T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/6478 KARAR NO : 2026/106 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/09/2025 NUMARASI : 2025/888 esas 2025/911 karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BERGAMA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/05/2025 NUMARASI : 2025/62 esas 2025/183 karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 28/01/2026 …
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/6478 KARAR NO : 2026/106 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/09/2025 NUMARASI : 2025/888 esas 2025/911 karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BERGAMA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/05/2025 NUMARASI : 2025/62 esas 2025/183 karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 28/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 28/01/2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Bergama Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmekle dosya kapsamı incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı, marangozluk ve mobilya işi yaptığını, davalının ise eczane işlettiğini, davalıya iş yerine raf ve dolap yaptığını, davacının yapılan işin bedelini ödememesi nedeniyle tahsili için başlatılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARARLAR: Davanın ilk açıldığı Bergama 1.Asliye Hukuk Mahkemesince (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla); davanın, ticari anlaşmazlıktan kaynaklandığı, iki tarafın da tacir olduğu, davanın mutlak ticari dava niteliği taşıdığı gerekçesiyle İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. Dosyanın gönderildiği İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince; davanın mutlak ticari dava niteliği taşımadığı, davalının tacir olduğu, davacının gerçek kişi olup ikinci sınıf tacir olduğu, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, davacı tacir olmadığından davaya Bergama 1.Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerektiği gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verilmiştir. GEREKÇE: 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasında;"Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler: 1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (2024 yılı için 2.000.000 TL) lirayı aşanlar; 2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (2024 yılı için 690.000 TL) lirayı aşanlar; 3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı aşanlar; ..." denilmek suretiyle anılan Bakanlar Kurulu Kararına göre 2024 yılı için esnaf veya tacir sayılma hadleri belirlenirken dikkate alınacak nakdi limitler belirlenmiştir. Somut olayda; Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesi mahiyetindeki, raf ve dolap yapım işinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Yapılan araştırmada davalının eczane işlettiği ve tacir olduğu sabittir. İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan araştırmada davacının gerçek kişi olduğu, gerçek usule tabi mükellef olduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, VUK 177.maddesi gereğince ikinci sınıf tacir olduğu anlaşılmıştır. Davacının işletme esasına göre defter tuttuğu, gayri safi iş hasılatının VUK 177 maddesinde belirtilen sınırların altında kaldığı sabit görülmekle davaya Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerekir. Açıklanan nedenlerle Bergama Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 21 ve 22. Maddeleri gereğince Bergama Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 2-Dosyanın yargı yeri belirlenmesini talep eden mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 28/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.