8. Hukuk Dairesi 2013/13812 E. , 2013/17009 K. "İçtihat Metni" ...... Nazike Kocakaya ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının asıl davada kısmen reddine, kısmen kabulüne birleşen davanın reddine dair..... Mahkemesi'nden verilen 12.03.2013 gün ve 119/37 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili, duruşmasız olarak davacı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19.11.2013 Salı günü ta
**8. Hukuk Dairesi 2013/13812 E. , 2013/17009 K.** **"İçtihat Metni"** ...... Nazike Kocakaya ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının asıl davada kısmen reddine, kısmen kabulüne birleşen davanın reddine dair..... Mahkemesi'nden verilen 12.03.2013 gün ve 119/37 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili, duruşmasız olarak davacı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19.11.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı ... vekili, davalının gençlik yıllarında ......’ya giderek hayatı boyunca orada kaldığını, davacıyı yurt dışına götürmediğini, davacının köyde çocuklarına baktığını, davalının yurtdışından gönderdiği paraları kendi çalışıp biriktirdiği, paraları da ekleyip kendi babasından kalan arsa üzerine ev yaptırdığını, davalının isteği üzerine de kendi babasından kalan taşınmazı ve üzerindeki evi davalı adına tescil ettirdiğini, davalının yurtdışından emekli olarak köyüne döndüğünü ve davacıyı ...... beldesinde bırakarak kendisine ...... köyünde ev yaptırıp oraya yerleştiğini, davalının tüm servetinin müşterek mesai ürünü olduğunu, şu an davalının servetinin hiç değilse göz önündeki taşınmazlarının yarısının davacıya ait olduğunda şüphe bulunmadığını, davacının ise, asgari ücretle çalışan oğluna sığındığını, davacının başını sokacak bir evinin olmadığını, müşterek konutu ise, davalının satma girişiminde bulunduğunu açıklayarak davalı adına kayıtlı tüm taşınmazların tapu kayıtlarının getirtilerek değerlerinin tespit olunmasını ve bu değerinin yarısının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, dava dilekçesinde değeri 6.000 TL olarak göstermiş, 14.07.2011 tarihli ıslah dilekçesinde davalıdan katkı payı bedeli olarak 101.411 TL.nin ıslah tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile davalıdan tahsiline, hakkın doğum tarihi ile ıslah tarihi arasında işlemiş olan faizi talep ve dava haklarının saklı tutulmasını talep etmiştir. Birleşen dava dosyasında ise asıl davada dava dilekçesinde istenmemiş olan 10.10.2005-14.7.2011 tarihleri arasındaki yasal faizin hesaplanarak 53.000 TL. faizin ana para ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı ... vekili, davalının 2 yıldan fazla bir süredir .... Merkez İlçesindeki evinde ikamet ettiğini, taraflar arasında ...... Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi'nin 2004/190 Esas sayılı dosyası ile boşanma davasının bulunduğunu, iddia ve talep konusunun ..... açık ve net olmadığını, taşınmazların ve katkının belirtilmediğini, ayrıca davacının davalı adına kayıtlı hiçbir taşınmazın alınmasına katkı yapmadığını, ..... Kasabası'ndaki 3 katlı evin arsasını davalının kendi parası ile aldığını, arsa üzerine yapılan üç katlı eve de davacının hiçbir parasal katkı sağlamadığını, davacının hiçbir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmayıp hayatı boyunca gelir elde etmediğini, davacının, davalı tarafından kendisine gönderilen para ile adına 10.000 m2 taşınmaz aldığını, bir kısım malların da davalıya miras yolu ile kaldığını, davalının davacıya nafaka da ödediğini açıklayarak asıl ve birleşen davaların reddini savunmuştur Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalıdan katkı payı alacağı olarak 98.185,04 TL.nin ıslah tarihi olan 14.07.2011 tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dosya 2011/136 E. sayılı dosya yönünden davacının davası yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 30.12.1955 tarihinde evlenmiş, 08.12.2004 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 02.01.2008 tarihinde kesinleşmesiyle, mal rejimi sona ermiştir (TMK.nun 225/2.m.). Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM.nin 170.m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK.nun 202, 4722 s.Y.nın 10.m.). Dava konusu yapılan ve liste halinde bildirilen taşınmazların tamamı 01.01.2002 tarihinden önce edinilmiş olduklarından davadaki talep katkı payı alacağına ilişkindir. Davalının yurt dışında çalıştığı, davacının ise, çocukları ile birlikte köyde tarlaları ekerek gelir elde ettiği, bu çalışmada traktör dahi kullandığı tanık beyanları ile de açıklığa kavuştuğuna, katkı payı oranı bakımından net olarak belirlenme imkanı olmayan taraf gelirleri, TKM’nin 152.maddesi ile hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri de gözetildiğinde % 30 katkı oranının Mahkemece, kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalının bu yönlere ilişen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, dava konusu edilen ve davacı vekilinin 02.02.2006 tarihli dilekçesinde parsel numaraları liste halinde sunulan taşınmazların tapu kayıtları ve akit belgelerinde belirlenen edinme tarihleri itibarıyla davacı vekilinin talebinin katkı payı alacağına ilişkin olduğu anlaşıldığına göre katkı payı alacağının hesaplanması sırasında 20.05.2011 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazların 12.10.2005 dava tarihi itibarıyla belirlenecek sürüm değerlerinin katkı payı alacağı hesabında dikkate alınması gerekirken 2009 ve 2011 yıllarındaki yapılan keşif tarihleri itibarıyla belirlenen keşif sürüm değerlerinin dikkate alınması, bu suretle davalı aleyhine fazla katkı payı alacağına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerindedir. Davacı vekili, asıl dosyada 12.10.2005 tarihli dava dilekçesinde faiz istememiş, 14.07.2011 tarihinde ıslah dilekçesi vermiş, ıslah dilekçesinde ıslah tarihinden itibaren faiz isteğinde bulunmuştur. Bilahare 31.10.2011 tarihinde açtığı birleşen dava dosyasında asıl dosyadaki dava tarihi ile 14.07.2011 ıslah tarihi arasındaki süre yönünden faiz miktarı olarak hesaplanan 53.000 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmesi istenmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda ek davada, asıl davanın niteliği itibarıyla Yargıtay içtihatlarında da faiz istenmesinin yasaya aykırı olduğu, bu tür davalarda karar tarihine en yakın tasfiye tarihindeki değerlerin esas alındığı, bilirkişi raporuna en yakın tarih olan ıslah tarihi itibarıyla da faiz istenmiş olduğu gerekçesi ile birleşen dava dosyasındaki talep reddedilmiştir. ...... Az yukarıda açıklandığı üzere dava katkı payı alacağı isteğine ilişkin olup katkı payı alacağı hesabında dava konusu taşınmazların dava tarihi itibarıyla belirlenecek sürüm değerleri esas alınmaktadır. Bu hususta Mahkemenin hatalı değerlendirmede bulunduğu davalı lehine bozma sebebinde açıklanmıştır. Birleşen dava dosyasında da aynı hatadan hareket edilerek red kararı verilmiştir. Dava tarihi itibarıyla belirlenecek sürüm değerleri esas alınacağından, davacı vekili tarafından asıl dosyada bu konuda fazla hakları saklı tutulmamış olsa bile faizle ilgili ek dava ile talepte bulunma imkanının asıl davanın zamanaşımı süreci içinde mümkün bulunduğuna, asıl davada hükmedilen alacağın tahsili durumunda dahi ihtirazi kayıt konmak suretiyle faiz istenebileceğine göre Mahkemenin gerekçesi yerinde bulunmadığından, faizle ilgili Mahkemenin takdiri de doğru olmamıştır. Mahkemenin yapması gereken iş, asıl dava dosyasındaki dava tarihi ile 14.07.2011 ıslah tarihi arasındaki faiz miktarını 6.000 TL dikkate alınarak belirlemek, gerektiğinde bu hususta konusunda uzman bilirkişiden gerekçeli ve denetimi mümkün hüküm kurmaya elverişli rapor almak ve sonucuna göre hüküm kurmak olmalıdır. Davanın nitelendirmesinde hataya düşülerek birleşen davanın tümü ile reddi doğru değildir. Davacı vekilinin temyizi de bu bakımdan yerindedir. Kabule göre de davanın reddi halinde dava değeri üzerinden nisbi harç hesaplanması mümkün olmayıp, maktu red harcına hükmedilmesi gerektiğinden, birleşen dava dosyası ile ilgili red sebebiyle 2.816,95 TL nisbi harcın davacıdan tahsiline karar verilmesi de hatalıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekili ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın davacıya, 1.676,75 TL peşin harcında davalıya iadesine 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. .....