Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Erzurum Yakutiye Belediye Başkanlığında çalışmakta iken 2010 yılında Sağlık Bakanlığına devredildiğini, aynı tarihte sendikaya üye olduğunu, Belediyede çalışırken üyesi olduğu sendikanın toplu iş sözleşmesinin uygulanmaması, hatalı uygulanması veya usule aykırı protokol ile yevmiyelerinin düşürülmesi sonucu Bakanlığa devredilirken ücretlerinin düşük gösterildiğini, bu nedenlerle davalı aleyhine 29.09.2017 tarihli dava dilekçesi il…
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kesinleşen davada tespit edilen ücret seviyesi ile davalı işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre davacıya işbu dava tarihi itibarıyla ödenmesi gereken ücretin tespiti ve faiz hususlarındadır. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca işçi muaccel alacaklarını tek tek belirtmek kaydıyla ihtarname ile işvereni temerrüde düşürebilir. Söz konusu ihtarnamede alacak miktarlarının belirtilmesi gerekmez. Dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak bu bağlamda değerlendirildiğinde, dava konusu alacakların dava tarihinden önce arabuluculuk aracılığıyla talep edilmesi karşısında davalı işverenin arabuluculuk son tutanak tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir. Bu sonuç davalı işverenin usulüne uygun davet edilmesine rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı durumlarda da geçerlidir. Somut uyuşmazlıkta toplu iş sözleşmesi ve bireysel iş sözleşmesi hükümleri değerlendirildiğinde; dava konusu alacaklar bakımından kesin bir vade belirlenmediğinden kendiliğinden temerrüt gerçekleşmez. Buna göre talep konusu alacaklara arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. İlk Derece Mahkemesince hüküm fıkrasında "bilirkişi ... ...'nun 08/07/2024 tarihli ek raporunda belirttiği temerrüt tarihlerinden itibaren" faize hükmedilmesi hatalı olmuştur. 3. İlave tediye alacağı, 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun'da düzenlenen bir alacak olup bu alacağa uygulanması gereken faiz oranı yasal faizdir. Davacı tarafça dava ve ıslah dilekçelerinde de, ilave tediye alacağına yasal faiz uygulanması talep edilmiştir. Şu hâlde İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan ilave tediye alacağına, yasal faiz hükmedilmesi gerekirken davacının talebi de aşılmak suretiyle en yüksek işletme kredisi faizine hükmedilmesi de ayrıca hatalı olup bozma sebebidir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.