İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/04/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirkete trafik sigortalı ... plaka sayılı aracın, ...'in sevk ve idare…
8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/2198 KARAR NO: 2026/584 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/12/2019 NUMARASI: 2016/680 Esas - 2019/1155 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/04/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirkete trafik sigortalı ... plaka sayılı aracın, ...'in sevk ve idaresinde iken, 15.07.2015 tarihinde, araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde oluşan trafik kazasında, araçta yolcu olarak bulunan kızı ...'in yoğun bakımda kaldıktan sonra 19.07.2015 tarihinde vefat ettiğini, kızının vefatı ile müvekkilinin destekten yoksun kaldığını, davalı şirkete davadan evvel başvuruda bulunmalarına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin talep edebileceği tazminatın belirsiz alacak niteliğinde olduğunu belirterek müvekkili lehine destekten yoksun kalma tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında sunduğu 02.05.2019 tarihli dilekçe ile, tazminat taleplerini 41.553,43-TL'ye artırdıklarını belirterek, faiz ve sair hesaplamaların dava tarihinden itibaren yapılmasını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davanın, müvekkili ile aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan sigortalı ...'e ihbar edilmesi gerektiğini, davacının, müterafik kusuru bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; dosya kapsamına alınan aktüer bilirkişi raporu ile, davacı annenin destekten yoksun kalma zararının 41.553,43-TL olarak belirlendiği, davalı tarafça kusur raporu alınmasının talep edilmesi üzerine ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan raporda, davaya konu kaza sırasında müteveffa çocuğun aracın hangi konumunda (ön koltuk veya arka koltuklarda) ne şekilde yolculuk yaptığına, araç içinde çocuk için tehlike arz eder bir durum olup olmadığına ve kaza sırasında çocuğun araçtan fırlayıp fırlamadığına dair dosya içinde bir bilgi/tespit bulunmadığı, çocuğa uygun olmayan şekilde yolculuk yaptırılmış olması durumunun tespiti halinde bu konudaki kusurun babası ve araç sürücüsü olan denetim ve gözetiminden sorumlu sürücü ...'e ait olacağı, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsü ...'in tamamen kusurlu olduğu kanaatine varıldığının bildirildiği, davacının trafik kazasında vefat eden çocuğu yönünden destekten yoksun kalma talep etme hakkının bulunduğu, aktüer bilirkişi raporunun dosyaya temin edilmiş olan ... müzekkere cevabına, sosyal ekonomik durum araştırmasına ilişkin ilgili kolluk birimi tarafından gönderilmiş olan müzekkere cevabına, davalı sigorta tarafından gönderilmiş olan bilgi ve belgelere, mevzuata ve uygulamaya göre hazırlandığı, hükme esas alınmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporunda belirlenmiş olan bedeller üzerinden dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi doğrultusunda davacı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği, davalı tarafça, davacının, kazada vefat eden çocuğun güvenliğinden sorumlu olduğu savunulmuş ise de, ATK raporunda da belirtildiği üzere davaya konu kaza sırasında müteveffa çocuğun aracın hangi konumunda (ön koltuk veya arka koltuklarda) ne şekilde yolculuk yaptığına, araç içinde çocuk için tehlike arz eder bir durum olup olmadığına ve kaza sırasında çocuğun araçtan fırlayıp fırlamadığına dair dosya içinde bir bilgi/tespit bulunmadığı, çocuğa uygun olmayan şekilde yolculuk yaptırılmış olması durumunun tespiti halinde de bu konudaki kusurun babası ve araç sürücüsü olan denetim ve gözetiminden sorumlu sürücü ...'e ait olacağından, savunmaya itibar edilmediği gerekçesi ile;"Davanın kabulü ile 41.553,43 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekilinin istinaf nedenleri; eksik inceleme ile karar verildiği, itirazlarının dikkate alınmadığı, dava dışı sigortalı ile müvekkili şirket arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu ve sigortalıya davanın ihbarının talep edilmesine rağmen mahkemece bu hususta herhangi bir işlem yapılmamasının hatalı olduğu, dosya kapsamında kusur durumuna yönelik alınmış rapor bulunmadığı, oysa ki öncelikle müteveffanın, müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği, kusur durumu tespit edilmeksizin aktüer rapor alınmasının hatalı olduğu, desteğin yaşı itibariyle oto koltuğu kullanılması gerekmesine rağmen davacı tarafça gerekli bakım ve gözetim yükümlülüğünün yerine getirilmediği, mahkemece oto koltuğu kullanılıp kullanılmadığına dair inceleme yapılmadığı, aktüer bilirkişi tarafından uzmanlık alanı olmayan kusur durumuna yönelik görüş bildirilmesinin hatalı olduğu, bedel artırım dilekçesinin yasal süre içerisinde ve hatta mahkemece verilen süre içerisinde sunulmadığı, aktüer bilirkişi raporunun sunulması ile birlikte davacının, bedel artırım dilekçesi sunma yükümlülüğünün oluştuğu, 05.02.2019 tarihli celseye davacı vekili Av. ...'nin istinaf dilekçesi sunması nedeniyle katılmamasına, diğer vekilin de mazeretsiz olarak katılmamasına rağmen dosyanın işlemden kaldırılmadığı hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazasına bağlı ölüm nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.(1)6100 sayılı HMK'nın “Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması” başlığını taşıyan 150. maddesinin 1. fıkrasında “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir” hükmüne, 4. fıkrasında “Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır” hükmüne ve 5. fıkrasında da “İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır” hükmüne yer verilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; 16.05.2018 tarihli celseye davacı vekili olarak, davacı adına usulüne uygun vekaletname sunan Av. ... tarafından yetkilendirilen Av. ...'nun katıldığı, mahkemece, bir sonraki celsenin 23.10.2018 tarihine bırakılmasına karar verildiği, davacı vekili Av. ...'nin 21.09.2018 tarihli dilekçesi ile, davacının diğer vekili Av. ... ile iş birlikteliğinin bitmesi nedeniyle dosyadan istinaf ettiğini bildirdiği, davacı vekilinin istifa dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmemesi nedeniyle adı geçen avukatın, vekillik görevinin devam ettiği, 23.10.2018 tarihli celseye davacı vekili olarak Av. ...'nun katıldığı, mahkemece, bir sonraki celsenin bırakıldığı 05.02.2019 tarihli duruşmaya, davacı asil ve/veya vekillerinin katılmadığı gibi mazeret dilekçesi de sunmadığı, ilk derece mahkemesince, duruşma zaptında, dosyada vekaletnamesi bulunan Av. ...'ın davacı vekili olarak UYAP sistemine kayıtlı olmadığı tespitine yer verildiği, duruşmaya katılan davalı vekili Av. ...'ın alınan beyanında, davacı vekili olarak duruşmaya katılan kimse bulunmadığından davayı takip etmediklerini, mahkemece yargılamaya devam edilecek ise rapora karşı beyanlarını tekrar ettiklerini bildirdiği, ilk derece mahkemesince, Av. ...'ın UYAP sistemine kaydına ve vekil adına, duruşma gün ve saatini bildirir, 16.11.2018 tarihli ara kararı içerir tebligat çıkartılmasına karar verilerek bir sonraki celsenin 11.04.2019 tarihine bırakıldığı, 11.04.2019 tarihli celseye davacı asil ve/veya vekillerinin katılmadığı ve mazeret bildirmediği, davalı vekilinin mazeret dilekçesi sunması üzerine duruşmanın 01.10.2019 tarihine bırakıldığı, 01.10.2019 tarihli ve daha sonraki celselere davacı vekili olarak Av. ... ve yetkilendirdiği Av. ...ın katıldığı görülmüştür. Somut olayda; davacı adına Av. ... ve Av. ... tarafından usulüne uygun olarak düzenlenmiş vekaletname sunulduğu, Av. ... tarafından vekillikten istifa edilmiş ise de, istifa dilekçesinin vekil edene tebliğ edilmemiş olması sebebiyle, adı geçen avukatın vekillik görevinin 05.02.2019 tarihli celse itibariyle devam etmesine rağmen duruşmaya katılmadığı ve mazeret dilekçesi de sunmadığı, yine bir önceki 23.10.2018 tarihli celseye, davacı vekili sıfatı ile katılan, vekillik sıfatı devam eden Av. ... tarafından yetkilendirilen Av. ...'nun da duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen katılmadığı, her ne kadar ilk derece mahkemesince, 05.02.2019 tarihli celsede, Av. ...'ın UYAP sistemine kayıtlı olmadığı tespitine yer verilmiş ise de, ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 08.06.2018 tarihli raporun, davacı vekili sıfatı ile Av. ...'a 27.06.2018 tarihinde tebliğ edildiği, bu hali ile Av. ...'ın UYAP sistemine kayıtlı olduğu, kaldı ki, dosya kapsamında usulüne uygun vekaletnamesi bulunan vekilin UYAP sistemine kaydedilmemiş olmasının, vekaletnameyi geçersiz hale getirmediği gibi, UYAP sistemine kaydedilme işleminin, vekalet ilişkisinin kurucu unsuru da olmamasına rağmen söz konusu vekilin de duruşmaya katılmadığı gibi mazeret dilekçesi de sunmadığı, davacı asilin de duruşmaya katılmadığı ve mazeret dilekçesi sunmadığı, davalı vekilinin, duruşmada alanın beyanında, davayı takip etmediğini ifade ettiği göz önüne alındığında 05.02.2019 tarihli celsede dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla davanın esası hakkında hüküm kurulması isabetli değildir. (2) Dosya kapsamına alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda, kazanın meydana gelmesindeki kusur durumuna yönelik olarak dava dışı araç sürücüsünün tamamen kusurlu olduğuna yönelik tespitin, kazanın oluş şekline ve dosya kapsamına uygun olmasına, müterafik kusura yönelik değerlendirmenin ise, mahkemece değerlendirilebilecek nitelikte olmasına göre davalı vekilinin müterafik kusur yönünden rapor alınmasına yönelik istinaf talebi yerinde değildir. Ancak, zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde 6098 sayılı Kanun'un 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78. maddesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca belirli sınıf araçlarda 150 cm’den kısa ve 36 kg’ın altındaki çocukların taşınması sırasında çocukların ağırlığına uygun anılan Yönetmelik ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan çocuk bağlama sistemlerinin kullanılması zorunludur.Somut olayda; davacı desteğinin, kaza tarihinde 3 yaşında olduğu, davacı annesi de dahil olmak üzere ailesi ile yolculuk yaptığı, sürücünün ise desteğin babası olduğu soruşturma dosyası kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı desteğinin, olay tarihinde 3 yaşında olduğu dikkate alındığında araç içerisinde yolculuk yaptığı esnada mevzuatta belirlendiği üzere koruyucu tertibatla taşınması gerektiği açık olup bu hususta gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü velayet hakkı kapsamında aynı araçta yolcu olan davacı anne ve sürücü babaya aittir. Bu durumda, dosya içerisindeki belge ve bilgiler dikkate alınarak, davacının, desteğinin yaşı itibarıyla bu hususlara yönelik tedbirleri alma yükümlülüğünün aileye ait olduğu anlaşıldığına göre müterafik kusurun varlığının kabulü ile hesaplanan tazminattan Yargıtay ilgili Dairesi ve Dairemizin yerleşmiş uygulamaları gereği %20 oranında indirim yapılması gerekirken, ATK Trafik İhtisas Kurulu'nun raporunda yer verilen tedbir alma yükümlülüğünün sürücü babaya ait olduğu kanaati ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülen istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairece verilen kaldırma kararı doğrultusunda yargılama yapılmak üzere dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca, 1/Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../12/2019 tarih ve 2016/... Esas 2019/.. K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davalıya İADESİNE, 4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/04/2026