10. Hukuk Dairesi 2010/4351 E. , 2011/12899 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, yaşlılık aylığının iptali yönündeki Kurum işleminin iptali ile davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan…
**10. Hukuk Dairesi 2010/4351 E. , 2011/12899 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, yaşlılık aylığının iptali yönündeki Kurum işleminin iptali ile davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, 01.03.1976–01.10.1997 tarihleri arasında......Sigortalısı olduğunun ve yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile ödenmeyen aylıklarının dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkin olup; davacının sicil dosyasında mevcut belgelere göre, 01.03.1976 – 31.12.1979 tarihleri arasında Bakırköy Vergi Dairesine, 01.08.1981 – 31.10.1984 tarihleri arasında Zeytinburnu Vergi Dairesine kayıtlı olduğu, oda kaydının ve karar defterinin ilgili sayfasında kurum müfettişlerinin yaptığı teftişte, başka bir kişinin kayıtlı bulunduğu, davacının hiç kaydının olmadığının tespit edildiği, Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Memurluğunda da yine kaydının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanaklarından bulunan 1479 sayılı Kanunun 24. maddesi hükmüne göre; kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlar anılan kanun kapsamında zorunlu.....sigortalısı olup, aynı Kanunun 25. maddesinin (a) ve (b) bendlerinde “gelir vergisi mükellefi olanların mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri” “gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanların Esnaf ve Sanatkarlar sicilinden veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki üye kayıtlarının silindiği” tarihten itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalılıklarının sona ereceği öngörülmekte ise de, gelir vergisi, meslek kuruluşu ve Esnaf ve Sanatkarlar sicili kayıtları, sigortalıların gerek kendi nam ve hesabına kazanç temini için bağımsız çalışmalarının varlığı ve başlangıcı gerekse sona erdiği tarih bakımından yasal karine teşkil etmekte olup, aksinin taraflarca ispatı mümkündür. Somut olayda; davacının 10.09.1996 tarihinde Kuruma intikal eden giriş bildirgesine göre, vergi kaydına dayalı olarak 20.04.1982 tarihi itibarıyla .... tescilinden sonra vergi kaydı 31.10.1984 tarihinde silinmiştir ki bu olgu; zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının silinme tarihinden itibaren sona erdiğinin karinesidir.Davacının, meslek kuruluşu kaydı ve esnaf sicil kaydı olmadığından, bu bağlamda davalı kendi nam ve hesabına çalışmasını kanıtlayamadığından, keza primlerin sonradan ödenmesi de davacıya geçmişe yönelik biçimde sigortalılık hakkı vermeyeceğinden 31.10.1984 – 28.08.1996 tarihleri arasındaki döneme ilişkin istemin reddi isabetli bulunmuştur. Ancak, davacının 20.04.1982 – 31.10.1984 tarihleri arasındaki zorunlu sigortalılık dönemine ilişkin prim ve gecikme zammı borcu dışında, Kuruma prim ödemesinin varlığı karşısında; bu olgu, davacının isteğe bağlı sigortalı olma iradesini ortaya koymuş olmakla, 28.08.1996 tarihinden itibaren ödenen primlerin önce zorunlu sigortalılığa ilişkin prim ve gecikme zammı borcu dışında kalan prim ödemeleri yönünden, bu tarih başlangıç alınarak karşılığı olan isteğe bağlı sigortalılık süresi belirlenerek ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle saptanarak bu dönemin isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak kabulü ile yaşlılık aylığının bu çerçevede yeniden değerlendirilmesi gereği gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 03.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.