Başvuru, ulusal ölçekte yayın yapan Bugün gazetesinde yayımlanan bir haberde kullanılan ifadelerin başvurucunun kişilik haklarını zedelediği iddiaları hakkındadır.
Başvuru, ulusal ölçekte yayın yapan Bugün gazetesinde yayımlanan bir haberde kullanılan ifadelerin başvurucunun kişilik haklarını zedelediği iddiaları hakkındadır. Başvuru, 18/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 22/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 12/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Bakanlığın 18/4/2014 tarihli görüş yazısı, başvurucuya tebliğ edilmiş ve başvurucu, süresi içinde Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen olaylar özetle şöyledir: Ulusal düzeyde yayın yapan Bugün gazetesinin 19/2/2010 tarihli nüshasında, o tarihte Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olan başvurucu kastedilerek “Savcıyı Teğmen Yaktı” başlıklı bir haber yayımlanmıştır. Gazetenin birinci sayfasında, başvurucu ile bir üst düzey askerî yetkilinin fotoğrafı ile birlikte bazı iddialara yer verilerek “Savcıyı Teğmen Yaktı” başlığı kullanılmış ve altında başvurucuya, "Jandarma Üsteğmen Ersin Ergut’un ajandasındaki el yazısı notlar Başsavcı Cihaner’i ele verdi. ‘Cemaati suç örgütü göstermek için delil yaratılacak’ notu, Cihaner’in başkanlık ettiği gizli toplantıda alınmış.” şeklinde bazı iddialar yöneltilmiştir. Haberin devamı ile başvurucunun fotoğrafına, gazetenin on üçüncü sayfasında yer verilmiş ve sayfanın başında büyük puntolarla "Başsavcı Cihaner’i Üsteğmen Yaktı" başlığı kullanılmıştır. Başlığın altındaki haber şu şekildedir:"Erzurum Özel Yetkili Savcılarınca yürütülen Ergenekon soruşturması kapsamında 18 Kasım 2009'da gözaltına alınan ve sonrasında tutuklanan Erzincan Jandarma İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Jandarma Üsteğmen Ersin Ergut'un işyeri ve evinde yapılan aramada ele geçirilen notların, Başsavcı İlhan Cihaner'in başını yakan deliller arasında yer aldığı öğrenildi. Başkanlık EdiyorduYapılan kriminal incelemeye göre, Üsteğmen Ergut'un el yazması olduğu kesinleşen delil niteliğindeki notlarda, "Fethullah Gülen grubunun suç örgütü olduğu ispatlanacak, bu konuda delil yaratılacak" yazıları bulundu. İfadesinde bu notun kendisine ait olduğunu kabul eden Ergut, notları haftalık ve günlük olarak yaptıkları toplantılarda aldığını söyledi. Bu toplantıların tarihini hatırlamadığını belirten Ergut’un, bu buluşmaların bazılarına Başsavcı Cihaner'in de katıldığını, hatta başkanlık ettiğini açıkladığı öğrenildi. Erzurum Özel Yetkili Savcılar tarafından yürütülen Ergenekon soruşturmasının gizli tanıklarından "Erzincan" ile "Gizli Tanık X"in ifadelerinde de Cihaner hakkında iddialar bulunduğu öğrenildi. Gizli Tanık Da Anlatmış Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı'nın bilgisine başvurduğu 2 gizli tanıktan X, ifadesinden bir gün sonra Erzincan Jandarma Alay Komutanı Ali Tapan ile Jandarma İstihbarat personeli tarafından kendisiyle görüştüğünü ve "Ergenekon davasının Amerika'nın desteklediği Fethullah Gülen cemaatin bir komplosu olduğu, polisin de Amerikan destekli bu cemaatin hakim olduğu bir teşkilat olduğu, bu nedenlerle Erzincan'da bulunan mühimmatın polis tarafından konulduğu izleniminin verilmesi için 'ele geçirilen silah ve mühimmatların' Erzincan Emniyeti tarafından bu bölgeye konulduğu" yönünde ifade vermesinin istendiğini belirtti. X, bu yönde ifade vermesi halinde; kendisine her türlü teminatın verilerek, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı Cihaner ile görüştürüleceğini, Cihaner'in soruşturma dosyasının Erzincan'da kalmasını sağlayacağını söylediklerini ifade etti.800 Bin Lira Teklif EttilerGizli tanık Erzincan ise, yaklaşık 1 yıldır muhbirlik yapmakta olduğu Erzincan Jandarma İstihbarat yetkilileri tarafından, Erzincan'da kaldığı cemaatlere ait ev, yurt ve eğitim kurumlarına silah, mühimmat, vb. suç unsurları ve kamera yerleştirmesinin istediğini, kendisinin bunu kabul etmemesi üzerine 800 bin TL para teklifinde bulunduklarını söyledi. Gizli tanık, yine kabul etmemesi üzerine Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı Cihaner ile görüştürüldüğünü ve Cihaner'in "Ağabeylerinin senden yapmanı istedikleri şeyleri yapmanı bekliyoruz" dediğini ifade ettiği belirlendi.” Başvurucu, söz konusu haber nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek 18/2/2011 tarihinde, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde ilgililer aleyhine manevi tazminat davası açmıştır. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi, 22/9/2011 tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi şöyledir:“...Haberin yayınlandığı gazete nüshası, CMK. maddesine göre Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı hakkında yapılan soruşturma evrakı ve düzenlenen iddianame, Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinin kabul kararı, soruşturmada alınan dinleme kararları ibraz edilip tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılmış, taraf delilleri toplanmıştır. Mübrez deliller arasında bulunan ve davacı hakkında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 2010/329 soruşturma, 2010/70 esas 2010/66 iddianame numaralı iddianamede davacı hakkında; Ergenekon terör örgütünün Erzincan yapılanması içinde yer aldığı, şüpheli Dursun Çiçek ile 2009 yılı yerel seçimler döneminde Erzincan'da toplantı yaptığı, Saldıray Berk, Recep Gençoğlu, Şinası Demir, Ersin Ergut'un da aralarında bulunduğu Jandarma İstihbarat görevlileri ile Ergenekon terör örgütünün amaçları doğrultusunda toplantı yaptığı, birden fazla kişiyle tehditte bulunduğu, resmi belgede sahtecilik yaptığına dair iddialar ileri sürülerek dava açıldığı ve hala derdest bulunduğu anlaşılmıştır.Bu durumda toplanan delillerden, dava konusu haberin görünürdeki gerçeğe uygun olduğunu kabul etmek zorunluluğu hâsıl olduğundan, öte yandan haberin kamu yararı amaçlı olabileceği ve haberde davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek ifadeler kullanılmadığı, öz- biçim dengesinin muhafaza edildiği dikkate alındığında davanın sabit olmadığı kanaatine varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.” Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 9/10/2013 tarihli ilamıyla onanmıştır. Anılan karar, 20/11/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve başvurucu 18/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk Anayasa'nın maddesi şöyledir:"Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır." Anayasa'nın maddesi şöyledir:"Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.(İkinci fıkra mülga: 2001-4709/10 md.)Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.…” Anayasa'nın maddesi şöyledir:"Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz...." Anayasa'nın maddesi şöyledir:"Hâkimler ve savcılar adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları olarak görev yaparlar. Bu görevler meslekten hâkim ve savcılar eliyle yürütülür.Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.Hâkim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.…Hâkimler ve savcılar, kanunda belirtilenlerden başka, resmî ve özel hiçbir görev alamazlar.Hâkimler ve savcılar idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar...." 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.”