İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde; 09.11.2017 tarihinde .......Köyü, .....Caddesi No:..../İstanbul adresinde .....Eczanesi adı altındaki Eczaneyi açtığını, eczanesini işletmeye başladıktan sonra Kredi Kayıt Bürosu nezdinde ... tarafından yapılan ve konusu tüketici kredisi olan 1-TL tutarlı kanun…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1403 KARAR NO: 2026/1537 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/11/2024 NUMARASI: 2023/835 Esas-2024/935 Karar DAVANIN KONUSU: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde; 09.11.2017 tarihinde .......Köyü, .....Caddesi No:..../İstanbul adresinde .....Eczanesi adı altındaki Eczaneyi açtığını, eczanesini işletmeye başladıktan sonra Kredi Kayıt Bürosu nezdinde ... tarafından yapılan ve konusu tüketici kredisi olan 1-TL tutarlı kanuni takip başlıklı kara listede kaydı sebebiyle hiçbir bankanın POS sistemi kurmak istemediğini ve kredi kartı vermedikle rini, elimde kalan peşin para ile kısıtlı miktarda mal temini ile faaliyete başladığını, maddi imkansızlıklardan dolayı eczaneyi açtıktan 50 gün sonra kapatmak zorunda kaldığını, kapatmış olduğu eczanenin günlük kazancının 24.412,20 TL olduğunu, mağdur edildiğini beyan ederek davalı taraf nezdinde bulunan kişisel profilindeki haksız kara liste kayıtlarının silinmesini, elde edilemeyen gelir olarak 2018 yılı ocak ayından itibaren aylık 24.412,20 TL olan net satış karının esas alınmak suretiyle, dönemsel olarak belirttiği ilaçlara yapılan zamlar oranında zam miktarları eklendikten sonra kararın verildiği tarihe kadar geçecek süre için bulunacak olan ekonomik zararlarının, bütün bankalar nezdinde kredi itibarının yok olması sebebiyle aynı miktarda manevi tazminatın da eklenmesiyle buluna -cak olan toplam zararın davalıdan alınarak tarafına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) madde 72 kapsamında, tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili şirket aleyhine iş bu davayı açmasında hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacı tarafın HMK gereğince “dava konusunun değerini” dilekçesinde beyan etmediğini, dava dilekçesi nin usuli açıdan eksik olduğunu beyan ederek davacının haksız ve mesnetsiz davasının öncelikle usulden, aksi halde esastan reddini, talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "Davacının, Findeks notu risk raporunda geçmişten gelen ödenmemiş aleyhine kanuni takip işlemi yapılmış iki adet kredisinin bulunduğu, bankaların kredi kartı veya kredi verirken bir çok kriter ile birlikte findeks notu risk raporunu da değerlendirmekte olduğu, bankalardan kredi, çek karinesi ve pos cihazı gibi bankacılık işlemleri bankaların kendi inisiyatifinde olduğu, hatalı kayda ilişkin olarak ilgili bankaya itiraz edilmesi gerektiği, davacının iddia ettiği zararın oluşmasında davalının kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine," karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı istinaf dilekçesinde; Tazminat talebinden vazgeçtiği ıslah dilekçesinin mahkeme tarafından hiç değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olmadığını, kendisinin hatalı kayıtların kaldırılması için yıllarca hukuk mücadelesi verdiğini, bu hususa hiç yer vermeyen bilirkişi raporu ve ilk derece mahkemesi gerekçesinin dosya kapsamı ile bağdaşmadığını, kararın ve gerekçenin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Kayıt düzeltilmesi ve hatalı kayıttan kaynaklanan zararın tazmini talebine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinin istem sonucunda; "1.)Davalı yan nezdinde bulunan kişisel profilimdeki haksız kara liste kayıtlarının silinmesine, 2.)Bilirkişi incelemesi sonucunda; Açıklama bölümünde belirttiğim ve elde edilemeyen gelir olarak 2018 yılı Ocak ayından itibaren Aylık 24.412,20 TL olan net satış karım esas alınmak suretiyle, bu kara yukarıda dönemsel olarak belirttiğim ilaçlara yapılan zamlar oranında zam miktarları eklendikten sonra kararın verildiği tarihe kadar geçecek süre için bulunacak olan ekonomik zararlarıma, bütün bankalar nezdinde kredi itibarımın halen yok olmuş olması sebebiyle aynı miktarda manevi tazminatın da eklenmesiyle bulunacak olan toplam zararımın, davalı yandan alınarak, bana verilmesine," karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 11/09/2024 tarihli duruşmada; "Dava değeri ile bilirkişi raporunda belirlenen bedel arasında fark olması sebebiyle davacıya HMK 107/2 maddesi gereğince bedel artırım dilekçesi sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin sürede dilekçe sunulmadığı takdirde dava dilekçesindeki gibi karar verileceğinin ihtar edilmesine (ihtarat yapıldı), bedel artırım dilekçesi sunulduğunda bir örneğinin davalı vekiline tebliğine," karar verildiği görülmüştür. Davacının 13.09.2024 tarihli dilekçe ile; "Maddi yetersizlik sebepleriyle dava değerini artıramadım. Maddi ve manevi tazminat talebimi, etkisinde bulunduğum ve halen devam eden haksız fiilin sona ermesinden sonra, ileride açacağım bir başka dava ile talep etme haklarımı saklı tutarak, Sayın mahkeme tarafından davalı taraf kayıtlarında tamamen haksız olarak bulunan 2 adet kara liste kaydının iptaline ve yargılama giderlerinin karşı tarafta bırakılmasına karar verilmesini" talep ettiği anlaşılmıştır. Buna göre 13.09.2024 tarihli dilekçe ile davacı dava dilekçesinin istem sonucundaki 2 numaralı talebini atiye terk etmiş, sadece 1 numaralı talebi hakkında kabul kararı verilmesini istemiştir. Davanın ıslah edilmediği anlaşılmakla bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Bankacılık konusunda uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; "Davalı Kurumun üye banka ve finans kurumlarına yansıttığı Findeks raporlarında yer alan bilgiler, üye banka ve finansal kuruluşları tarafından, tüzel veya gerçek kişinin kendileri ile olan finansal ilişkilerinden doğmuş kayıtları sistem üzerinden girmesi sonucu oluşmaktadır. Bu bilgilerin hatalı, eksik, girilmesinden davalı kurum sorumlu değildir. Davalı kurumun bu bilgilerin hatalı veya eksik olduğunu bilmesi mümkün olmamakla birlikte, bunların düzeltilmesi ancak ve ancak eksik veya hatalı kayıt oluşturan üye banka ve finansal kuruluşları tarafından yapılabilmektedir... Davalı Kurumun, dava dışı üye banka ve finans kuruluşları tarafından sisteme aktarılan verilerin doğruluğunu, güncelliğini denetleme, değerlendirme, inceleme, kontrol etme, araştırma hakkı ve yükümlülüğünün ve bildirilen verileri değiştirme veya silme yetkisinin bulunmamakta olduğu, bu sebeple davacının iddia ettiği zararının oluşmasında davalı kurumun kusurunun ve sorumluluğunun olmadığı, davacının davalı kurum nezdinde gözüken kişisel profilindeki kara liste kayıtlarının silinmesini hatalı kaydı oluşturan dava dışı ilgili bankalarından talep etmesinin gerektiği" ifade edilmiş olup bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/.... Esas 2024/... Karar sayılı .../11/2024 günlü kararına yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 615,40 TL'nin mahsubuyla bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/04/2026