4. Hukuk Dairesi 2023/12365 E. , 2024/2140 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/56 E., 2021/187 K. DAVA TARİHİ : 14.08.2014 HÜKÜM/KARAR : Direnme Taraflar arasında görülen muvazaalı işlemin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya direnilerek davanın kabulüne karar verilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca HMK'nın 3
**4. Hukuk Dairesi 2023/12365 E. , 2024/2140 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/56 E., 2021/187 K. DAVA TARİHİ : 14.08.2014 HÜKÜM/KARAR : Direnme Taraflar arasında görülen muvazaalı işlemin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya direnilerek davanın kabulüne karar verilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca HMK'nın 373. maddesi uyarınca incelenmek üzere dosyanın dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı borçlu...'in 31.01.2013 tarihinde boşandığını, maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, boşanma davası açıldıktan sonra 17.01.2012 tarihinde dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından diğer davalı ... adına 6.000,00 TL bedel karşılığında tescil edildiğini, taşınmazın daha sonra diğer davalı ... adına tescil edildiğini, taraflar arasında yapılan tüm satış işlemlerinin muvazaalı olduğunu belirterek; bu muvazaalı işlemlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili davanın haksız açıldığını reddi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.05.2016 tarihli ve 2014/337 Esas, 2019/274 Karar sayılı kararı ile; dava konusu 833 parsel sayılı taşınmazın 20.01.2012 tarihinde 6.000,00 TL bedelle davalı ... tarafından diğer davalı ...’e satıldığı, sonrasında 06.09.2013 tarihinde 10.000,00 TL bedelle davalı ... tarafından diğer davalı ...’a devredildiği, keşif ve bilirkişi incelemesine göre taşınmazın rayiç değerinin ilk satış tarihi bakımından 129.600,00 TL, ikinci satış tarihi bakımından ise 151.200,00 TL olarak belirlendiği, ilk satış yönünden davalı ...’ün 19.01.2012 tarihinde PTT çeki vasıtasıyla 98.000,00 TL gönderdiğini ve kalan satış bedelini elden ödediğini savunduğu ancak bu davalının satış tarihindeki rayiç bedelin tamamının ödendiğini ispat edemediği gibi PTT vasıtasıyla yapılan ödemede de 833 parsel sayılı taşınmazın satış bedeli karşılığı olduğuna dair kesin ve yeterli bir açıklama bulunmadığı, öte yandan nüfus kayıtlarının incelenmesinde davalı ...’ün diğer davalı ...’ın yıllardır birlikte yaşadığı Gülfidan İpek’in amcasının kızı Medine (İpek) Gök’ün kocası olduğunun tespit edildiği, davalılar arasındaki bu bağ sebebiyle davalı ...’ün, davacı ile davalı ... arasındaki davalar ve alacak/borç ilişkisinden haberdar olduğu ve iyiniyetli sayılmasının mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, ikinci satış yönünden; Ziraat Bankası vasıtasıyla 10.07.2014 tarihinde 50.000,00 USD nin davalı ... tarafından diğer davalı ...’e satış bedeli olarak davalı ...’ün kızı olan Gülbinay Büyükyayla vasıtasıyla gönderildiğinin savunulduğu, oysa bu ödemenin ikinci satış işleminden çok sonra ve fakat eldeki davanın açılış tarihinden (14.08.2014) bir ay kadar önce ve alıcı davalı ... tarafından değil de satıcı konumundaki davalı ...’ün kızı olan Gülbinay Büyükyayla’nın hesabı üzerinden yapıldığı, bunun yanı sıra başta tanık ...’ın anlatımları olmak üzere dinlenen tüm tanıkların beyanları, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davalılar arasındaki bağlantılar, davalı ... ile davacı arasındaki uzun yıllar devam eden dava süreçleri, celp edilip incelenen tapu kayıtları, başka yerlerdeki taşınmazların da muvazaalı devredildiği iddiasına dayalı olarak davacı ile davalı ... arasında görülen davalar ile tüm dosya kapsamı göz önünde bulundurulduğunda bu satışın da muvazaalı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 08.05.2019 tarihli ve 2016/19154 Esas, 2019/5738 Karar sayılı ilamı ile; ".. “…1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2-Dava BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir. BK'nun 19. maddesinde anlamını bulan muvazaa, tarafların 3. kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uygun olmayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır şeklinde tanımlanabilir. Tarafların görünüşte yaptıkları işlemle, iradelerinin birleştiği işlem birbirinden farklılık taşıdığı durumlarda muvazaanın söz konusu olduğu kabul edilmelidir. Kural olarak üçüncü kişiler muvazaa nedeniyle zarara uğradıkları takdirde tek taraflı ve çok taraflı hukuki muamelelerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü muvazaalı bir işlem ile üçüncü kişinin zarar görmesi ona karşı işlenmiş bir haksız eşlem niteliğindedir. Ancak, üçüncü kişilerin muvazaalı işlem ile zarar gördüklerinin benimsenebilmesi için onun işlemi yapandan alacağının bulunması ve alacağın ödenmesini önlemek için muvazaalı işlemin yapılmış olması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Somut olayda; davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında davalı 3. kişi olan Ali ve 4. kişi olan Yaşar ile davalı borçlu arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece; davalı 3. kişi ...'ün diğer davalı borçlu ...'ın yıllardır birlikte yaşadığı ...in amcasının kızı ... (İpek)'ün kocası olduğu tespit edildiğinden, davalılar arasındaki bu bağ sebebiyle davalı ...'ın, davacı ile davalı ... arasındaki davalar ve alacak/borç ilişkisinden haberdar olduğu ve iyiniyetli sayılmasının mümkün olmadığı, diğer davalı 4. kişi ... yönünden ise; davalı ... tarafından diğer davalı ...'a satış bedeli olarak davalı ...'ın kızı olan Gülbinay Gülsüm Büyükleyla vasıtasıyla gönderildiği, Bu ödeme ikinci satış işleminden çok sonra eldeki dava tarihi olan 14.08.2014 tarihinden bir ay kadar önce yapılmış ve davalı ... tarafından değil de satıcı konumundaki davalı ...'ın kızı olan Gülbinay'ın hesabı üzerinden yapıldığı gerekçesiyle muvazaanın varlığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmişse de; dava konusu taşınmaz 06.09.2013 tarihinde davalı 3. kişi ...’ün kızı olan Gülbinay Gülsüm Büyükleyla’nın tapuda babasına vekaleti ile diğer davalı 4. kişi ...’a devredilmiş ve dava dışı Gülbinay Gülsüm 10.07.2014 tarihinde 06.09.2013 tarihli tarla satışı karşılığında alınan 50.000,00 USD açıklaması ile davalı 3. kişi babası ...’ün hesabına havale etmiş olduğundan bu husus tek başına davalı ... ile diğer davalılar arasındaki muvazaanın ispatı için yeterli değildir. Ancak; dosya kapsamından anlaşıldığı üzere dava dışı Gülfidan İpek; davalı borçlu ...’ın yıllardır birlikte yaşadığı 2. eşi olup; tanık olarak dinlendiği sırada; dava konusu taşınmazın davalı borçlu tarafından önce davalı ...’e devredildiğini, ancak daha sonra ...’ün taşınmazla uğraşamayacağını tekrar satmak istediğini duyunca İzmir’den komşuları olan davalı ...’a bu durumu söylediklerini, davalı ...’ı İzmir’den komşuları olarak tanıdıklarını beyan etmiştir. Ancak; mahkemece tanığın bu beyanları değerlendirilmemiştir. Açıklanan maddi ve hukuksal nedenlere göre; mahkemece; tanığın bu beyanlarına göre davalı ... ile diğer davalılar arasında muvazaa olgusunun bulunup bulunmadığının tartışılması ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır…” şeklindeki gerekçeyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Verilen Direnme Karar Mahkemenin 14.09.2021 tarihli ve 2021/56 Esas, 2021/187 Karar sayılı kararı ile; davalı ...’ın davacıya olan borcundan dolayı muvazaalı bir şekilde başka taşınmazları da üçüncü kişilere devrettiğinin dosya içerisindeki diğer dava dosyalarına ait bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, söz konusu davalarda tasarrufların iptaline karar verildiği, Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/367 Esas sayılı dosyasında görülen tasarrufun iptali davasının 23.06.2014 tarihinde açılmasının hemen akabinde 10.07.2014 tarihinde Gülbinay Büyükyayla’nın 06.09.2013 tarihinde gerçekleşen satış bedelini ...’ün hesabına göndermiş olmasının da taraflar arasındaki muvazaayı gösterdiği, Gülfidan İpek’in beyanlarına tek başına itibar edilemeyeceği, zira bu kişinin beraber yaşadığı, sahtecilikten beraber hapse girdiği davalı ... ile birlikte hareket ettiğinin aşikar olduğu, dosyaya yansıyan tüm olaylar bir bütün olarak dikkate alındığında davanın kabulünün gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. 2. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Dairenin 22.02.2022 tarihli ve 2022/1476 Esas, 2022/3095 Karar sayılı ilamı ile; "... İlk derece mahkemesi direnme kararının yeni bir karar olup olmadığının takdirinin Hukuk Genel Kuruluna ait olmasına göre 6763 sayılı Kanunun 45. maddesi ile 6100 sayılı HMK'na eklenen geçici 4/1. maddesi gereğince dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE.." karar verilmiştir. 4. Hukuk Genel Kurulu 18.10.2023 tarih 2022/(17)4-478 Esas 2023/985 Karar sayılı kararı ile mahkeme kararının yeni bir hüküm niteliğinde olmadığı, özel dairenin 6100 sayılı Kanun'un 373/5 inci maddesi çerçevesinde bir değerlendirmeye yer verilmeksizin Hukuk Genel Kuruluna gönderildiği gerekçesi ile bu madde kapsamında inceleme yapmak üzere dosya dairemize gönderilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; Mahkeme, Yargıtayca işaret edilen konular hakkında yeterli araştırma ve değerlendirme yapmadan eski kararında direndiğini, satış bedelinin satıştan ne kadar süre sonra ödeneceği tarafların ortak iradelerine bağlı olup bir sene sonra yapılan ödeme herhangi bir muvazaanın kabulü için yeterli olmadığını, dava dışı... babası adına devir işlemini gerçekleştirmiş olup tarla satışı karşılığında alınan 50.000,00-USD bedel de banka kanalıyla satıcı konumundaki ...'e ödendiğini, yapılan devir işleminin hukuka uygun olduğunu, ...'ün dava dışı ...'ün kuzeninin eşi olduğundan bahisle iyiniyetli sayılamayacağını varsayarak adeta baştan muvazaalı olduğunu kabul eden mahkeme, devam eden satış işlemi için de benzer kanaatte bulunduğunu, müvekkil ... piyasaya olan borçlarından dolayı elindeki bir takım taşınmazları satmak zorunda kalmış olup alıcıyı yakın çevresinden bulması son derece normal olduğunu, kişilerin birbirini tanıyor olmasının muvazaa iddiası için yeterli olmadığını, satış bedelinin de gerek PTT yoluyla gerekse senetlerle ödendiğini, ... ve ... arasında yapılan satış işleminin muvazaalı olmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerle sabit olduğundan devam eden (... ve ... arasındaki) satış işleminin muvazaalı olduğunu iddia etmenin hatalı olduğunu, müvekkilin 70 küsür yaşında olup 35 yıldır hayat arkadaşı ...ile yaşadığını ve müşterek bir çocukları olduğunu, 35 yıllık süre içerisinde elde edilen malların hepsinin müvekkil ve dava dışı ...in birlikte çalışması ve mücadele etmesi ile edinildiğini, gayrimenkul rayiç değerlerinin tapuda düşük gösterilmesinin kanıksanmış bir gerçek olduğunu, dava konusu, gayrimenkulün müvekkil... tarafından diğer müvekkil ...’e satılmış ve bedelinin ödendiğinin belgelendiğini, diğer davalı ...'ın; 06.09.2013 tarihinde dava konusu gayrımenkulu ...’den satın aldığını, ...'ın; dava konusu gayrımenkule ilişkin olarak ...’ün kızı ...’nın hesabından diğer davalı ...’e 50.000 USD havale ettiğini, kalan kısımda davalı ... tarafından ...’e ödendiğini, davalı ... ve ... tapu kaydına güvenen iyiniyetli 3. kişiler olduklarını belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, BK'nın 19. maddesine göre açılmış muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi. 3. Değerlendirme 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.