Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu ceza infaz kurumundan başka bir ceza infaz kurumunda bulunan bir arkadaşına göndermek istediği mektubun, sakıncalı görülen cümlelerinin sansürlenmesi suretiyle alıcısına gönderilmesine karar verilmesi işlemi nedeniyle, haberleşme ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu ceza infaz kurumundan başka bir ceza infaz kurumunda bulunan bir arkadaşına göndermek istediği mektubun, sakıncalı görülen cümlelerinin sansürlenmesi suretiyle alıcısına gönderilmesine karar verilmesi işlemi nedeniyle, haberleşme ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 11/2/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 30/9/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 24/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 24/3//2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, tanınan ek süre sonunda görüşünü 21/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucu vekiline 3/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu vekili 18/6/2014 tarihinde bu görüşe karşı beyanda bulunmuştur. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru dilekçesi, ekleri ile başvuruya konu dosya içeriğinden tespit edilen olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle hükümlü olup Ankara 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda (CİK) bulunmaktadır. Başvurucu, Ordu E Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu/hükümlü olarak bulunan G. K.'ye bir mektup yazmıştır. Başvurucunun yazmış olduğu mektup Mektup Okuma Komisyonunca sakıncalı bulunarak CİK Disiplin Kuruluna sevk edilmiştir. Disiplin Kurulu 15/10/2012 tarihli ve 2012/570 sayılı kararıyla, arkalı önlü yazılmış dört sayfadan ibaret mektubun üçüncü sayfasının satırında “Sayın bakan o gün için…” ibaresi ile başlayan ve “ya rabbim dedikten sonra amin diyorum” cümlesi ile biten beş satırlık kısmı ile dördüncü sayfanın başında “Siirt’te Gulan hevali tanıyorsun…”ibaresi ile başlayan ve “…kullandığın için bu kez izleyicisin” ibaresi ile biten 5 satırlık kısmın, kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan cümleler ve açlık grevini öven ifadeler içermesi nedeniyle sakıncalı bulunduğuna, söz konusu mektubun aslından sakıncalı görülen yerler çizilerek alıcısına gönderilmesine karar vermiştir. Başvurucu anılan karar hakkında Ankara İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunarak, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Başvurucunun şikayetini inceleyen Ankara İnfaz Hâkimliğinin 10/12/2012 tarihli ve E.2012/3418, K.2012/3614 sayılı kararıyla, hükümlü tarafından gönderilmek istenen mektupta geçen bazı ifadelerin şiddete, silahlı mücadeleye çağrı ve teşvik edici nitelikte olduğu, hakaret içerdiği, bu nedenle sınırlamanın demokratik toplumda gerekli ve orantılı olduğu gerekçeleriyle bir kısım ibareler açısından şikayetin reddine; bazı ifadelerin ise şiddete, direnişe yahut isyana teşvik etmediği, hakaret içermediği, nefret söylemi kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle bir kısım ibareler açısından şikayetin kabulüne karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:“Hâkimliğimizce yapılan değerlendirme neticesinde adı geçen tutuklu/hükümlü tarafından gönderilmek istenen mektubun sayfasının başında ‘Siirt’te Gulan hevali tanıyorsun…’ibaresi ile başlayan ve ‘…kullandığın için bu kez izleyicisin” ibaresi ile biten 5 satırlık kısımda geçen ifadelerin, şiddeti, silahlı mücadeleye çağrı ve teşvik ettiği, hakaret içerdiği, bu sebeple sınırlamanın demokratik bir toplumda gerekli ve oranlı olduğu, ifade özgürlüğü ve iletişim özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından talebin kısmen reddine,Disiplin cezasına konu mektubun sayfasının satırında ‘Sayın bakan o gün için…’ ibaresi ile başlayan ve ‘ya rabbim dedikten sonra amin diyorum’ ibaresi ile biten ifadelerin ise şiddete, direnişe yahut isyana teşvik etmediği, hakaret içermediği, nefret söylemi kapsamında değerlendirilemeyeceği göz önüne alınarak talebin kısmen kabulüne ve izah edildiği şekilde şikayete konu mektubun gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.” Anılan karar neticesinde, başvurucunun mektubunda geçen şu cümleler mektuptan çıkarılmıştır:“Siirt’te Gülan hevali tanıyorsun. A., F., hevaller başlayan çalakilere dahil olmuşlar, zaten takip ediyorsunuzdur. Yirmi günü geride bırakıyorlar. Öncekiler gibi on onbeş günde durmayınca sanırım ciddiyeti anlaşılacaktır. İzliyoruz bakalım, sanırım sen geçen sefer hakkını kullandığın için bu kez izleyicisin.” Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı Ankara Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yoluna başvurmuştur. Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 28/12/2012 tarihli ve 2012/1691 sayılı kararıyla, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun itirazı reddedilmiştir. Bu karar başvurucuya 14/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 11/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun maddesi şöyledir:“(1)Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir.” 5275 sayılı Kanun’un maddesine dayanılarak çıkarılan, 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.” Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün maddesi şöyledir:“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma ve gönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve telgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür başkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik ve gözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.(2) Resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü uygulanır.(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıp incelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve telgraflar zarfları ile birlikte verilir.” Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün maddesi şöyledir:“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahalline gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun disiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde, mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna kadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı idarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde çizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir. Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise, infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz hâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise mahkemenin kararına göre işlem yapılır.(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen mektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması durumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.” 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Hükümlü ve tutukluların beslenmesini engelleyenler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Hükümlü ve tutukluların açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik veya ikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine talimat verilmesi de beslenmenin engellenmesi sayılır.”