11. Ceza Dairesi 2026/383 E. , 2026/1083 K. "" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/218 E., 2012/426 K. SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2012 tarihli ve 2012/218 Esas, 2012/426 Karar …
11. Ceza Dairesi 2026/383 E. , 2026/1083 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/218 E., 2012/426 K. SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2012 tarihli ve 2012/218 Esas, 2012/426 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155/2, 62, 52/2-4,53, 51. maddeleri uyarınca neticeten erteli 1 yıl 8 ay hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 19.12.2012 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 29.12.2025 tarihli ve 2024/14117 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2026 tarihli ve KYB-2026/399 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2026 tarihli ve KYB-2026/399 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin 15/10/2012 tarihli kararının 19/12/2012 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 28/08/2013 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, erteli hapis cezasının aynen infazına ilişkin Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin 16/11/2018 tarihli ek kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/12/2018 tarihli kararının, Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin 15/10/2012 tarihli kararının kanun yararına bozulması halinde hukuki değerden yoksun olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 02.12.2021 tarihli ve 2021/33771 esas, 2021/11423 karar sayılı ilâmındaki "Sanığın, "..." isimli işletmenin sahibi olan katılandan adına araç kiraladığı, kira süresinin bitmesine rağmen kiraladığı aracı teslim etmediği, bu nedenle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda; suça konu aracın, TCK'nın 155/2 maddesinde tanımlanan mahiyette bir hizmet veya meslek dolayısıyla sanığa tevdii ve teslim edilmemiş olması sebebiyle, sanığın katılandan kiralayıp teslim aldığı suça konu aracı iade etmemesi şeklinde sübut bulan eyleminin, hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan uzlaşma kapsamına alınan TCK'nin 155/1.maddende öngörülen “güveni kötüye kullanma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, ..." şeklindeki gerekçe nazara alındığında, dosya kapsamına göre, sanığın, oto kiralama işi ile uğraşan katılandan kiraladığı aracı iade etmeyip inceleme dışı ...'ye sattığının iddia ve kabul edildiği olayda, suça konu aracın 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımlanan mahiyette bir hizmet veya meslek dolayısıyla sanığa tevdii ve teslim edilmemiş olması karşısında, eylemin Türk Ceza Kanunu'nun 155/1. maddesi kapsamında güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5237 sayılı Kanun’un "Güveni kötüye kullanma" başlıklı 155. maddesi; "(1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." Şeklinde düzenlenmiştir. 2. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde, talep konusu kararın kanun yararına bozulması halinde, erteli hapis cezasının aynen infazına ilişkin Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2018 tarihli ve 2012/218 Esas, 2012/426 Karar sayılı ek kararı ile bu karara yönelik itirazın reddine dair merci İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2018/1337 Değişik İş sayılı kararının, hukuki değerden yoksun olacağı ve 26.11.2919 tarihli uzlaştırma raporuna göre taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede; sanığın,... isimli iş yerini çalıştıran katılandan kiraladığı 09 (.) (...) plaka sayılı otomobili iade etmeyerek hakkındaki soruşturma dosyası tefrik edilen... aracılığıyla haricen başka bir kişiye sattığının iddia ve kabul olunduğu olayda; suça konu aracın sanığa, katılan ile aralarındaki meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmemiş olması karşısında, katılanla aralarındaki güven ilişkisine dayalı olarak kendisine tevdi ve teslim edilen otomobil üzerinde katılanın bilgi ve rızası dışında tasarrufta bulunarak bu devir olgusunu inkar eden sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçuna vücut vereceği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanık hakkında aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2012 tarihli ve 2012/218 Esas, 2012/426 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.02.2026 tarihinde karar verildi.