TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR SONGÜL UÇKAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2015/2070) Karar Tarihi: 19/11/2020 Başvuru Numarası : 2015/2070 Karar Tarihi : 19/11/2020 2İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM M.Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Tuğba YILDIZ Başvurucular : 1. Songül UÇKAN 2. Bekir BALTACIOĞLU3. Filiz UÇAR Başvurucular Vekili: Av. Aydın AYANOĞLU I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, özelleştirme kapsamına alı
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR SONGÜL UÇKAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2015/2070) Karar Tarihi: 19/11/2020 Başvuru Numarası : 2015/2070 Karar Tarihi : 19/11/2020 2İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM M.Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Tuğba YILDIZ Başvurucular : 1. Songül UÇKAN 2. Bekir BALTACIOĞLU3. Filiz UÇAR Başvurucular Vekili: Av. Aydın AYANOĞLU I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, özelleştirme kapsamına alınan kurumda görev yapan pe rsonelin devrine ilişkin yönetim kurulu kararının iptaline dair yargı ka rarının icra edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ili şkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ2. Başvuru 2/2/2015 tarihinde yapılmıştır. 3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön i ncelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyon tarafından 2015/2076, 2015/2078 başvuru numaralı bir eysel başvuru dosyalarının konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2015/2070 b aşvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya ü zerinden yapılmasına karar verilmiştir. 5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafında n yapılmasına karar verilmiştir. 6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve es as incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru Numarası : 2015/2070 Karar Tarihi : 19/11/2020 37. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. III. OLAY VE OLGULAR 8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar öz etle şöyledir: A. Bireysel Başvurudan Önceki Süreç 9. Başvurucular; Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeler i (TTA) A.Ş. Genel Müdürlüğü bünyesindeki Ambalaj Fabrikasında (Fabrika) gör ev yapmaktayken TTA A.Ş. özelleştirme kapsamına alınmıştır. 10. Özelleştirme Yüksek Kurulunun (ÖYK) 20/4/2011 tarihli kararı ile; TTA A.Ş. mülkiyetinde bulunan fabrikanın taraflarca mutabakat sağlanacak uygun sayıda işçi ile birlikte Hazine Müsteşarlığı Darphane ve Damga Matbaası Genel M üdürlüğüne devredilmesine karar verilmiştir. Devrin usulüne ilişkin TTA A. Ş. ile Hazine Müsteşarlığı Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü arasında 4/1/2012 ta rihinde protoko l imzalanmıştır. 11. ÖYK'nın kararı gereğince yapılan protokoller çerçevesinde; T TA A.Ş. yönetim kurulu 149 işçiden 75 işçinin istihdam fazlası personel olarak belirlenerek fabrikayla birlikte devrine; aralarında başvurucuların da bulunduğu geriye kalan 74 işçinin ise TTA A.Ş. Genel Müdürlüğü, Sosyal Tesisler Müdürlüğüne nakline karar vermiştir. TTA A.Ş. Genel Müdürlüğünün özelleştirme neticesinde tüzel kişiliği kaldırılmı ş ve münfesih hâle gelmiştir. 12. Başvurucular, istihdam fazlası personel olarak belirlenmeyip sosyal tesisler müdürlüğünde görevlendirilmelerine ilişkin yönetim kurulu karar ının iptali istemiyle TTA A.Ş. Genel Müdürlüğüne karşı idare mahkemesinde dava açmıştır. 13. İstanbul 1. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 29/3/2013 tarihli kara rlarla TTA A.Ş. yönetim kurulu kararının iptaline karar vermiştir. Karar gerekç esinde; fabrikada görev yapa n personelden hangilerinin ilgili kuruluşa devredilip hangilerini n devredilmeyeceği hususunun, görev yapan işçilerin çalışma hayatının devamlılığı açısından h ayati önem arz ettiğini belirterek devredilecek işçilerin somut ve gerçekçi kriterler ç erçevesinde belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. İdarelerin savunmasında birtakım kri terler çerçevesinde bu tespitin yapıldığı ileri sürülse de gerek dosyada bu tespitin nasıl yapı ldığına dair hiçbir belge sunulmaması gerekse devredilecek personelin neye göre belirlend iğinin ortaya konulmaması nedeniyle idarelerin haiz olduğu takdir yetkisini hukuka uygun olarak kullanıldığından söz etme olanağı bulunmadığını kabul eden Mahkeme, bir kısım person elin istihdam fazlası olarak Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğüne devrine, ar alarında başvurucuların da bulunduğu bir kısım personelin ise kuruluş merkezinde çalışt ırılmaya devam edilmesine ilişkin kararda hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varmıştır. 14. Söz konusu iptal kararı üzerine idarece herhangi bir işlem t esis edildiğine dai r dosyada bilgi ve belge bulunmamaktadır. 15. Temyiz talebi üzerine Danıştay Beşinci Dairesi (Daire) muhte lif tarihlerde Mahkemenin kararlarını bozmuştur. Bozma kararlarının gerekçesin de; devredilecek işçilerin ne şekilde saptanacağına ilişkin herhangi bir kriter öngörülmed iği, sadece taraflarca mutabakat sağlanacak uygun sayıda işçi personelinin anılan gene l müdürlüğe devrinden söz Başvuru Numarası : 2015/2070 Karar Tarihi : 19/11/2020 4edildiği ifade edilmiştir. Ayrıca dava konusu yönetim kurulunun kararında, devredilecek işçilerin Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından öğrenim durumu, yaş, hizmet yılı, kadro unvanı ve fiilen yaptığı görev gibi kriterle r çerçevesinde değerlendirildiği, devredilecek personelin tespitinde takdir yetkisine sahip olund uğu ve belirli kişilerin tespiti hususunda yargı kararı ile idarenin zorlanamayacağı vurgulanmış tır. 16. Başvurucular, karar düzeltme talebinde bulunmuşlarsa da Dair e tarafında n talepleri reddedilmiştir. 17. Başvurucular, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde İ stanbul 1. İdare Mahkemesinin iptal kararını uygulamadığını ileri sürdükleri gör evliler hakkında görevi kötüye kullanma suçu isnadıyla şikâyette bulunmuştur. 18. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı 31/10/2014 tarihinde Dan ıştay Beşinci Dairesi'nin bozma kararına gerekçesinde yer vererek henüz davan ın kesinleşmediğini, yetkililerin görevlerini kötüye kullandıklarına dair kamu davas ı açılmasını gerektirir suç şüphesi olmadığını belirterek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Bu karara karşı yapılan itiraz da Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 29/12/2014 tarihinde reddedilmiştir. 19. Başvurucular, itirazın reddine dair kararı 13/1/2015 tarihin de tebliğ aldıktan sonra 2/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç20. Mahkeme, bozma kararına uymayarak ilk verdiği kararlarda ısr ar etmiştir. 21. Temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) 1 4/4/2016 tarihli kararla Mahkemenin ısrar kararlarını onamıştır. 22. Karar düzeltme talebi İDDK tarafından 4/12/2017 tarihinde re ddedilmiştir. 23. Anayasa Mahkemesince, başvurucuların uygulanmadığını ileri s ürdükleri kararların gereklerinin yerine getirilip getirilmediği ve başvu rucular hakkında konuya ilişkin olarak bir işlem yapılıp yapılmadığı hususlarında Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Devlet Personel Başkanlığından bilgi istenmiştir. 24. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gönderilen 5/12/2 018 tarihli yazı ve eklerinde yukarıda aktarılan olay silsilesine yer verilerek gel inen süreçte Sosyal Tesisler Müdürlüğüne nakledilen personelden 10 işçinin iş sözleşmesinin kendi istekleriyle (4/C kapsamında atanabilmek için) sona erdiği, diğerlerinden de çeşi tli sebeplerle ayrılanların olduğu ama bu işçiler arasından toplam 17'si tarafından dava aç ıldığı belirtilmiştir. Yargı kararlarının yerine getirilmesi amacıyla 17 işçiyle ilgili Darp hane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğüne kararların iletildiği, 29/8/2016 tarihli yazıyla da vanın tarafı olmadıklarını, verilen iptal kararının TTA A.Ş. yönetim kurulu kararına ilişki n olduğunu ve bu kararın yapılan işçi devrine ilişkin protokollerden sonra alındığını, d olayısıyla kendilerini bağlayıcı bir karar olmadığını belirterek 17 işçi hakkında işlem yapmayac akları şeklinde cevap aldıklarını iletmişlerdir. Darphane ve Damga Matbaası Genel Müd ürlüğünün cevabı üzerine münfesih kurum yönetim kurulunca yeniden bir karar alındığını v e 17 işçinin Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğüne devredilmesine karar aldıkları nı ancak benzer gerekçelerle aynı cevabı aldıklarını ifade etmişlerdir. Başvuru Numarası : 2015/2070 Karar Tarihi : 19/11/2020 525. Devlet Personel Başkanlığı tarafından gönderilen yazılarda başvurucuların Sosyal Tesisler Müdürlüğünde bir süre çalıştıktan sonra kendi i stekleri doğrultusunda 4/C kapsamında farklı kamu kurumlarında geçici personel olarak göre vlendirildiğine yer verilmiştir. Görevlendirildikleri kurumlardan da başvurucularda n Songül Uçkan'ın 14/7/2017 tarihinde emekli olarak, Bekir Baltacıoğlu'nun 12/2/2016 tarihi nde yaşlılık ve malullük aylığı almaya hak kazanarak, Filiz Uçar'ın ise 30/4/2013 tarihinde ken di isteğiyle istifa ederek ayrıldığı belirtilmiştir. IV. İLGİLİ HUKUKA. Ulusal Hukuk 26. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 'nun " Kararlar ın sonuçlar ı" kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "1. Dan ıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmas ına ilişkin kararlar ının icaplar ına göre idare, gecikmeksizin i şlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde karar ın idarey e tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. ..." 27. 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un " Kuruluşlardaki Personelin Nakli " kenar başlıklı 22. maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "Özelleştirme program ına al ınan kurulu şlarda (iştirakler hariç) ilgili kurulu ş veya İdare taraf ından istihdam fazlas ı personel belirlenmesi ya da bu kurulu şlar ın k ısmen veya tamamen sat ışı nedeniyle kamu tüzel ki şiliğinin sona ermesi, devredilmesi, küçültülmesi, faaliyetlerinin durdurulmas ı, kapat ılmas ı, tasfiye edilmesi halinde; bu kurulu şlarda programa al ınma tarihi itibar ıyla 657 say ılı Devlet Memurlar ı Kanununa tâbi olarak veya sözleşmeli statüde çal ışmakta olanlar ile i ş kanunlar ına tâbi olarak görev yapmakla birlikte toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanmayan genel müdür, genel müdür yard ımc ısı, teftiş kurulu ba şkan ı, kurul ba şkan ı, daire ba şka-n ı, müessese, bölge, fabrika, i şletme v e şube müdürü, müfetti ş ve müfetti ş yard ımc ısı, müşavir ve ba şuzman unvanl ı kadrolar a atanmak suretiyle görev yapan personel, kamu kurum ve kurulu şlar ına nakledilmek üzere yukar ıda belirtilen i şlemlerin tamamlanmas ından itibaren onbe ş gün içerisinde İdare taraf ından Devlet Personel Ba şkanl ığına bildirilir. Nakil hakk ı tan ınan bir kadro veya pozisyonda görev yapmakta iken İdare taraf ından ihdas edilen ve i ş kanunlar ına tâbi olan kadrolara atanmay ı kabul edenler ile kurulu ş özelleştirme program ına al ındıktan sonra kuruluşa naklen veya aç ıktan atananlar bu madde ile getirilen nakil hakk ından yararlanamaz. İdare, özelle ştirme program ındaki kurulu şlarda nakil hakk ı kapsam ında yer alan kadro ve pozisyonlardan bo ş bulunanlar ı iptal etmeye, kadro ve pozisyonlar ın yerini, ayn ı kuruluş bünyesindeki şirketler veya i şyerleri aras ında değiştirmeye yetkilidir. Özelleştirme program ındaki herhangi bir kurulu şun personeli, İdare taraf ından özelleştirilecek kurulu şlarda görevlendirilebilir ve yetkilendirilebilirler." B. Uluslararası Hukuk 1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir: Başvuru Numarası : 2015/2070 Karar Tarihi : 19/11/2020 6"Herkes davas ının, medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyu şmazl ıklar ya da ceza i alanda kendisine yöneltilen suçlamalar ın esas ı konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağıms ız ve tarafs ız bir mahkeme taraf ından, kamuya aç ık olarak ve makul bi r süre içinde, görülmesini isteme hakk ına sahiptir." 2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı 29. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesind e kararların icrasından açıkça bahsedilmemekle birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının icra edilmesi hakkını, adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zam anda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsar. Mahkeme karar larının uygulanması, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar, uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan , B. No: 18357/91, 19/3/1997, 40). 30. AİHM'e göre herhangi bir mahkeme tarafından verilen bir kara rın icrası, 6. maddenin amaçları bağlamında davanın ayrılmaz bir parçası olara k düşünülmelidir (Hornsby/Yunanistan, 40; Scordino/ İtalya (No. 1) [BD], B. No: 36813/97, 29/3/2006, 196). Kamu otoriteleri, nihai yargı kararına uymak için gerekli önlemleri almada başarısız olduğu takdirde 6/1. maddenin hükümlerini tüm yararlı etkilerin den mahrum bırakmış olurlar (Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, 37). 31. AİHM, yukarıdaki prensiplerin -sonuçları davacının medeni ha kları üzerinde belirleyici olan idari uyuşmazlıklara ilişkin yargılamalar bağl amında- daha büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etmektedir. Gerçekte davacı, devletin en ü st idari mahkemesi önünde iptal başvurusunda bulunmak suretiyle yalnızca hakkında itirazd a bulunulan kararın iptalini değil aynı zamanda ve her şeyden önce söz konusu kararın netice lerinin ortadan kaldırılmasını talep etmektedir. Dolayısıyla davacının etkili b ir şekilde korunması ve hukuka uygunluğun yeniden sağlanması idari makamların kararı icra etme yükümlülüğünün olmasını gerektirir ( Hornsby/Yunanistan, 41; Kyrtatos/Yunanistan, B. No: 41666/98, 22/5/2003, 31, 32). 32. AİHM, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının lehine ka rar verilen tarafın zarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumunda Sözleşme'nin 6. maddesinin teminat altına aldığı mahkemeye erişim hakkının bir anlam ifade etmeyec eğini vurgulamaktadır. Hangi yargı makamı verirse versin bir yargı kararının veya hükm ünün infaz edilmesi, 6. madde anlamında dava nın tamamlayıcı unsuru olarak değerlendirilmelidir ( Burdov/Rusya, 34). 33. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında bir yargı yerine ul aşma hakkının sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil aynı zamanda o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi de koruduğunu kab ul etmiştir (Apostol/Gürcistan , B. No: 40765/02, 28/2/2007, 54). 34.Reisner/Türkiye (B. No: 46815/09, 21/7/2015, 48-50) kararına konu olayda ise bir bankaya el konulması işleminin yargı kararıyla iptal ed ilmesine rağmen bu bankanın üçüncü bir kişiye satışı nedeniyle söz konusu yargı kararının u ygulanmaması söz konusudur. Başvuru Numarası : 2015/2070 Karar Tarihi : 19/11/2020 7AİHM başvurucunun dava açabilmekle birlikte iptal kararının icr asının mümkün olamadığına dikkati çekmiştir. AİHM'e göre yerel icra usulünün karmaşıklığı veya devletin bütçe sistemi, Sözleşme uyarınca bağlayıcı ve icra edilebilir yargısal kararla rın makul bir süre içinde icra edilmesini herkes için sağlama yükümlülüğünden devleti muaf tut amaz. V. İNCELEME VE GEREKÇE 35. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda baş vuru incelenip gereği düşünüldü: A. Kararın İcrası Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia 1. Başvurucuların İddiaları36. Başvurucular; lehlerine verilen iptal kararlarının uygulanma dığını bu nedenle özlük haklarındaki iyileşmenin engellendiğini, maddi yönden zar ara uğradıklarını belirterek Anayasa'nın 2., 17., 36., 38. ve 138. maddelerinin ihlal edildi ğini ileri sürmüşlerdir. 2. Değerlendirme37. Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Herkes, me şru vas ıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yarg ı mercileri önünde davac ı veya daval ı olarak iddia ve savunma ile adil yarg ılanma hakk ına sahiptir." 38. Anayasa nın 138. maddesinin son fıkrası şöyledir: "Yasama ve yürütme organlar ı ile idare, mahkeme kararlar ına uymak zorundad ır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlar ını hiçbir suretle de ğiştiremez ve bunlar ın yerine getirilmesini geciktiremez." 39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hu kuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsi fini kendisi takdir eder ( Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Bu çerçevede başvurucunun yu karıda yer verilen şikâyetlerinin özünün kesinleşmiş yargı kararının uygulanmadığı hususuna ilişkin olduğu görüldüğünden belirtilen ihlal iddiası niteliği gereği kararın icrası hakkı bağlamında incelenmiştir. a. Kabul Edilebilirlik Yönünden40. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu Erol Aksoy ([GK], B. No: 2016/11026, 12/12/2019) kararında, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin üçün cü fıkrasında öngörülen tazminat yolunun idarenin mahkeme kararlarını uygulama yönündek i anayasal yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını, bu tazminat hükümlerin in kararın uygulanmamasının alternatif bir yolu olarak kabul edilemeyeceği ni ve idareyi kararı uygulamaktan alıkoymaması gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca id arenin hukuki veya fiilî imkânsızlıklar olsa dahi her durumda kararı uygulamak için elin den gelen her gayreti gösterdiğini ve ilgiliye eski hâle getirme ilkesine göre en uyg un alternatif çözümü önererek yargı kararına uyma iradesini haiz olduğunu ortaya koyması gere ktiği belirtilmiştir. Bu Başvuru Numarası : 2015/2070 Karar Tarihi : 19/11/2020 8doğrultuda kesinleşmiş bulunan yargı kararlarının uygulanmadığı durumlarda kararın icrası hakkından şikâyet edebilmek adına başvurucuların başka bir yolu tüketmeye, tazminat davası açmaya zorlanamayacağı tespit edilmiştir ( Erol Aksoy , 47-58). 41. Somut başvuruda, kesinleşmiş bir iptal hükmünün icra edilmed iği yönünde ihlal iddiasında bulunulduğundan başvurucuların ayrıca başka bir yolu tüketmesine gerek bulunmamaktadır. 42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine ka rar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kararın i crası hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gere kir. Kadir ÖZKAYA bu görüşe katılmamıştır.b. Esas Yönünden i. Genel İlkeler 43. Hukuk güvenliği ve hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesi için devletin her türlü işlem ve eyleminin yargı denetimine açık olması gerekir. Nitekim Anayasa nın 125. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde İdarenin her türlü eylem ve i şlemlerine kar şı yarg ı yolu aç ıktır. denilmek suretiyle bu husus anayasal güvenceye kavuşturulmuştu r. Ancak hukuk güvenliğinin ve hukukun üstünlüğünün sağlanması içi n devletin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık tutulması yeterli olmayıp yargı mercileri tarafında n verilen kararların gecikmeksizin uygulanması da gerekir. Yapıla n yargısal denetim neticesinde bir işlemin hukuka aykırı olduğu tespit edilmesine rağmen işlemin iptali yönündeki kararın uygulanmaması, devletin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık tutulmasını anlamsız hâle getirir. Zira hukuk güvenliği ve huku kun üstünlüğü sadece hukuka aykırılıkların tespit edilmesiyle değil bunların tüm sonuçlarıy la ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir (AYM, E.2012/73, K.2013/107, 3/10/2013). 44. Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasına göre yasama v e yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu h ükümde mahkeme kararlarına uyma ve bu kararları değiştirmeksizin yerine getirm e hususunda yasama ve yürütme organları ile idare lehine herhangi bir istisnaya yer v erilmemiştir. Yargı kararlarının ilgili kamu makamlarınca zamanında yerine getirilmediği bir dev lette, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hak ve özgürlükleri tam anlamıyl a kullanabilmeleri mümkün olmaz. Dolayısıyla devlet, yargı kararlarının zamanında icra ed ilmesini sağlayarak bireyle r aleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve bu yolla bireylerin kamu otoriteleri ile hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumakla yükümlüdür. Bu sebeple Anayasa'nın 2. maddesinde öngörülen hukuk devleti ilkesinin bir gereği olar ak bireylerin kamu otoritesi ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını koruma adına vazge çilemez bir görev ifa eden yargı kararlarının zamanında icra edilmeyerek sonuçsuz bırakılm ası kabul edilemez (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Arman Mazman , B. No: 2013/1752, 26/6/2014, 61). 45. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yarg ı organlarına davacı veya davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Anılan maddeyle güv ence altına alınan adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının öt esinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korun masını sağlayan en etkili Başvuru Numarası : 2015/2070 Karar Tarihi : 19/11/2020 9güvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa'nın yasama ve yürütm e organları ile idarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu ve mahkeme kararlarının değiştirilemeyeceği ile uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138. maddesinin de adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıkt ır (Arman Mazman , 57). 46. Anayasa nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve daval ı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010). Bu bağlamda mahkemeye er işim hakkı mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsar. Mahke me kararlarının uygulanması yargılamanın dışında olmakla birlikte onu tamamlayan ve yargıla manın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir a nlamı olmayacaktır. Bu nedenle yargı kararlarının uygulanması mahkemeye eri şim hakk ı kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması yeterli değildir, ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanm ası da gerekir. Hukuk sisteminde, nihai mahkeme kararlarını taraflardan birinin aleyhine sonuç do ğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren düzenlemeler bulunması veya mahkeme kararlarının i crasının herhangi bir şekilde engellenmesi hâllerinde mahkemeye eri şim hakk ı da anlamını yitirecektir ( Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144, 2/10/2013, 28). 47. Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğü, hukukun genel ilkel erinden biri olarak da kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de bir gereğidir. Çünk ü bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, zarar gören tar aflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse adil yargılanma hakkının sağladığı güvencel erin bir anlamı kalmayacaktır ( Arman Mazman , 65). ii. İlkelerin Olaya Uygulanması 48. Başvurucular, özelleştirme kapsamına alınan bir kurumda çalı şmaktayken çalıştıkları fabrikanın farklı bir kuruma belirli personelle de vredilmesi ve kendilerinin merkezi kuruluşta kalmalarına ilişkin yönetim kurulu kararını d ava konusu etmiş ve bu yönetim kurulu kararı objektif kriterler içermediği gerekçesiyl e ile iptal edilmiştir. Başvurucuların kararlarının uygulanması istemi ise fiilî olarak mümkün olmadığı gerekçesiyle İdarece reddedilmiştir. Somut başvuruya temel olan süreçte esasa ilişkin olarak verilen, kesinleşmiş fakat uygulanmamış olan bir yargı kararını n varlığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. 49. Anayasa'nın 11. maddesine göre Anayasa hükümleri; yasama, yü rütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağla yan temel hukuk kurallarıdır. Kamu makamlarının yargı kararlarına uyma zorunluluğunun dayanağ ı ise Anayasa'nın emredici nitelikteki 138. maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür. Bu bağlamda Anayasa'nın anılan hükümleri uyarınca devletin yargı kararlarına uyulmasını sağlayacak tedbirleri sağlaması ve gerekli mekanizmaları oluşturması zorunludur ( Erol Aksoy 81). 50. İdari yargı kolunda açılan davalar (idari sözleşmelerden kay naklanan bazı davalar hariç), idari fonksiyonun eylem ya da işlem şeklinde te zahür etmesi üzerine idari fonksiyonu icra eden kamu makamına karşı açılan iptal ve tam ya rgı davalarıdır. Dolayısıyla iptal ya da kabul hükmünün muhatabı, organik olanı da kapsayaca k şekilde fonksiyonel anlamda idare makamları olmaktadır. Bununla birlikte idarenin y argı kararını icra etmemesi/edememesi hâli salt kendi iradesinden kaynaklanmayabil ir. Lehine karar verilen Başvuru Numarası : 2015/2070 Karar Tarihi : 19/11/2020 10kişinin ölmesi, mirasçısının bulunmaması, statüsünün değişmesi, uyuşmazlık konusu hukuki durumun ortadan kalkması gibi örneklerin çoğaltılabileceği hâll erde kamu gücünün herhangi bir dahli bulunmadan idarenin iptal ya da kabul hükmünü uygulam ası fiilen mümkü n olmaktan çıkabilecektir. Bu gibi hâllerde kararın icrası hakkın a yönelik olarak kamu gücü tarafından gerçekleştirilen bir ihlalin varlığından söz edileme yebilir. Bunun yanında idarenin yargı kararını icra etmemesi/edememesi hâli kamu gücünü kullana n farklı mercilerin edimlerinden, müdahalelerinden de kaynaklanabilir. Bu durumlard a doğrudan iptal ya da kabul kararının muhatabı olmasa dahi kamu gücünü kullanan bir k amu makamının müdahalesinden/etkisinden söz etmek ve bu etkiyi hakkın ihlal e dilip edilmediği bağlamında değerlendirmek mümkündür ( Bediha Altun , B. No: 2015/6354, 23/10/2019, 41). 51. Kararın icrası hakkı; uyuşmazlığın mahiyeti, icra edilecek k ararın niteliği, yargılama sırasında veya sonrasında meydana gelen maddi ve huku ki koşulların olası etkileri nedeniyle yargı kararının mutlak anlamda aynen uygulanmasının s ağlanması yönünde bir güvenceyi içermemektedir. Bunun yanında bir iptal kararını icra etmenin fiilen veya hukuken imkânsız olduğu olağanüstü koşullarda dahi idarenin uygulama yü kümlülüğü ortadan kalkmamaktadır. Aynen icranın hukuken veya fiilen imkânsız oldu ğu hâllerde ifanın şeklinde değişikliğe gidilmesi mümkün görülmelidir. Aynen icranın önünde engellerin mevcut olduğu durumlarda icra biçiminde değişikliğe gidilmesi mümkün olsa da bunun ilgilinin yeniden yargıya başvurmasına gerek kalmayacak şekilde yapılmasına ve al ternatif tedbirin kişiye sağlayacağı tatminin aynen icraya nazaran bariz bir nispetsizli k içinde olmamasına öze n gösterilmelidir. İdare, hukuki veya fiilî imkânsızlıklar olsa d ahi her durumda kararı uygulamak için elinden gelen her gayreti gösterdiğini ve kararı uygulama önündeki engellerin aşılamaz olduğunu ispatlamak zorundadır. Bu gibi hâllerde idare , ilgiliye eski hâle getirme ilkesine göre en uygun alternatif çözümü önererek söz konusu ka rara uyma iradesinde olduğunu açıkça ortaya koymalıdır (benzer değerlendirmeler için bkz. Erol Aksoy , 53). 52. Başvuruya konu iptal kararlarında özetle münfesih kurum olan TTA A.Ş.nin yönetim kurulu tarafından hangi somut ve gerçekçi kriterlere gö re personel devri konusunda karar alındığının belli olmadığı ifade edilmiştir. Bu gerekçeye göre iptal kararının uygulanması başvurucular hakkında yeniden bir yönetim kurulu ka rarı alınarak değerlendirme yapmakla mümkündür. Ancak çalıştıkları kamu kurum unun tüzel kişiliği kaldırılmış ve özelleştirilmiştir. Dolayısıyla artık yönetim ku rulunun toplanması mümkü n değildir. Kaldı ki başvurucular da bu süreçte farklı kamu kurum larına geçici personel olarak atanmış, nihai olarak bazıları emeklilik sebebiyle bazısı kendi rızasıyla görevlerinden ayrılmıştır. İdare tarafından mahkeme kararını yerine getirmek amacıyla birçok girişimde bulunulduğu ileri sürülmüş hatta münfesih kurum yönetim kurulun ca yeniden bir karar alındığı belirtilmiş ise de TTA A.Ş.nin doğrudan idari işlem te sis etme imkânının olmadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla gelinen süreçte iptal kararının uyg ulanmasının fiilen mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte başvurucuların ihlal iddiasına konu ettiği teme l husus, iptal edilen hukuka aykırı yönetim kurulu nedeniyle isti hdam fazlası personel olarak belirlenmeyerek merkezi kuruluşta kalarak özlük hakları yönünde n geri kalmış olmaları nedeniyle uğradıkları zarardır. Bir başka ifadeyle başvurucular , iptal kararının uygulanması ile elde edilecek olası özlük haklarındaki iyileşmeyi elde edem emiş olmaktan şikâyet etmektedir. Başvurucuların iptal kararlarının uygulanmamasına b ağladığı sonuç budur. Başvurucuların iptal kararının uygulanmaması nedeniyle ulaşamad ığını/elde edemediğini ileri sürdükleri hususlar, yönetim kurulunun tekrar karar almasının d oğrudan bir sonucu değildir. Bu anlamda iptal kararının uygulanmasının doğrudan bir sonucunu n elde edilmesinden değil iptal hükmünün olası/ikincil sonuçlarının elde edilememesinden kaynaklı bir zarardan şikâyet edilmektedir. Başvuru Numarası : 2015/2070 Karar Tarihi : 19/11/2020 1153. Bu bağlamda idari makamların yargı kararını yerine getirmek amacıyla birçok girişimde bulunduğu ancak başvurucular lehine verilen kesinleşm iş iptal kararlarının fiili imkansızlıklar nedeniyle yerine getirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumun oluşmasında başvuruculara atfedilecek bir kusurun bulun madığı da dikkat alındığında -fiili imkansızlıktan kaynaklanmış olsa da- lehleri ne sonuçlanan kesinleşmiş iptal kararları uygulanmayan başvurucuların kararın icrası hakkının i hlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. 54. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa nın 36. maddesin de güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında kararın icrası h akkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. B. Savcılık Kararına İlişkin İhlal İddiaları 1. Başvurucuların İddiaları55. Başvurucular, yargı kararını uygulamayan kişiler hakkında su ç duyurusunda bulunmalarına rağmen savcılık tarafından hakkaniyete aykırı ola rak kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini belirterek adil yargılanma hakkını n ihlal edildiğini iddia etmiştir. 2. Değerlendirme56. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usull eri Hakkında Kanun un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel ba şvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın An ayasa da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sö zleşme) ve Türkiye nin tara f olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme nin ortak koruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren ba şvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir ( Onurhan Solmaz , B. No: 2012/1049, 26/3/2013, 18). 57. Sözleşme nin 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin meden i hak ve yükümlülükler ile ilgili uyu şmazl ıklar ın ve bir suç isnad ının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kala n adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular, Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışın da kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz. Bir ceza davasında üçüncü kişilerin ceza landırılmasını talep eden mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını hai z kişiler Sözleşme nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır ( Onurhan Solmaz , 23, 24). 58. Somut olaya ilişkin iddiaların üçüncü kişilerin cezalandırıl masına yönelik olduğu, dolayısıyla adil yargılanma hakkı kapsamına girmediği a nlaşılmaktadır. 59. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının konu bak ımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 60. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kurul uşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısm ı şöyledir: Başvuru Numarası : 2015/2070 Karar Tarihi : 19/11/2020 12 (1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. 61. Başvurucular, ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur. 62. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin ihla l edildiğine kara r verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığı ndan söz edilebilmesi için teme l kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önce ki duruma dönülmenin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durd urulması, ihlale konu kararın veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırıl ması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygu n görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir ( Mehmet Do ğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018 , 55). 63. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Bun a göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden kaynaklan abilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Do ğan, 57). 64. İhlalin idari eylem ve işlemden kaynaklandığı durumlarda 621 6 sayılı Kanun un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesi her somut olayın koşullarını dikkate alarak yapılması gerekenlere hükmeder ( Ali Kayan , B. No: 2015/9814, 20/3/2019, 86). 65. İlgili mahkemenin tespit edilen ihlali ve sonuçlarını ortada n kaldırma imkânını n bulunmadığı durumlarda ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için kararın bir örneğinin ilgili idareye gönderilmesi gerekebilir. Bu bağlamda idarece ön celikle yapılması gereken şey, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı doğrultusunda bir temel hak v e hürriyetin ihlaline yol açan idari eylem veya işlemin ortadan kaldırılarak tespit edile n ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemlerin yapılmasıdır. Bu çerçevede ihlal, yerin e getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsa söz konusu işlemin hak ihlaline yol açmayacak şekilde yeniden (veya daha önce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmek tedir ( Ali Kayan , 87). 66. Anayasa Mahkemesi kesinleşmiş yargı kararının idari makamlar ca uygulanamaması nedeniyle başvurucuların adil yargılanma hakkını n ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin idarenin ihmalin den kaynaklandığı tespit edilmiş ancak gönderilecek kurumun tüzel kişiliğinin ortadan ka ldırılmış olması nedeniyle kararın uygulanmasının fiilen mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Başvuru Numarası : 2015/2070 Karar Tarihi : 19/11/2020 1367. Bu durumda tespit edilen ihlalin giderilmesi için eski hâle getirme kuralına göre kararın idareye gönderilmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır. B aşvurucuların tazminat talepleri de olmadığı dikkate alındığında ihlalin tespitiyle ye tinilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. 68. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harcın başvuru culara ayrı ayrı 3.000 TL vekâlet ücretinin ise müştereken ödenmesine karar veri lmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. 1. Kararın icrası hakkının ihlal edildiğine yönelik iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA Kadir ÖZKAYA'nın karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 2. Savcılık kararına ilişkin adil yargılanma hakkının ihlal edil diğine yönelik iddianın konu bak ımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE, B. Anayasa nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adil yargılanm a hakkı kapsamında kararın icrası hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE OYBİRLİĞİYL E, C. 226,90 TL harcın başvuruculara AYRI AYRI, 3.000 TL vekâlet üc retinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine v e Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içinde yapıl masına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine k adar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, E. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul 1. İdare Mahkemesin e (E.2014/2542, K.2014/2349; E.2015/1453, K.2015/1988; E.2014/2548, K.2014/2348 ) GÖNDERİLMESİNE, F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/11 /2020 tarihinde karar verildi. Başkan Üye Üye Kadir ÖZKAYA Engin YILDIRIM M.Emin KUZ Üye Üy e Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Başvuru Numarası : 2015/2070 Karar Tarihi : 19/11/2020 14KARŞI OY Özelleştirme kapsamına alınan kurumda görev yapan personelin de vrine ilişkin yönetim kurulu kararının iptaline dair yargı kararının icra edi lmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına dayalı olarak yapı lan somut başvuruda, 2016/11026 sayılı Erol Aksoy başvurusuna ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi Gene l Kurulu nca verilen 12/12/2019 tarihli kararda 2577 sayılı Kanun 'un 28. maddesinden bahisle belirttiğim nedenlerle başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniy le kabul edilemezlik kararı verilmesi gerektiğini düşündüğümden çoğunluğun başvurunun esası nın incelenmesine ilişkin görüşüne katılmıyorum. Başkan Kadir ÖZKAYA