21/04/2017 tarihli (UYAP tarihi) ıslah dilekçesi ile; dava değerini 27.850,00 TL daha arttırarak 37.850,00 TL'nin temerrüt tarihi itibariyle yasal faiz uygulanarak tahsilini talep etmiş olup harcını yatırmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket ile müvekkili şirket çalışanı ... arasında davacının 25.12.2013-31.12.2013 tarihleri arasında Feshanede düzenleyeceği Uluslararası El Sanatları ve Yöresel Ürünleri tanıtımı kapsamında müvekkili tarafından işletilmekte olan ... otoparkında kendilerine yer tahsisi için 26.10.2013 tarihinde ve 19.12.2013 tarihlerinde olmak üzere 2 kez telefon ve e-mail aracılığı görüşüldüğünü, şirket çalışanının bu görüşmelerde, kendisinin yer tahsisi konusunda kesin karar vermeye yetkili olmadığını, ... A.Ş.'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bir iştiraki olduğunu ve bu konuda kesin karar merciinin genel müdürlük olduğunu, kendisinin sadece prosedür ve fiyatlandırma hakkında bilgi verebileceğini, kendilerinin kabulü halinde taleplerini genel müdürlük oluruna sunabileceğini bildirdiğini, 26.10.2013 tarihindeki ilk görüşmenin davacının fiyat teklifine onay vermemesi sebebiyle sona erdiğini, akabinde davacının lokasyon değişikliği nedeniyle 19.12.2013 tarihinde fiyat teklifi istediğini, aynı gün içinde otoparkın A peronu için 9 günlük tahsisi talebi için 15.930,00 TL fiyat bildirildiğini, davacı fiyat teklifini kabul etmiş ise de genel müdürlük oluruna sunulan talebin onaylanmadığını, bu hususun davacıya telefon ile derhal bildirildiğini, buna rağmen davacının aynı gün müvekkili şirket hesabına 15.930,00 TL yatırdığını, 20.12.2013 tarihinde müvekkilinin çalışanı ...'ün davacı şirkete e-mail göndererek talebin onaylanmadığı ve yatırılan paranın iade edileceği bilgisinin verildiğini, paranın aynı gün davacının hesabına iade edildiğini, davacı ile görüşmeleri yürüten ...'ün müvekkili şirketim temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığını, davacı bu hususu bilmediğini ileri sürse de, yetkisiz temsilcinin yaptığı sözleşmenin müvekkilini bağlamayacağını, müvekkilinin ise organizasyona onay vermediğini davalıya bildirip yapılan ödemeyi ise iade ettiğini, davacının uğradığı zararlara ilişkin açıklamalarının ispatı mümkün olmayan soyut bir takım varsayımlardan ibaret olduğunu, davacının yapacağı organizasyon alanının ... binansın içi olduğunu otopark alanında bir organizasyon gerçekleştirmesinin ise yasal olarak mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 26/03/2015 TARİH VE 2014/230 ESAS 2015/259 KARAR SAYILI KARARI İLE: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığ, bu sebeple görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Yasal süresinde kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmesi üzerine dosya görevli mahkemeye gönderilmiştir. İSTANBUL 7. SULH HUKUK MAHKEMESİNİN 27/12/2018 TARİH VE 2015/987 ESAS 2018/1267 KARAR SAYILI KARARI İLE: Davalı taraf, sözleşme ilişkisini kabul etmediğinden davacının öncelikle kira sözleşmesini yazılı delil ile ispat etmesi gerektiği, bu hususta davacı tarafından yazılı delil sunulmadığı, mail yazışmalarının ise sözleşme ilişkisi yönünden davalı tarafça kabul edilmediği, dava dışı ...'ün davalı şirketin yetkili temsilcisi olmadığının ticaret sicil kayıtları ile sabit olduğu, tacir olan davacı, davalı ile aralarında geçerli bir sözleşme kurulduğunu kesin ve yasal deliller ile ispat edemediği, davacı, koşulları oluştuğu takdirde genel hükümlere göre üçüncü kişilere rücu edebilecek ise de, işbu uyuşmazlık yönünden kira sözleşmesi ispatlanamadığından davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçelerine istinaden davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı tarafından istinaf edilmiştir. İSTANBUL BAM 35. HUKUK DAİRESİNİN 25/06/2019 TARİH VE 2019/1306 ESAS 2019/1328 KARAR SAYILI KARARI İLE: Davacı tarafından davalı ile yapılması kararlaştırıldığı iddia edilen sözleşmenin tacirler arası hizmet alım sözleşmesi oluğu, kira sözleşmesi olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi olması, her iki tarafın tacir olması, uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgili bulunması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İSTANBUL 7. SULH HUKUK MAHKEMESİNİN 28/01/2020 TARİH VE 2019/599 ESAS 2020/146 KARAR SAYILI KARARI İLE: İstinaf kararı gereği görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.Yasal süresinde kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmesi üzerine dosya görevli mahkemeye gönderilmiştir. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 21/09/2022 TARİH VE 2020/295 ESAS 2022/743 KARAR SAYILI KARARI İLE: Her ne kadar davacı, davalının çalışanı ... ile yapılan e-posta yazışmaları ile taraflar arasında davalıya ait otoparkın kiralanması hususunda sözleşmenin kurulduğunu iddia etmiş ise de, dosyada yer alan imza sirkülerinde davalıyı temsil yetkisi bulunan kişiler arasında ...'ün yer almadığı, e-posta yazışmalarında ...'ün unvanının "Ticaret Müdürlüğü Pazarlama ve Abone Şefliği" olarak yer aldığı, şeflik bünyesinde çalışan kişinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan davalıyı bağlayacak şekilde sözleşme yapma yetkisinin bulunmayacağının tacir olan davacı tarafından bilinmesi gerektiği, 19/12/2013 tarihindeki fiyat bildiriminden 1 gün sonra 20/12/2013 tarihinde sözleşmenin kurulmadığının davalı tarafından bildirildiği gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin imza ve onay sürecinin davalı adına ... tarafından yerine getirildiğini, davalı ve müvekkili arasında yapılan yazışmalarda ... Fuar Alanında A Peronunun kiralanması konusunda tarafların anlaşmaya vardığını, sözleşme kurulduktan ve müvekkili hazırlıklarına başladıktan sonra davalının haksız ve hukuka aykırı şekilde sözleşmenin feshedildiği bilgisini verdiğini, yazışmaların yapıldığı ...'ün yetkili olarak hareket ettiğini, sözleşmenin de bu kişi tarafından feshedildiğini, bu hususların yazışmalar ile sabit olduğunu, bu kişinin davalı adına sözleşme yapıp yapmadığının araştırılması için dava dışı 3. Kişiler ile yapılan sözleşmelerin incelenmesi taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin, davalı ile A ve B peron için görüşmelere 26.10.2013 tarihinde başladığını ve olumlu cevap alması ile başlattığı hazırlıkların 19.12.2013 tarihinde sözleşmenin onaylanması ve sahanın belirlenmesi üzerine tamamlandığını, bilirkişi raporları dikkate alınmadığı gibi beyan ve iddialarının araştırılmadığını, delilleri dosyaya celp edilmeden gerekçesiz şekilde eksik inceleme ile karar verildiğini, delillerin ne şekilde karara etki ettiğinin gösterilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, sözleşmenin haksız feshinden kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece, e-mail yazışmasını yapan ...'ün davalıya temsil yetkisinin bulunmadığı, ayrıca bu kişinin davalıyı bağlayacak şekilde sözleşme yapma yetkisinin bulunmadığının tacir olan davacı tarafından bilinmesi gerektiği gerekçeleri ile taraflar arasında sözleşme kurulmadığından bahisle davanın reddine dair verilen karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.Görevsiz olan Sulh Hukuk Mahkemesine bilirkişi tarafından sunulan 09/04/2017 tarihli raporda; dosya kapsamı değerlendirildiğinde taraflar arasında bir kira ilişkisi kurulduğunun anlaşıldığı, zira İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen görevsizlik kararının gerekçesinin kesin hüküm teşkil ettiği, ilam gerekçesinde belirtilen tespitlerin davacı ve davalı için bağlayıcı olacağı, kira akdinin davalı tarafından iptal edilmesi sebebiyle davacının, dava dışı 3. şahıslarla fuar organizasyonu nedeniyle akdettiği akitlerin de iptal edildiğini, bu şekilde davacının elde etmekten mahrum kaldığı kâr tutarının davacının uğradığı maddi zararı olduğunu, bu zararın ise akitlerin bedelleri nazar alındığında 37.850,00 TL olduğu bildirilmiştir.Pazarlama ve reklamcı bilirkişi ile mali müşavir tarafından sunulan 31/05/2021 tarihli raporda; karşılıklı yapılan yazışma ve telefon görüşmeleri sonucu kiralama taraflar arasında kiralama ilişkinin kurulduğu, davacının 3. kişilerle yaptığı ve dosyaya sunulan katılım sözleşmelerinin toplam bedelinin 37.850,00 TL olduğu, davalının sözleşmeyi iptal etmesi sebebiyle davacı da 3. kişilerle yaptığı bu sözleşmeleri iptal etmek durumunda kaldığından elde etmekten mahrum kaldığı zararının ortaya çıktığı, ancak davacı 3. kişilerden tahsil ettiği bedelleri iade ettiğini beyan etse de, buna ilişkin belgelerin dosyada mevcut olmadığı, akitlerin iptal edilmesi sonucu davacının zarar miktarının, kiralanan yerin maliyeti olan 24.780,00 TL olduğu (3.540,00 TL KDV dahil x 7 gün), buna göre davacının zararının 13.070,00 TL olduğu bildirilmiştir.Pazarlama ve reklamcı bilirkişi ile mali müşavir (31/05/2021 tarihli raporu düzenleyenden farklı bir mali müşavir) tarafından sunulan 12/09/2022 tarihli raporda; 31/05/2021 tarihli rapordaki kanaati değiştirecek herhangi bir durumun bulunmadığı bildirilmiştir. Davacının ticari defterlerinin incelenmesi için talimat mahkemesi aracılığıyla aldırılan 03/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacının fuar organizasyonu için yaptığını iddia ettiği reklam ve montaj harcamalarına ilişki 85.030,80 TL tutarındaki harcamaların ticari defter kayıtlarında yer aldığı, fakat bu harcamaların ne kadarlık kısmının ... otoparkının A peronu için yapıldığının takdirinin mahkemeye ait olduğu, dava dosyasında yer alan 25 Aralık 2013 - 31 Aralık 2013 tarihleri arası fuar yeri İstanbul ... fuar alanı olarak düzenlenen katılım sözleşmelerinde yer alan ..., ... (...), ... Cafe (...), ..., Anadolu Mutfağı unvanlarına ait her hangi bir muhasebe cari hesap kaydına rastlanılmadığı, davalının 19.12.2013 tarihli davacı adına organizasyon bedeli olarak düzenlediği KDV dahil 15.930,00 TL tutarındaki faturanın ve bu faturanın ödemesi olan 20.12.2013 tarihli banka havalesinin ve bu tutarın davalı tarafından iade edildiğinin davacının muhasebe kayıtlarında yer almadığı bildirilmiştir.Davaya konu uyuşmazlık bakımından öncelikle taraflar arasında kurulmuş geçerli bir sözleşmenin mevcut olup olmadığının belirlenmesi ve daha sonra bunun sonucuna göre davacının maddi tazminat talebinin değerlendirilmesi gerekmiştir.Somut olayda, taraflar arasındaki iletişim e-mail yazışmaları ile sağlandığına göre irade beyanlarının hazır olmayanlar arasında ortaya konduğunu kabul etmek gerekir. Davalı şirket adına ... (Ticaret Müdürlüğü Pazarlama ve Abone Şefliği) davacı ile e-mail yazışmalarını yapmıştır. Davacı başlangıçta 26/10/2013 tarihli e-maili ile, 25-31 Aralık 2013 tarihleri arasında ... ...Salonunda organize edilecek Uluslararası Yılbaşı Hediyelik Eşya, El Sanatları ve Yöresel Ürünler Fuarı için davalıya ait feshanede bulunan otoparktaki A ve B yollarının tahsisi için fiyat bilgisi talep etmiş olup ... tarafından yer tahsisine ilişkin şartların da ayrıntılı olarak açıklandığı cevabi e-mail ile, günlük tahsis bedeli KDV dahil 3.450,00 TL olmak üzere 7 gün için KDV dahil 24.780,00 TL fiyat teklifi verilmiş ise de, sunulan teklifin kabulüne yönelik davacının bir onay e-mailine rastlanmamıştır. Davacının daha sonra 19/12/2013 tarihli e-maili ile, bu seferde A yolunun tahsisini talep ettiği, yine ... tarafından yer tahsisine ilişkin şartların da ayrıntılı olarak açıklandığı cevabi e-mail ile, günlük tahsis bedeli KDV dahil 1.770,00 TL olmak üzere 9 gün için KDV dahil 15.930,00 TL fiyat teklifi verildiği, davacının aynı gün e-maili ile, anlaşma şartlarının uygun olduğunu bildirerek anlaşma bedelinin firma adına fatura edilmesini talep ettiği, ... tarafından ekte nüshası bulunan fatura aslının adrese gönderildiğinin ve ödeme yapılmasına istinaden saha bilgilendirmesinin yapılacağının belirtildiği, dosya kapsamından davalı tarafından davacıya düzenlenen 19/12/2013 tarihli ve 15.930,00 TL bedelli faturanın düzenlendiğinin anlaşıldığı, davacının aynı tarihte söz konusu bedeli davalının hesabına gönderdiği, ancak ...'ün 20/12/2013 tarihli e-maili ile, ön anlaşma süreçlerinin genel müdürlük olur yazısının gerçekleşmemesi sebebiyle iptal olduğu, onaysız bilgisinin telefonda verilmesine rağmen gönderilen bedelin iade edileceğinin belirtildiği ve söz konusu bedelin aynı gün davacıya iade edildiği anlaşılmıştır.Uyuşmazlığın çözümü bakımından 6098 sayılı TBK'nun "Temsil" başlıklı 40. vd. maddelerinde düzenlenen özellikle yetkisiz temsil ile ilgili hükümlere değinmek gerekir.Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor yada hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur (m.40). Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur (m. 46). Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir (TBK.m.47)."...Borçlandırıcı işlemin temsilci aracılığı ile yapılabilmesi de mümkündür. Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar (6098 s. TBK m. 40/1). Bir kişi temsil yetkisi olmadığı halde başka bir kişi adına bir hukuki işlem veya sözleşme yaparsa yetkisiz temsil söz konusu olur. Böyle bir durumda yapılan işlemin hüküm ve sonuçları temsil olunanı bağlamaz. Bu işlemin temsil olunanı bağlaması için onun tarafından onanmış olması gerekir (TBK m.46/1). Onama temsilciye veya 3. kişiye varması gerekli tek taraflı bir irade beyanı ile yapılır. Asıl işlem bir şekle bağlı olsa dahi onama şekle bağlı değildir. Dürüstlük kuralları gerektirdiğinde hareketsizlik ve susma da onama olarak kabul edilmelidir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2015, s.456)..." (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/5025 Esas 2021/2396 Karar sayılı ilamı). Yasal düzenleme dikkate alındığında, sözleşmeden doğan alacak ve borçlar, ancak yetkili temsilci tarafından yapılması halinde temsil olunana ait olacaktır. Eğer temsilci yetkili değil ise, kendisi sözleşmeden şahsen sorumlu olur. Ayrıca bu durumda temsil olunan, icazet vermedikçe alacaklı veya borçlu kabul edilemez. Ancak temsil olunan, sonradan icazet verir yahut kendi adına yapılan hukuki işlemi benimser ise baştan itibaren hukuki işlem geçerli ve temsil olunanı bağlar. 6098 sayılı TBK'nun 11/1 maddesi uyarınca, hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmeler, kabulün gönderildiği andan başlayarak hüküm doğurur. Buna göre somut olayda, davacı, davalı tarafından (yazışmayı yapan ...) e-mail ile gönderilen fiyat bilgisini de içeren şartları 19/12/2013 tarihinde kabul ettiğine göre yasa hükmü uyarınca sözleşmenin bu andan itibaren kurulduğunu kabul etmek gerekir. Ancak davalı taraf, davacının talebinin genel müdürlük tarafından onaylanmadığını, bu husus kendilerine bildirilmesine rağmen bedelin şirket hesabına yatırıldığını, kesin karar merciinin genel müdürlük olduğunu, ayrıca e-mail yazışmalarını yapan ...'ün şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığından sözleşmenin kendilerini bağlamadığını ileri sürmüştür.Davalı tarafından dosya kapsamına sunulan şirketin temsil ve ilzam esaslarının düzenlendiği "imza sirküleri" başlıklı noter onaylı belgeye göre, ...'ün davalı ... temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığı gibi davacı tarafından, ...'ün davalı şirketin temsilcisi olduğuna dair herhangi bir belge sunulmamış olup ayrıca yetkisiz temsilci durumunda bulunan bu kişi tarafından yapılan sözleşmenin davalı şirket tarafından açıkça yada taraflar arasında oluşan bir teamül ile örtülü olarak benimsendiği de ispatlanamamıştır. Öte yandan, 6102 sayılı TTK'nun 18/2. maddesi uyarınca her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği de dikkate alındığında, basiretli davranma yükümlülüğü altında bulunan davacı şirketin, "Ticaret Müdürlüğü Pazarlama ve Abone Şefliği" bünyesinde yer aldığı anlaşılan adı geçen kişinin sözleşme akdetme konusunda davalı ... temsil etme yetkisinin olmadığını bilmesi ve ayrıca davalı ... temsile yetkili kişil/lerin kim olduğunu araştırarak bu sözleşmeyi de ona göre yapması gerektiği de açıktır. Bu nedenlerle taraflar arasında geçerli ve ayakta bir sözleşme ilişkisinin kurulduğundan söz edilemeyeceğinden Mahkemece tesis edilen karar isabetli olmuştur.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/295 Esas, 2022/743 Karar sayılı ve 21/09/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.05/03/2026