21. Hukuk Dairesi 2013/3113 E. , 2013/9565 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve a
**21. Hukuk Dairesi 2013/3113 E. , 2013/9565 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R Dava; 20.03.2010 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaşamını yaralanarak sürekli işgöremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerini ilişkindir. Mahkemece,manevi tazminat davası bakımından tefhim edilen kısa kararda hükmün taşıması gereken unsurlar açıkça belirtilmeden, "davanın kısmen kabulüne" biçiminde karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 297/son maddesindeki: “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü uyarınca hüküm fıkrasının infaza elverişli ve açık olması gerekmektedir. Somut olayda, Mahkemece manevi tazminat davası bakımından tefhim edilen kısa kararın yukarıdaki olgular dikkate alınmaksızın verildiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca 10.12.2012 tarihli tefhim olunan hükmün, manevi tazminat davası bakımından taraflarda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak nitelikte bir karar olmadığı hususu açıktır. O halde, davacı vekilinin bu yönleri de amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.