T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2189 KARAR NO : 2025/2238 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2021/351 Esas 2022/496 Karar KARAR TARİHİ : 06/06/2022 DAVA : Alacak (Haksız Haciz Nedeniyle) KARAR TARİHİ : 01/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/12/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tari…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2189 KARAR NO : 2025/2238 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2021/351 Esas 2022/496 Karar KARAR TARİHİ : 06/06/2022 DAVA : Alacak (Haksız Haciz Nedeniyle) KARAR TARİHİ : 01/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/12/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2017 yılından bu yana faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, ticari faaliyetleri kapsamında borçlarına ilişkin hukuki bir sürece dahi girmeyen şirketin ... Mahallesi ... Cad. ... Apt. No: .../.... adresindeki işyerine 14/04/2021 tarihinde İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13529 Esas sayılı dosyası ile ilgili haciz işlemi uygulamak üzere gelindiğini, söz konusu icra dosyasının alacaklısının Davalı ... A.Ş. borçlusunun ise müvekkil şirketle hukuki bir ilgisi olmayan dava dışı ... olduğunu, borcun bu kişinin şahsi kredi kartı borcu olduğunu, dosya borçlusu ....'in yetkilisi olduğu .... adlı şirketin hiç bir suretle haciz mahallinde ticari faaliyet göstermediğini, ancak alacaklının beyanı ile icra memurunun hukuksuz olarak haciz ve muhafaza işlemine geçtiğini, bu esnada müvekkili şirketin yetkilisi ...'nun haciz mahalline geldiğini ve haczedilen mallar için istihkak iddiasında bulunduğunu, ancak kabul edilmemesi ve haciz işlemlerine devam edilmesi nedeniyle geri dönüşü olmayan zararlar oluşmaması için ihtirazi kayıtla dosya borcu 95.000 TL'yi ödemek zorunda kaldığını, haksız fiil niteliğindeki bu haksız haciz nedeniyle ödenmek zorunda kalınan bedelin müvekkiline geri ödenmesi ve zararının giderilmesi gerektiğini beyanla uğranılan zarar olan 95.000,00 TL'nin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sebepsiz zenginleşme davasında ispat yükünün davacı da olduğunu, borçlanılmadığı edimini kendi isteği ile yerine getiren kişinin, bunu kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat etmesi gerektiğini, davacının borçlu olmadığını bildiği halde icra dosyasına yaptığı ödemeyi isteyemeyeceğini, haciz mahalline ilk girildiğinde çalışana borçlu sorulduğunda çalışan borçlu ...'in mahalde bir üst katta olduğunu beyan ederek haciz ekibini üst kata yönlendirdiğini, üst katta dosya borçlusunun hazır bulunduğunu ve işlemlerin dosya borçlusunun huzurunda gerçekleştirildiğini, sonuç olarak davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : Tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ :İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; haciz sırasında borçlu ...’in işyerinde bulunması ve daha önce davacı firmada sigortalı olarak çalışmış olması nedeniyle İİK 97/a’daki mülkiyet karinesinin uygulanacağını, bu nedenle icra müdürlüğü ve alacaklı vekilinin haciz işlemini sürdürmesinin hukuka uygun olduğunu, bu nedenle yapılan haciz işleminin haksız fiil oluşturmadığını, ödenen paranın da sebepsiz zenginleşme niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketle hiçbir hukuki, ekonomik veya organik bağı olmayan dava dışı borçlu ....’in şahsi borcu nedeniyle müvekkil şirket adresinde haksız haciz yapıldığını, tüm itirazlara, istihkak iddiasına rağmen haczin devam ettirildiğini ve müvekkil şirketin haciz baskısı altında, malların kaldırılmaması için ihtirazi kayıtla dosya borcunu ödemek zorunda kaldığını, müvekkilin borçla ilgisi olmadığını, şirketler arasında organik bağ bulunmadığını, borçlunun eski çalışan olması veya akrabalığın hukuken bağ yaratmayacağı açık olmasına rağmen mahkemenin davayı reddettiğini, bu ödeme ile davalının sebepsiz zenginleştiğini, haksız haczin ise haksız fiil niteliğinde olduğunu, dosya borçlusu olunmadığından istirdat davası açılamadığı, bu nedenle eldeki dava açılmış olup, Yargıtay içtihatlarının da üçüncü kişinin cebri icra baskısıyla yaptığı ihtirazi kayıtlı ödemelerin geri alınabileceğini kabul ettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmesini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, haciz baskısı altında ödeme yapan 3. kişinin haksız haciz nedeniyle ödemek zorunda kaldığı bedelin takip alacaklısından tahsili istemine ilişkindir. İDM'ce yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357. Maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. Somut olayda; dava dışı ...'in kredi kartı borcu nedeniyle bu kişi aleyhine alacaklı ...ı AŞ tarafından 11/10/2019 tarihinde İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2019/13529 takip sayılı dosyasında toplam 44.862,83 TL üzerinden 7 örnek takip başlatıldığı, borçlunun adresinin .... Mah. ....Sk. Dış kapı no:....iç kapı no...../.... olduğu, ...Şti'ye maaş haczi müzekkeresi gönderildiği, .... işyeri adresinde ( .... Mah. ... Cad. No ..../....) 07/02/2020 tarihinde hacze gidildiği, haczi kabil mal bulunmadığına, belgelerde ortaklığa rastlandığına dair tutanak düzenlendiği, alacağın devri ile ... AŞ'nin takip alacaklısı olduğu, 14/04/2021 tarihinde davacı şirkete ait .... Mahallesi ....Caddesi ....No .../ ..../... adresine hacze gelindiği, takip borçlusunun da haciz mahallinde hazır olduğu, davacı şirkete ait vergi levhasının görüldüğü, alacaklı vekilinin talebi üzerine İİK 97 uyarınca hacze ve muhafaza işlemine başlandığı, davacı şirket yetkilisinin istihkak iddiasında bulunduğu ve haciz yapılmaması için "istihkak iddiasını tekrarla tüm istirdat ve diğer dava haklarını saklı tutarak ihtirazi kayıtla" haciz masrafları ile birlikte dosya borcunu toplam 95.000 TL olarak elden yatırdığı tutanak içeriğinden anlaşılmaktadır. Haciz tarihinde yürürlükte bulunan 2004 Sayılı İİK'nun "Üçüncü şahsın istihkak iddiası:" başlıklı Madde 97 hükmüne göre , İstihkak iddiasına karşı alacaklı veya borçlu tarafından itiraz edilirse, icra memuru dosyayı hemen icra mahkemesine verir. İcra mahkemesi, dosya üzerinde veya lüzum görürse ilgilileri davet ederek mürafaa ile yapacağı inceleme neticesinde varacağı kanaate göre takibin devamına veya talikıne karar verir. İstihkak davasının sırf satışı geri bırakmak gayesiyle kötüye kullanıldığını kabul etmek için ciddi sebepler bulunduğu takdirde icra mahkemesi takibin talikı talebini reddeder. Takibin talikıne karar verilirse, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına karşı davacıdan 36 ncı maddede gösterilen teminat alınır. Teminatın cins ve miktarı mevcut delillerin mahiyetine göre takdir olunur. (Değişik beşinci fıkra: 2/3/2005-5311/9 md.) Takibin devamına dair verilen icra mahkemesi kararı kesindir. Üçüncü şahıs, icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmaya mecburdur. Bu müddet zarfında dava edilmediği takdirde üçüncü şahıs alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır. Kiralanan taşınmaz veya gemilerdeki hapis hakkına tabi eşya ile ilgili istihkak davaları Borçlar Kanununun 268 inci maddesinin 1 inci fıkrasında yazılı hükümlere uygun olmadıkça talik emri verilemez. Dava esnasında 106 ncı maddedeki müddetler cereyan etmez. Yukardaki hükümler dairesinde kendisine istihkak talebinde bulunmak imkanı verilmemiş olan üçüncü şahıs, haczedilen şey hakkında veya satılıp da bedeli henüz alacaklıya verilmemişse bedeli hakkında, hacze ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde, icra mahkemesinde istihkak davası açabilir. Aksi takdirde aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. Bu halde davacının talebi üzerine icra hakimi takibin talik edilip edilmemesi hakkında yukardaki hükümler dairesinde acele karar vermeye mecburdur. Bu karar diğer taraf dinlenmeksizin de verilebilir. İstihkak davası neticelenmeden mahcuz mal paraya çevrilmiş bulunursa icra hakimi işbu bedelin yargılama neticesine kadar ödenmemesi veya teminat karşılığında veya halin icabına göre teminatsız derhal alacaklıya verilmesi hususunda ayrıca karar verir. İstihkak davasına umumi hükümler dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılır. Mahcuz eşya ile ilgili olarak icra memuruna dermeyan edilen iddiada üçüncü şahıs ve borçlunun birleşmeleri alacaklıya müessir değildir. Üçüncü şahsın bu iddiasını ispat etmesi lazımdır. Ancak üçüncü şahsın mahcuz eşyanın kendisinin mülkü veya kendisine merhun olduğu hakkındaki iddiasının borçlu tarafından kabulü kendi aleyhine delil teşkil eder ve ileride bu ikrara aykırı hiçbir iddiada bulunamaz. (Değişik: 9/11/1988-3494/11 md.) İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur. (Değişik ondördüncü fıkra: 2/3/2005-5311/9 md.) Davanın reddi hakkındaki karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran istihkak davacısı icra dairesinden 36 ncı maddeye göre mühlet isteyebilir. İstihkak davası sabit olur ve birinci fıkra gereğince istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti tahakkuk ederse haczolunan malın değerinin yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınmasına asıl dava ile birlikte hükmolunur. Koca aleyhine yapılmış bir hacizde karı şahsi malları üzerindeki haklarını Medeni Kanunun 160 ıncı maddesi hükmüne tabi olmaksızın kendisi takip edebilir. İstihkak davasına karşı haczi yaptıran alacaklı bu kanunun 11 inci babı hükümlerine dayanarak ve muvakkat veya kati aciz belgesi ibrazına mecbur olmaksızın mütekabilen iptal davası açabilir. Dava ve mütekabil davada tarafların gösterecekleri bütün delilleri hakim serbestce takdir eder. İstihkak davaları süratle ve diğer davalardan önce görülerek karara bağlanır. "İstihkak davalarında mülkiyet karinesi" başlıklı Madde 97/a hükmüne göre, Bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. (Ek üçüncü ve dördüncü cümle:24/11/2021-7343/8 md.) Bu hâlde üçüncü şahıs yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. Ancak 97 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca takibin devamına karar verilmesi hâlinde mal muhafaza altına alınabilir. Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibariyle kadın, erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar veya örf ve adet, sanat, meslek veya meşgale icabı olanlar bunların farz olunur. Bu karinenin aksini ispat külfeti iddia eden kişiye düşer. İstihkak davacısı malı ne suretle iktisap ettiğini ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebep ve hadiseleri göstermek ve bunları ispat etmekle mükelleftir. "Üçüncü şahsın zilyetliği" başlıklı Madde 99 hükmüne göre, Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde icra mahkemesine istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır. Alacaklı tarafından süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar, haczedilen malın satışı yapılamaz. Haczin, üçüncü kişinin yokluğunda yapılması ve üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulması halinde de bu fıkra hükmü uygulanır. Öncelikle, kesinleşen takip dosyasına borç miktarı kadar yapılan ödeme nedeniyle takip alacaklısı yönünden sebepsiz zenginleşme söz konusu olamayacaktır. Ancak, somut olayda haciz mahallinde tüm borcun ödenmesi nedeniyle haciz işlemlerinin tamamlanmadığı ve takip borcunun kapanması nedeniyle İİK 97 prosedürünün de uygulanmadığı, uygulandığına dair bir kayıt bulunmadığı anlaşılmaktadır. İcra dosyası üzerinden görülmüş bir istihkak yargılaması bulunmadığına ve davacının takip borçlusu olmadığının açık olmasına göre, haksız haciz baskısı ile ödeme iddiasının İİK 97 vd ile genel hükümlere göre irdelenmesi gerekmektedir. Ticaret sicil kayıtlarına göre; dava dışı borçlunun şirket müdürü olduğu ... Şti'nin adresi .... sok. No ... ... iken 10/07/2019 tarihinde adresin... Mah. ... Cad. No .../... olarak değiştirildiği, davacı şirketin adresinin ise 24/05/2019 tarihinde ...Sok No ...../....adresine taşındığı, buna göre her iki şirketin bir süre aynı adreste faaliyet gösterdiği, davacı şirketin haciz yapılan adresinin ise vergi levhasındaki başkaca bir adres olduğu ve bu işyerine ilişkin kira sözleşmesinin mevcut olduğu, borçlunun ise 05/12/2019-27/04/2020 arası davacı şirkette sigorta kaydının bulunduğu ve haciz anında haciz mahallinde hazır bulunduğu kayıtlar ile sabittir. İcra Müdürlüğünce haciz tutanağına İİK 97 düzenlemesi gereğince işlem yapılarak haciz ve muhafaza işlemine başlandığının yazıldığı ve malların tutanağa geçirildiği, her ne kadar alacaklı vekilince "gelinen adreste dosya borçlusunun şirketlerinin eski adresi olup, dosya borçlusu mahalde hazırdır" şeklinde beyanda bulunulmuş ise de; haciz mahallinin yukarıda izah edildiği gibi dosya borçlusunun veya temsilcisi olduğu şirketin eski adreslerinden olmadığı, dosyada bu hususta bir kayıt bulunmadığı anlaşılmıştır. Takibe konu borç dava dışı borçlunun şahsi kredi kartı borcudur. Davacı şirket ile ortaklık bağlantısı ispat edilemeyen sadece bir dönem çalışan kaydının bulunan davacının haciz anında işyerinde bulunması malların borçlu elinde bulunduğu sonuca ulaşmak için yeterli değildir. Davacı şirketin tek hissedar ve yetkilisinin ...olmasına göre borçlunun eskiden müdürü olduğu....şirketi ile davacı şirket arasında organik bağın da ispatlandığı söylenemeyeceğine göre, haczedilen malların takip borçlusuna ait olmadığının sabit olduğu ve haciz baskısı altında ödeme yapan davacının yaptığı ödemenin haksız bir ödeme olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygun görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. (aynı yönde Yargıtay 4. HD 2019/3068 E. 2020/1388 K. 01/06/2020 T, Yargıtay 11 HD 2021/8181 E. 2021/6683 K. 29/11/2021 T.li ilamlar) Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek suretiyle ; Davanın kabulü ile 95.000 TL'nin 14/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-2) bendi gereğince KABULÜNE, 2-İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/351 Esas 2022/496 Karar sayılı 06/06/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 3-Düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; a)Davanın KABULÜNE, b)95.000 TL'nin 14/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c)Davacı tarafından peşin yatırılan 1.622,37 TL'nın alınması gereken 6.489,45 TL karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 4.867,08 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, mahsubuna karar verilen 1.622,37 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç)Davacı tarafından yapılan 237,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d)Davalı tarafından ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında yapılan bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, e)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince; kabul edilip hüküm altına alınan tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan 13,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıda alınarak davacıya verilmesine, 6-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 03/12/2025 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.