5. Hukuk Dairesi 2025/8289 E. , 2026/4568 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1094 Esas, 2025/1955 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/542 Esas, 2024/5 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili için açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama…
5. Hukuk Dairesi 2025/8289 E. , 2026/4568 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1094 Esas, 2025/1955 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/542 Esas, 2024/5 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili için açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davalı idare yönünden esastan reddine, davacı yönünden kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ankara ili, ... ilçesi, ... (eski ...) Mahallesi 447 49... parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, taşınmaza davalı idare tarafından imar planında kamuya tahsisli alan (spor alanı) olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını, müvekkili adına Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/234 Esas, 2021/50 Karar sayılı dosyasında açılan kamulaştırmasız el atma davasında müvekkilinin payına tekabül eden bedelin 897.417,23 TL olarak tespit edildiğini, ancak Mahkemece dava değeri olan 5.000,00 TL üzerinden fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak karar verildiğini belirterek, saklı tutulan 892.417,23 TL bedelin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verilmiş ise de müvekkili idare adına tescil hükmünün kurulmadığını, dava konusu taşınmazı kapsayan imar planının iptaline ilişkin idare mahkemelerinde açılmış olan davaların bekletici mesele yapılması gerektiğini, husumetin Gençlik ve Spor Bakanlığına yöneltilerek müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, kamulaştırmasız el atma olgusunun idarenin bir işlemi olan imar uygulamasından kaynaklandığını, bu nedenle davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğini, davacının taşınmazın imar planındaki durumunu bilerek satın aldığını ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve saklı tutulan kısmın davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmedilen bedele kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verilmiş ise de müvekkili idare adına tescil hükmünün kurulmadığını, dava konusu taşınmazı kapsayan imar planının iptaline ilişkin idare mahkemelerinde açılmış olan davaların bekletici mesele yapılması gerektiğini, husumetin Gençlik ve Spor Bakanlığına yöneltilerek müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, kamulaştırmasız el atma olgusunun idarenin bir işlemi olan imar uygulamasından kaynaklandığını, bu nedenle davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğini, davacının taşınmazın imar planındaki durumunu bilerek satın aldığını, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, ilk dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı iddiasıyla Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/234 Esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak her bir davacı yönünden 5.000,00 TL (toplam 85.000,00 TL) istemli açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda mahkemenin 05.10.2021 tarihli ve 2021/234 Esas, 2021/50 Karar sayılı kararı ile eldeki dosya davacısı yönünden taleple bağlı kalınarak kabulüne karar verildiği, kararın istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, işbu eldeki davada davacı yönünden bakiye alacağın talep edildiğinin anlaşıldığı, dava konusu taşınmazda davacı ... adına kayıtlı 900,75 m² hisse yönünden bedelin 897.417,23 TL olarak belirlendiği, hükmedilen 5.000,00 TL mahsup edildiğinde davacının bakiye 892.417,23 TL alacağının bulunduğu anlaşılmış olup bu bedel üzerinden davanın kabulüne, bedel ilk dava tarihine göre belirlendiğinden ilk dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine dair kararda bir isabetsizlik görülmediği, ancak kamulaştırmasız el atma sebebiyle açılan tazminat davasını inceleyen mahkemelerin idare tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'ndaki (2942 sayılı Kanun) olağan kamulaştırma usulünün işletilmemesinin veya buna bağlı olarak kamulaştırma bedelinin tespiti davası açılmamasının basit bir tercih meselesi olmadığını göz önünde tutarak değerlendirme yapması gerektiği, idarenin 2942 sayılı Kanun'da öngörülen prosedürü uygulamasının anayasal ve kanuni bir mecburiyet olduğu, idarenin hukuksuz el atarak anayasal yükümlülüğünü yerine getirmediği gözetildiğinde normal şartlarda idare tarafından açılması gereken davanın idarenin Anayasa'yı açıkça ihlal eden tutumu sebebiyle malikler tarafından açılmasından hareketle idarenin olağan kamulaştırma usulündekinden daha avantajlı bir konuma getirilmemesine özen gösterilmesi gerektiği, ayrıca kamulaştırmasız el atma Anayasa'nın 46 ncı maddesine açıkça aykırı olan bir uygulama olup bu suretle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulan hâllerde kamu idarelerinin haksız fiillerinden lehlerine haklar çıkaracak ve bu uygulamaları idareler yönünden daha avantajlı hâle getirecek değerlendirme ve yorumların hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırılmasının mümkün olmayacağının da hatırda tutulması gerektiği, kaldı ki halen istinaf mahkemelerinin kararları ve Yargıtay'ın içtihatlarına göre kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarında hükmedilen kamulaştırma bedeline Anayasa’nın 46 ncı maddesinin son fıkrası gereğince kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda faiz işletildiği, hal böyle iken kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkına yapılan haksız bir müdahale sonucu açılan tazminat davasında genel hükümler çerçevesinde değerlendirilerek yasal faize hükmedilmek suretiyle davalı idarenin daha avantajlı bir konuma gelmesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gibi hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmayacağı, bu itibarla hükmedilen kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat bedeline Anayasa’nın 46 ncı maddesinin son fıkrası gereğince dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurularının davalı idare yönünden esastan reddine, davacı yönünden kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığından 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereği davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, kamulaştırmasız el atma davalarında genel hükümlere göre yasal faiz uygulanması gerektiğini, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak taraflar arasında görülüp kesinleşen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin olarak açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde aleyhlerine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz isteminde bulunmuşsa da davalı idare vekilinin istinaf dilekçesinde bu yönde istinaf başvurusunun bulunmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapıldığından ve istinaf sebebi olarak ileri sürülmeyen bir konunun temyiz yolunda ileri sürülmesi hâlinde incelenmesi mümkün olmadığından, davalı idare vekilinin bu yöndeki temyiz sebebi ile ilgili olarak değerlendirme yapılmamıştır. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Dava konusu taşınmaza ilk dava tarihi esas alınmak suretiyle değer biçildiği ve ek davada saklı tutulan bölümün talep edildiği gözetilerek, kesinleşen önceki davanın açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre ilk dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kamu alacakları için uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı idare vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizi" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "yasal faizi" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.