Başvuru, tutukluluğun makul süreyi ve kanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun makul süreyi ve kanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/8/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) yürütülen bir soruşturma kapsamında 2/7/2010 tarihinde gözaltına alınmış ve terör örgütüne üye olma, tasarlayarak terör amaçlı adam öldürmeye teşebbüs etme, devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozma suçundan 6/7/2010 tarihinde Cizre Sulh Hâkimliğince tutuklanmıştır. Başsavcılık 18/3/2011 tarihli iddianamesiyle başvurucunun terör örgütüne üye olma, tasarlayarak terör amaçlı adam öldürmeye teşebbüs etme, devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozma suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açmıştır. İddianamede; PKK terör örgütünün dağ kadrosu içinde bulunan A.H.nin eylem yapmak amacıyla silahlı bir şekilde İdil ilçesine geldiği ve burada kardeşinin yardımıyla güvenli bir yerde gizlendiği, uygun eylem, yer ve zaman kolladığı, bu kapsamda akrabası olan başvurucu ile irtibata geçtiği, yanında bulunan patlayıcı madde ve silahlarla gizli bir şekilde, diğer sanıklar Y.S. ve Ş.nin yardımlarıyla Cizre'ye geçtiği, burada başvurucu ile irtibat sağladığı ve gerçekleştirmeyi düşündüğü eylemin detaylarıyla ilgili konuştukları, bu eylemin icrası kapsamında önceden haberdar oldukları Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) parti teşkilatının yapacağı basın açıklamasında görevli kolluk güçlerini hedef alarak eylem gerçekleştirmeyi planladıkları, olay öncesinde A.H.nin silah ve patlayıcı maddelerisaklaması amacıyla başvurucuya verdiği, başvurucunun olay öncesinde A.H. tarafından kendisine teslim edilen silah ve patlayıcıları da yanında getirdiği, son kez gerçekleştirecekleri eylemle ilgili konuşarak olay günü görevli polis memurlarının yapılan basın açıklamasından sonra servis aracı ile dönerken kullanacakları güzergâhta bulunan Dicle Köprüsü'ne doğru harekete geçtikleri, A.H. ile başvurucunun üzerinde çok sayıda silah olduğu, A.H. ile başvurucunun köprü girişinde birbirlerine çok yakın olmayacak şekilde mevzi aldıkları ve başvurucunun gelen araçları kollar şekilde beklemeye başladığı, servis aracının bu sırada köprü istikametine doğru hareket ettiği ve köprü girişine çok az bir yol kaldığı sırada A.H.nin polislerce fark edildiği ve A.H.nin elinde bulunan Kalaşnikof marka silahı görevli memurlara doğrulttuğu, ateş edeceği esnada polislerce etkisiz hâle getirilerek öldürüldüğü, bu sırada başvurucunun da A.H.ye yakın olduğunun görüldüğü, görevli polis memurlarının kendisini de fark etmeleri üzerine elindeki poşeti yere atarak kaçmaya çalıştığı, bu durumun kolluk tutanağıyla da belgelendiği, attığı poşetin içinde tam otomatik silah ile şarjörün, ayrıca olay öncesinde sanık Y.S. tarafından ikmal olunan sim kartın -başvurucunun üzerinde- ele geçirildiği, etkisiz hâle getirilen A.H.nin de üzerinde bu sim karta ait saklama kabının bulunduğu, dolayısıyla A.H. ile ve başvurucunun aynı organizasyon içinde yer aldıklarının anlaşıldığı ileri sürülmüştür. Bu dava, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/180 sayılı dosyasında görülmeye başlamıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 12/11/2010 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında mala zarar verme ve örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan ve Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/47 sayılı dosyası üzerinden yargılaması devam eden dava, 12/2/2013 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/180 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 7/3/2014 tarihinde kanun değişikliği nedeniyle dosyanın Şırnak Ağır Ceza Mahkemesine devrine karar vermiştir.Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi 7/4/2014 tarihinde karşı yetkisizlik kararı vererek dosyanın Cizre Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Mahkeme yetkisizlik kararıyla birlikte 28/3/2014 tarihli kararındaki aynı gerekçeyle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.Cizre Ağır Ceza Mahkemesi, yetkili mahkemenin tespiti için dosyayı Yargıtay Ceza Dairesine göndermiş; Yargıtay Ceza Dairesi 30/9/2014 tarihli ilamıyla Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararının kaldırılmasına ve dosyanın yetkili olduğu belirtilen Şırnak Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Bu karar üzerine yargılama Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/688 sayılı dosyasında görülmeye başlamıştır. Mahkeme 21/11/2014 tarihli tensip duruşmasında Bakanlıktan dosyanın nakli talebinde bulunmuştur. Yargıtay Ceza Dairesi 26/1/2015 tarihinde, dosyanın Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesine nakline karar vermiştir. Bu karar gereğince Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi 9/2/2015 tarihinde dosyanın Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi 18/2/2015 tarihinde dosyayı(HSYK'nın 12/2/2015 tarihli kararı gereğince) görevsizlikle Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesinin de görevsizlik kararı vermesi üzerine dosya olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için Yargıtay Ceza Dairesine gönderilmiş, Yargıtay Ceza Dairesi 6/7/2015 tarihli kararıyla Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğuna karar vermiştir. Bu karar üzerine yargılamaya Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/222 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur. Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi 23/7/2015 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Bu karara yapılan itiraz Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesinin 7/8/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu 21/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi 15/9/2015, 29/9/2015, 22/10/2015 tarihli duruşmalarda benzer gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesinin 12/11/2015 tarihli kararıyla başvurucunun devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozma suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet etme suçundan 9 yıl hapis ve 000 TL adli para cezası, mala zarar verme suçundan 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükümle birlikte tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Bu karar temyiz edilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 13/12/2017 tarihli ilamıyla6136 sayılı Kanun'a muhalefet etme suçundan verilen hükmün düzeltilerek onanmasına, devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozma ve mala zarar verme suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar vermiştir. Bozma kararı üzerine yargılamaya Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/21 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı 3/7/2018 tarihli iddianamesiyle başvurucunun kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle ve suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla yağmaya teşebbüs ve kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs suçlarından cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır. Bu dava Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/141 sayılı esasında görülmeye başlamıştır. Mahkeme 20/7/2018 tarihinde bu davanın E.2018/21 sayılı dosya ile birleştirilmesine karar vermiştir.Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi 26/12/2018 tarihinde başvurucunun devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve adam öldürme suçlarından (teşebbüs aşamasında kaldıkları gerekçesiyle) ayrı ayrı 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükümle birlikte tutukluluğun devamına karar vermiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."