3. Hukuk Dairesi 2012/18853 E. , 2012/24592 K. MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava ve ıslah dilekçesinde 79.913,03 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.…
**3. Hukuk Dairesi 2012/18853 E. , 2012/24592 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava ve ıslah dilekçesinde 79.913,03 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde, müteveffa ...'in, olay tarihinde ikamet ettiği evde günlerce elektrik olmaması nedeniyle direkteki arızayı onarmak için çevresinde hiçbir korkuluk ve engel bulunmayan ve seksiyonel kolu standarta uygun olarak yapılmayan direğe çıktığını ve yüksek gerilime tutularak hayatını kaybettiğini, davalı kurumun yaptıkları iş itibariyle her türlü önlemi alması gerekirken özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle olayda tamamen kusurlu olduğunu, müteveffa ...'ın ölümü ile geriye bakmakla yükümlü olduğu eşi ve çocuklarının kaldığını ve davacıların ileride görebilecekleri destekten yoksun kaldıklarını belirterek eşi olan davacı ... için 50.000 TL manevi ve 1.000 TL maddi, çocukları ..., ... ve ... için ayrı ayrı 10.000 TL manevi ve 1.000 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 21.03.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini toplam 79.913,03 TL olarak ıslah etmiştir.Davalı vekili, müteveffa ...'ın herhangi bir yetkisi olmadan elektrik direğindeki arızayı gidermek için ENH direğine çıkıp vefat ettiğini, olayda ölenin tam kusurlu olduğunu, davalı kurumun kusurlarının bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın maddi tazminat yönünden kabulü ile bilirkişi raporu ile belirlenen davacı eş için 50.787,59 TL, ölenin kızı ... için 11.657,57 TL, ölenin oğlu ... için 10.062,86 TL, ölenin oğlu ... için 7.404,99 TL maddi tazminatın ve davacı eş için 25.000 TL, müteveffanın çocukları için ayrı ayrı 5.000'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara göre, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Dava; gerekli tedbirlerin alınmaması neticesinde meydana gelen ölüm olayından dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacı ...'nin eşi olan müteveffa ...'in, ikamet ettikleri evde elektriklerin kesik olması nedeniyle arızayı onarmak için çıktığı elektrik direğinde yüksek gerilime tutularak hayatını kaybettiği, meydana gelen olay nedeniyle davalı ... ve dava dışı ... görevlileri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde ölen ...'in olayda tam kusurlu olduğu anlaşılmakla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, olayda kusur durumunun tespiti için alınan bilirkişi raporunda, müteveffa Abdullah'ın olayda %50 kusurlu, davalı Dedaş'ın da %50 kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu 56. maddesi (E. Borçlar Yasası'nın 47. maddesi) gereğince yargıcın, özel durumları gözönünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Dava konusu olayın oluşu, olay tarihi, olayın meydana gelmesinde tarafların kusur durumları ile yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde, ölenin eşi davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.