10. Hukuk Dairesi 2022/9745 E. , 2022/11535 K. Mahkemesi : Şemdinli Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kabulüne…
**10. Hukuk Dairesi 2022/9745 E. , 2022/11535 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : Şemdinli Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM Davacı vekili, davacının ücretli öğretmen olarak tam gün esası ile çalıştığını ancak çalıştığı dönem içerisinde çalışmalarının Kurum’a eksik olarak bildirildiğini ileri sürerek Kurum’a bildirilmeyen eksik günlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II-CEVAP Davalı ... ve feri Müdahil Kurum vekilleri davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. III-MAHKEME KARARI A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Davalı ... ve feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, “Mahkemece davacının aylık prim ödeme gün sayısının (1 gün=7,5 saat) esasına göre hesaplanarak talebinin reddine karar verilmiş olduğu görülmüştür. Ancak yapılan araştırmalar neticesinde davacının her gün günde 6 saat ve haftada 30 saat derse girdiği, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından davacı ile aynı konumda bulunan kadrolu öğretmenlerin de haftada 30 saat derse girdiklerinin belirtildiği, buna göre davacının kendisi ile aynı konumda bulunan kadrolu öğretmenler ile aynı şekilde derse girerek okulda mesaisini tamamladığı anlaşıldığından davacının çalıştığı süre içerisinde ayda 30 gün üzerinden tam gün esası ile çalıştığının kabul edilmesi gerekmektedir.” denilmek suretiyle “A-)Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davalı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1)-b-2 maddesi gereğince kabulüne, B-)I-)Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında ve delillerin değerlendirilmesinde hata edildiği ve yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı anlaşılmakla HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, II-)1-)Davanın kabulü ile davacının 01/01/2011 - 17/06/2011, 03/10/2011 - 08/06/2012, 04/10/2012 - 14/06/2013, 01/10/2013 - 13/06/2014, 09/10/2014 - 12/06/2015, 08/10/2015 - 17/06/2016 tarihleri arasında ayda 30 gün üzerinden tam gün esası ile Şemdinli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü idaresinde bulunan okul/okullarda çalıştığının tespitine,” şeklinde karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davalı ... vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile davacının çalışmalarının hizmeti 5510 sayılı Yasanın 4/1-a ve 80/h maddelerine uygun olarak Kuruma bildirilmiş olduğu, ücretli öğretmenlerin hizmet akdine dayalı olarak genelde ek ders ücreti karşılığında kısmi zamanlı (part-time) olarak çalışan öğretmenler oldukları, davacının çalışmasının tam süreli iş sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceği, davacının çalıştığı işyerinin devlete bağlı bir kurum olduğu, kurum kayıtlarının aksinin yazılı belge ile ispatlanabileceği, istinaf mahkemesi kararında belirtilen tarihler ile bilirkişi raporunda belirtilen tarihlerin çelişkili olduğu, yine bilirkişi raporunda tarihler arasında kaç gün olduğu belirtilmesine rağmen istinaf mahkemesi kararında bu durumun belirtilmediği özet olarak belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur. Feri Müdahil Kurum vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile 01.01.2011 ile 17.06.2016 tarihleri arasında çalıştığına dair Kurum kayıtlarının incelemesinde herhangi bir kayda rastlanılmadığı, Mahkeme kararının davacının dava dilekçesinin tekrarından öteye geçemediği, Kurum kayıtlarının aksinin davacı tarafından eş değerde yazılı belgelerle ispatlanması gerektiği, bu itibarla davacının davalı işverene ait işyerinde kuruma bildirilen günler dışında çalıştığını gösterir bir tespit ve belge bulunmadığından davanın reddinin gerektiği, Kurumun feri müdahil olarak bulunduğu davada aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği özet olarak belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ Davacı, ücretli öğretmen olarak tam gün esası ile çalıştığını ancak çalıştığı dönem içerisinde çalışmalarının Kuruma eksik olarak bildirildiğini ileri sürerek Kuruma bildirilmeyen eksik günlerinin tespiti isteminde bulunmuştur. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 06.10.2010-17.06.2016 tarihleri arasında geçen çalışmasının davalıya ait işyerinden 30 günün altında Kuruma bildirilmiş olduğu, ihtilaf konusu döneme ait ücret ödeme bordrolarının gönderildiği, yine ek ders ücret bordrolarının sunulduğu, davacının ücretinin aylık olarak her ay girdiği ders saatine göre değişen bir ücret şeklinde olduğu belirlenerek davacının ücretle öğretmen olarak çalıştığının netleştirildiği anlaşılmaktadır. Davanın 5510 sayılı Kanun’un 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı Kanunun Geçici 7’nci maddesi hükmünde “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un geçici 20’nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü gözetildiğinde, eldeki somut uyuşmazlığın dayandığı mevzuat hükümleri 506 sayılı Kanunu’nun 79’uncu maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 4/2-f, 80/1-j, 86/9. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri olup ücretli öğretmenlerin çalışma esasları ve çalışmaları sırasında tabi olacakları statü, bu mevzuat kapsamında düzenlenmiştir. 5510 sayılı Yasanın usta öğretici ve uzman olarak çalışanların prim ödeme gün sayısını düzenleyen 80/j maddesine göre ise; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ek ders ücreti karşılığında ilgili mevzuatı çerçevesinde uzman ve usta öğretici olarak çalıştırılanların prim ödeme gün sayısı 30 günü aşmamak kaydıyla, bir takvim ayı içerisinde hak kazandıkları brüt ek ders ücreti toplam tutarının, prime esas günlük kazanç alt sınırına bölünmesi sonucu bulunur. Bu şekilde yapılacak hesaplamalarda tam sayıdan sonraki küsuratlar ise dikkate alınmayacaktır. 4857 sayılı Kanunun 13. maddesinde, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşmenin kısmî süreli iş sözleşmesi olduğu belirtilmiş, 63. maddesinde, genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu, aksi kararlaştırılmamışsa bu sürenin, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı açıklanmıştır. 13. madde hükmü, anılan mevzuattaki düzenlemelere egemen olan ilkelerle birlikte ele alındığında, ücretli öğretmenlerin çalışma ilişkilerinde, “tam süreli iş sözleşmesi” olarak nitelendirilmeye olanak verecek bir bağımlılığın bulunmadığı, bunların, öngörülen ve önceden belirlenen süre içerisinde bir çalışma yükümlülüğünü kabullendikleri ve ders saati karşılığında da ücrete hak kazandıkları belirgindir. Davacının, çalışma esasları ile çalışması sırasında tabi olacağı statü yukarıda sıralanan mevzuat çerçevesinde ayrıntılı bir düzenlemeye tabi tutulmuş olup; anılan düzenlemelere egemen ilkeler ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 13’üncü maddesinde yer alan “İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmi süreli iş sözleşmesidir.” hükmü de gözetildiğinde; çalışma ilişkisinde, “tam süreli iş sözleşmesi” olarak nitelenmeye olanak verecek bir bağımlılık ilişkisinin bulunmadığı, ücretli öğretmenlerin öngörülen ve önceden belirlenen süre dâhilinde bir çalışma yükümlülüğünü kabullendikleri ve ders saati karşılığında da ücrete hak kazandıklarını göstermektedir. Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde, davacının her gün günde 6 saat ve haftada 30 saat derse girdiği, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından davacı ile aynı konumda bulunan kadrolu öğretmenlerin de haftada 30 saat derse girdiklerinin belirtildiği, buna göre davacının kendisi ile aynı konumda bulunan kadrolu öğretmenler ile aynı şekilde derse girerek okulda mesaisini tamamladığı anlaşıldığından davacının çalıştığı süre içerisinde ayda 30 gün üzerinden tam gün esası ile çalıştığı varsayılarak hüküm kurulduğu görülmektedir. Mahkemece, dosyada eksik olan sözleşmeler, ek ders ücret bordroları, davacının günlük ve haftalık girdiği ders saatlerini gösteren puantaj kayıtları celp edilerek ve kayıtlardaki çelişkiler giderilerek, tespite konu dönemde hangi aylar kaç saat çalıştığı tespit edilmeli ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, ücretli öğretmen statüsünde ki davacının prim ödeme gün sayıları hesaplanırken, toplam aylık çalışma saatleri, 1 gün = 7,5 saat esası üzerinden aylık çalışma gün sayısına dönüştürülerek, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nce, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, ... ve fer’i müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nce verilen karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 29/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.