6. Hukuk Dairesi 2012/7647 E. , 2012/11331 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava kiralananın temerrüt nedeniyle tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davaya konu taşınmazın müşterek mülkiyete tabi bir taşınmaz olduğundan…
**6. Hukuk Dairesi 2012/7647 E. , 2012/11331 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava kiralananın temerrüt nedeniyle tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davaya konu taşınmazın müşterek mülkiyete tabi bir taşınmaz olduğundan tahliye davasına dayanak olan icra takibinin pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması ile açılması gerekip, takip talebindeki bu eksikliğin sonradan giderilemeyeceğinden bahisle tahliye isteminin reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Türk Borçlar Kanununun 315.maddesi (Borçlar Kanununun 260.maddesi) hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle açılacak tahliye davasının kural olarak kiralayan tarafından açılması gerekir. Kiralayanlar birden fazla ise aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ihtarnameyi birlikte göndermeleri ve yine davayı da birlikte açmaları zorunludur. Kiralayan durumunda olmayan malik veya kiralananı sonradan iktisap eden yeni malikin önceden kiracıya ihbar göndererek kira paralarının kendisine ödenmesini istemesi bu ihbarın sonuçsuz kalması halinde yasal içerikli ihtarname tebliğ ettirmek suretiyle dava açması gerekir. Dava hakkına ilişkin bu husus mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulmalıdır. Olayımıza gelince; icra takibine konu yapılan kira sözleşmesi sözlü olup, takip kiralayan sıfatıyla ... tarafından başlatılmıştır. Davalı vekili cevabında, taraflar arasında kiracılık ilişkisi bulunmadığını, davacının kiralananın paydaşlarından olduğunu, bu nedenle sadece kendi payına düşen kira parasını isteyebileceğini, tahliyeyi isteyemeyeceğini savunmuştur. Taraflar arasında daha önce Fethiye 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/169 esas 2011/121 karar sayılı dava dosyasında görülen, temerrüt nedeniyle tahliye davası redle sonuçlanmıştır. Ayrıca davalı, Fethiye 2.İcra Müdürlüğünün 2009/6003 Esas sayılı takibi dosyasındaki borca itirazında, kendisinin davacının miras bırakanı ile yaptığı kira sözleşmesiyle kiracı olduğunu, davacıyla kira sözleşmesi yapmadığını bildirmiştir. Kiralanana ait tapu kaydına göre, davacı dışında başka paydaşların da olduğu görülmüştür. Taraflar arasında yazılı kira sözleşmesi yoktur. Davacı sözlü kira sözleşmesine dayanmış, davalı sözlü kira ilişkisinin varlığını inkar etmiştir. Bu durumda, davacı kendisi ile davalı arasındaki kiracılık ilişkisinin varlığını, süresini, bedelini ve diğer koşullarını kanıtlamakla yükümlüdür. Mahkemece, davacıya kiracılık ilişkisinin varlığını ve koşullarını kanıtlaması için uygun süre verilip, ibraz edeceği delil ve belgeler dosyada toplanan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.