4. Hukuk Dairesi 2009/7886 E. , 2010/3922 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 07/10/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalılar taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tara
**4. Hukuk Dairesi 2009/7886 E. , 2010/3922 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 07/10/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalılar taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur. Davacı, Bilecik Devlet Hastanesi sorumlu müdürü ve müdür yardımcısı olan davalıların, işe başlaması ile birlikte, işvereni olmadıkları halde hastane yöneticisi olmalarından kaynaklanan güçlerinden (nüfuzlarından) yararlanarak, diğer bazı işçilerle birlikte kendisine de psikolojik baskı ve şiddet uyguladıklarını; işine son verilmesi sürecinde basına yansıyacak biçimde ön safta yer aldıklarını, ilk maaşını aldıktan sonra sevincini arkadaşları ile birlikte davalılarla da paylaşmak istediğinde davalıların; “ilk maaşını alıyorsun dikkat et” gibi anlam veremediği sözü ile karşılaştığını, zaman içinde özellikle kılık kıyafetine, saç rengine karışılmaya başlandığını, davalıların sürekli olarak “kendine dikkat et, ipin çekilir” biçimde tehditte bulunduklarını, taktıkları “süs bebeği” adı ile çağırdıklarını, birkaç kez sinir krizi geçirip acil serviste tedavi gördüğünü, giymiş olduğu kot pantolonu ile sarı renk tişörtü değiştirtilip işyerine bu tür giysi ile gelmemesi yönünde sert biçimde uyarıldığını, “senin kıyafeti bizim kriterlerimize uygun değil” biçiminde söz söylendiğini, işe başladığı günden, işine son verildiği güne kadar “kendine dikkat, aldığın maaş son maaşın olabilir, kılık kıyafetine dikkat et, ayağını denk al, ipin çekilir” gibi sözlerle karşılaştığını, bu tür eylemler karşısında psikolojik sorunlar yaşadığını, ödenmeyen ücret alacakları konusunda işveren ve hastane yönetimi ile görüşmek istendiğinde bir sonuç alınamadığını, bu durumu yerel basına açıklamak istediğinde davalıların ağır baskı ve söylemleri ile karşılaştığını ve davacının işine son verilen 18.08.2008 gününe kadar psikolojik baskı ve şiddet ile karşılaştığını ileri sürerek, kişilik haklarına saldırıdan dolayı davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir. Davalılar ise, memur ve diğer kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirdikleri sırada kusurlu davranışlarından dolayı, 3. kişiler tarafından açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında husumetin ilgili kuruma yöneltilmesi gerektiğini, davaya bakmaya idari Yargı yerinin görevli olduğunu, davacının işe başladığı firmayı devralan diğer firmanın davacının işine son verdiğini, davacının işine son verilmesi konusunda yetkili olmadıklarını, denetimleri sırasında temizliğe dikkat edilmesi konusunda, iyi niyet çerçevesinde, kırıcı olmadan uyarılarda bulunduklarını, kimsenin kılık kıyafeti veya saç rengi ile ilgilenmediklerini, hastanede tüm çalışanların giymesi yasak olan kot pantolon ile işe gelen davacının başhemşire ve yardımcılarının da bulunduğu bir ortamda uyarılarak kot pantolonunu değiştirmesi için kendisine süre verildiğini, sözleşme eki teknik şartnamede aksi belirtilmesine rağmen tırnaklarına boya süren davacının bu konuda da uyarıldığını, 15.07.2008 günü başhemşire yardımcısı ile birlikte yapılan denetimlerde davacının hastane içerisinde olmadığının saptandığını, davacının kendi tutumu nedeniyle haber konusu olduğunu, davacının hastanede işe başlamadan önce de anksiyete teşhisi ile tedavi edildiğini belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının, hastanenin yemek hizmetini yürüten dava dışı bir Şirket'te gıda teknikeri ve şirket sorumlusu olarak çalıştığı, çalıştığı yerin özel temizlik ve özen gerektiren hastane mutfağı olması nedeniyle görevleri gereği davalıların uyarıda bulundukları; davalıların, davacının işvereni olmadığı gibi işten çıkarılması ile davalıların davranışları arasında nedensellik bağı da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, dava konusu edilen söz ve davranışların, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı benimsenerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, dosya içeriğine uymayan yazılı gerekçeyle, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/04/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.